Chantal Mouffe Sakarya’ya gelirken – Fikrikadim

Chantal Mouffe Sakarya’ya gelirken

Servet Kızılay

Servet Kızılay

Dünyanın en ünlü siyaset kuramcılarından biri olarak sayılan Belçika’lı düşünür Chantal Mouffe “Çok Kutuplu Bir Demokrasi Tasavvuru” başlığı altında 21 Mayıs (Cumartesi), saat 16’da bir konuşma yapmak üzere Serdivan Fikir ve Sanat Akademisi’nin misafiri olarak geliyor.

Soğuk savaş sonrasında yüzünü tüm şiddetiyle gösteren tek kutuplu dünya ve onun hiper-iktidarıyla karşı karşıyayız. Sadece siyasal bir model olarak kendini sunmasıyla değil üstelik. Hayatımızın her alanında bu hiper-iktidarı hissetmek mümkün. Tam da bu noktada C.Mouffe bizlere bir çıkış yolunu işaret ediyor: ‘Çok Kutuplu Demokrasi’ fikri bile, uzun süredir biz sopa yiyenleri heyecanlandırıyor. Post-modern teoriler de ilk başlarda bizlerde aynı etkiyi uyandırmıştı. Post-modern teorilerin sosyolojisine baktığımızda; onun ABD ve Avrupa’dan ziyade dayak yiyen “üçüncü dünyada” tutulduğu, bir ümit olarak algılandığı görülebilir. Bununla söylemek istediğimiz şey; C.Mouffe’un siyasal teorilerinin tıpkı post-modern teoriler gibi aldatıcı ve oyalayıcı olduğu değil. Sopa yiyen “üçüncü dünyaya” gerçekten bir alan açmasının mümkün olup olmadığıyla ilgili.

Chantal-Mouffe

Chantal Mouffe öncelikle bugün herkesce kabul edilen ve ulaşılmaya çalışılan siyasal paradigmayı dağıtmayla ufkumuzu açıyor. Ezberlerin bozulduğu yer, öylesine kolayca tamir edilebilecek bir yer değil. Bugün Demokrasi adı altında kendini saklayan düşünceleri ve akımları ciddi şekilde sorguluyor: Liberal rasyonalizm, Liberal Demokrasi, Post-politik teoriler, Kozmopolitizm (çeşitleri) …vb bunlardan bazıları.

Bütün siyaseti ve siyasal olanı çıkarlar üzerinden kurgulayan, “hegemonyanın ötesinde” kurulabilen, evrensel bir mütabakata bağlayabilen bir siyaset hepimize dayatılıyor. Böylesine hakim paradigma C.Mouffe göre; siyasalın doğasını anlayamayan, toplumsal yapıyı da insanı da dışlayan, hegemonya ötesinde olduğunu iddia ettiği halde tek taraflı yeni hegemonya kuran, yeni Antagonizmalar (keskin çatışmalar, kararlar/ düşman üzerinden kamplaşmalar) üreten yani çatışmaları kaldırdığını söylediği halde daha büyük çatışma alanları getiren, yanıltıcı, korkunç siyaset model(ler)idir.

Günümüzde uzlaşmanın merkezi rol oynadığı, insanların yeterli şekilde bilgilendirilmesi ve eğitilmesiyle, iletişimsel bağ kurmasıyla kısacası evrenselleştirilmiş rasyonellikle bütün anlaşmazlıklar çatışmaya ve düşman kimliğine bürünmeden  müzakere sonucunda halledilebilir olduğunu söyleyen yerleşik tez, C.Mouffe’un öncelikle “siyasal” itirazıyla karşılaşır. Siyasal olan şey, insanın toplum ve siyaset konumunu belirleyen Biz/Onlar ayrımına bağlanan, toplumsal yaşamın  çatışmalı boyutunun kaldırılmaz olduğunu söyleyen ontolojik düzeydir. C.Mouffe’un siyasalı temellendirdiği eksen, büyük siyaset filozofu Carl Schmitt’in “siyasal kavramı”dır. C.Schmitt, siyasalı siyasal yapan şeyin Antagonizma olduğunu yani dost/ düşman arasındaki ayrım olduğunu söylemişti. Nasıl ki; doğru ve yanlış bilginin, iyi ve kötü ahlakın, güzel ve çirkin estetiğin kategorisi ise dost ve düşman da siyasal olanın kategorisidir, demişti. Lakin C.Mouffe’ “Schmittle Schmitte karşı” düşünmeyi önerir. Onun siyasalı kurduğu yer, “düşman” değil “Hasım”dır. Siyasal rakip düşman olarak görüldüğü ölçüde yok edilmesi gereken bir varlığa döner. Bu da ona göre birçok tehlikeliyi beraberinde getirir. Yani konumlama; düşmanlar arası ilişkiden hasımlar arası ilişkiye yerleştirilir. Antagonizm yerini Agonizme bırakır. Agonizm, çatışmanın rasyonel bir çözümü olmadığını kabul eden, karşılıklı olarak muhaliflerin birbirlerini tanıdıkları Biz/Onlar ilişkisidir. Agonistik yaklaşımda hegemonyanın ötesine geçmek yoktur onu yeniden çoğulluk içinde tanımlama vardır.

Carl Schmitt’en bahsetmişken burada ayrıca küçük bir parantez açmak isterim: Türkiye’de Carl Scmitt’i en iyi biçimde anlayan ve anlatan Doç.dr. Bünyamin Bezci’nin Sakarya Üniversitesinde olması bizim açımızdan büyük bir şans olduğunu söylemeliyiz.

Chantal Mouffe, siyaseti siyasaldan ayırır. Burada Martin Heidegger’in ontik/ ontolojik ayrımını kullanır: siyaset,ontiktir (varlıksaldır) yani kurum ve kuruluşuyla alakalıdır ve o ampiriktir. Oysa siyasal ontolojiktir (varoluşsaldır) yani toplumun kuruluşuyla alakalıdır ve o felsefidir. Mouffe, siyasal olan üzerinden ilerler. Günümüz siyaset anlayışında insani hasletler ve onun kimliğini kuran şeyler dışarıda bırakılmıştır: Mesela,”Tutku”, “Zevk” bunlardandır. Bunlar kollektif özdeşim kökeninde bulunur.

Chantal Mouffe, demokrasiden nihayi olarak vazgeçmez. Onun Agonistik düzeyde Radikalleşmesinden bahseder: Radikal Demokrasi ise, varolan iktidar yapılarının dönüştürülmesini ve yeni hegemonyanın kurulmasını gerektirir. Mouffe, Batı’nın “Birey” “Özgürlük”, “İnsan Hakları” gibi kavramlarını da yerden yere vurur. Bu ve benzeri kavramların çoğulluk içinde başka şekillerde anlaşılabileceğini belirtir. Çok kutuplu bir dünyada demokrasinin Batı’nın dayatmasını kırabileceği söylenir.

Chantal Mouffe’un siyasal teorilerini burada tek yazıyla anlatmak zor görünüyor ( iki defter not almama rağmen). Ayrıca onun teorilerine itiraz noktalarımızı söyleyemedik ( bu da ‘Chantal Mouffe Serdivan’dan Giderken’ başlığıyla sonraya bırakılsın). O halde; En iyisi,  Onu Serdivan Fikir ve Sanat Akademisinde dinleyerek anlamak ve karar vermek olmalıdır.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun