Anneler gününde teşekkürü en çok hak edenler – Fikrikadim

Anneler gününde teşekkürü en çok hak edenler

Anneler gününde teşekkürü belki de en çok hak edenler ömürlerini engelli çocuklarına adayanlar… Onlar, halen bir bebek gibi büyüttükleri çocuklarını bir nimet, bir hediye olarak görüyorlar. Bu zor görevde kendilerine daha çok yardım edilmesini istiyorlar.

Anneler gününde teşekkürü belki de en çok hak edenler ömürlerini engelli çocuklarına adayanlar… Onlar, halen bir bebek gibi büyüttükleri çocuklarını bir nimet, bir hediye olarak görüyorlar. Bu zor görevde kendilerine daha çok yardım edilmesini istiyorlar.

Onlardan kimisi sonradan engelli olan 4 çocuğunun tüm ihtiyaçlarını karşılıyor, kimi engelli bir çocuğu evlat ediniyor, kimi sırtında evladını okula götürüyor. Kendisi de engelli olan 62 yaşındaki Nazmiye Kadagan ise 2 çocuğuna gözü gibi bakıyor ve “Bazı anneler, sağlam bebeklerini bile çöplerin yanına bırakıp gidiyorlar. Ona buna veriyorlar. Ben kıyıp da veremem. Kimse de vermesin. Çocuğuna sahip çıksın” diyor. 

“4 engelli çocuğuna bakıyor”

Kocaeli’nin İzmit ilçesi Sanayi Mahallesi’nde yaşamını sürdüren 70 yaşındaki Hatice Uğurlu, “Friedreich ataksisi” yani sinir sisteminde ilerleyici hasara neden olarak, yürüme bozukluğu ve konuşma yetisinin yitirilmesi hastalığı nedeniyle çocuk yaşta yürüme yetisini kaybeden 4 engelli çocuğunun her türlü ihtiyacını özveriyle gideriyor.Uğurlu’nun çocukların hepsi sağlıklı olarak dünyaya gelmişti.

Yaklaşık 13 yaşında “Friedreich ataksisi”ye yakalanmalarının ardından 27 yıldır tekerlekli sandalyeye mahkûm olarak yaşamını sürdüren ve görme yetilerini kaybeden ikizler Serkan (40) ve İbrahim Uğurlu (40) ile kardeşleriyle aynı kaderi paylaşan Yıldız (42) ve Arzu Uğurlu (28), 70 yaşındaki annelerinin kendilerine bebek gibi bakması sayesinde hayata tutunuyor.

Hatice Uğurlu, bu tür engelli çocuklarına bakmayan, ilgilenmeyen anne babaları duyduğunu, onları kınadığını vurgulayarak, “Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünden geldiler. ‘4 çocuk size fazla, bakamazsınız. İkisini bize verin, bakalım” dediler. Kabul etmedim. Hiç şikâyet etmiyorum. İnsan kendi çocuğundan şikayetçi olur mu. Allah verdi.” ifadesini kullandı.

Annesine yardımcı olacak bir bakıcıya ihtiyaç duyduklarını anlatan Arzu Uğurlu, “Devletimizden bir yardımcı, bakımcı vermesini istiyoruz. Engelli çocuğu olan annelerin durumu çok zor. Biz ağır durumdayız. Annemden Allah razı olsun.” dedi.

Hastalığı nedeniyle konuşmakta zorluk çeken ikizler Serkan ve İbrahim de annelerini çok sevdiklerini belirterek, fedakâr kadının Anneler Günü’nü kutladı.

“Hayatımıza renk kattı”

Isparta’da yaşayan 2 çocuk annesi Serpil Yıldırım, doğduktan 38 gün sonra aldığı Zeynep Duru adlı kız çocuğuna 3 yıldır koruyucu annelik yapıyor.

Isparta’da 3 yıl önce işitme engelli olarak dünyaya gelen Zeynep Duru adlı kız çocuğu, hastanedeki tedavisinin ardından ailesinin bakım sorumluluğunu yerine getiremeyeceğini söylemesi üzerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesindeki yuvaya alındı.

Kurumda bakımı devam ederken tedavisi de süren Zeynep’in hayatı, iki çocuk annesi Serpil Yıldırım’ın kendisini hafta sonu yanına almak istemesiyle değişti. Başlangıçta Zeynep’e sadece haftada 2 gün bakmayı düşünen Yıldırım, kendisi ve çocuklarının küçük kızı çok sevmesi üzerine “korucuyu anne” olmaya karar verdi.

Zeynep’in kendisi için çok değerli olduğunu anlatan Yıldırım, “Zeynep artık hayatımızın bir parçası. Onu bırakmak gibi bir düşüncemiz olmadı, olmayacak. Çocuklarım da onu çok sevdi. Ağabeyi şu an askerde. Evi aradığında ilk Zeynep ile konuşmak istiyor. Çok mutluyuz. Zeynep bizim her şeyimiz.” dedi.

“Kızım derste iken bende burada bekliyorum.”

 
Mersin’in Tarsus ilçesinde kasları gelişmediği için doğuştan engelli olan ve bu nedenle yürüyemeyen kızı Hamide’nin eğitim alması için okula getiren Huri Kök, kızını sınıfa kucağında taşıyor.

Dersler boyunca okulda bekleyen Kök, bir yandan 12 yaşındaki engelli kızının tüm ihtiyaçları ile ilgilenirken okuldaki boş zamanlarında yaptığı el işi örgüleri satarak buradan gelen kazancı, Hamide’nin eğitiminde ve tedavisinde kullanıyor.

Kök,  kızının doğuştan engelli olduğunu ve kasları gelişmediği için yürüyemediğini anlatarak,  “Kızımı okula 4 yıldır kendim getirip götürüyorum. Kızım derste iken bende burada bekliyorum.” dedi.

Hamide’nin eğitimi için çaba sarf ettiğini belirten Kök, “Evden servisle geliyoruz. Servisten de okula kızımı kucağıma alıp getiriyorum. Teneffüslerde çeşitli ihtiyaçlarını görüyorum. Yemeğini yediriyorum. Tuvalete götürüyorum. Sınıfta bazı egzersizler yaptırıyorum.” diye konuştu.

Annesinin çabaları ve desteği ile eğitimini sürdüren Hamide de Anneler Günü hediyesi olarak “Anneciğim” adlı bir şiir okudu.

“Hiçbir zaman ‘Of’ demedim”

Sivas’ın Ulaş ilçesinde doğuştan bedensel engelli olarak dünyaya gelen ve doktorların yaşama umudu vermediği oğlunu pamuklara sararak büyüten anne, 30 yıldır oğlunun tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.

Esentepe Mahallesi’nde yaşayan Melek ve İbrahim Keskin çiftinin dördüncü çocuğu olan Murat Keskin, 30 yıl önce bedensel engelli olarak dünyaya geldi. Doktorlar, prematüre olarak 1 kilogram ağırlığında dünyaya gelen Murat bebeğin yaşama ihtimalinin çok zayıf olduğunu ailesine bildirdi. Yaklaşık 1 hafta kuvözde kalan bebeğini evine götüren anne Melek Keskin, pamuklar içerisinde büyüttüğü oğlunu yaşama bağladı.

60 yaşındaki anne Melek Keskin, yürüme ve konuşma güçlüğü çeken oğlu Murat’a 30 yıldır bir bebek gibi baktığını söyledi. Zamanının büyük kısmını oğluyla geçirdiğini anlatan Keskin, şöyle devam etti:

“Murat 7 aylık olarak dünyaya geldi, pamuğun içerisinde yaşattık. Öldürmeyen Allah öldürmüyor ve beraber yaşıyoruz. Ayakkabının içerisine koyarak tarttık ve 1 kilogram olarak dünyaya gelmişti. Hastanede 1 hafta kaldı ve doktorlar ile çevremdekiler ‘Ölür’ dediler. Doktora çok götürdük, getirdik. Pamuğun içerisine koyup elini kolunu sarıyordum, parmakları, elleri ve yüzü yok gibiydi. Rabb’im bize bağışladı.”

Oğlunun zihinsel engeli bulunmadığını dile getiren Keskin, onun çok tatlı ve zeki bir çocuk olduğunu belirtti.

Memur emeklisi olan eşinin zaman zaman çalışmak için ilçe dışına çıktığını ve oğlunun tüm ihtiyaçlarını kendisinin giderdiğini ifade eden Keskin, “Sabah kalkıyoruz, kahvaltısını yaptırıyorum ve daha sonra yere yorgan sererek üstünde hareketler yaptırıyorum. Kaldırıp indirmek zor oluyor, kaderimize boyun eğip çekiyoruz. Her şeye rağmen hiçbir zaman ‘Of’ demedim.” dedi.

Oğlunun da kendisini çok sevdiğine işaret eden Keskin, “Murat, ‘Anneler Günü oldu, benim paramla halılarını yıkat’ dedi. Hiç aklıma bile gelmezdi, beni düşünüyor diye çok sevindim ve duygulandım.” dedi.

“Ömrümü çocuklarıma adadım”

 
Burdur’da yaşayan 62 yaşındaki bedensel engelli Nazmiye Kadagan biri zihinsel, diğeri zihinsel ve bedensel engelli iki kızına 32 yıldır tek başına bakıyor. Aydınlıkevler Mahallesi’ndeki tek katlı bahçeli evde, 38 yaşındaki zihinsel engelli kızı Bircan ve 35 yaşındaki zihinsel ve bedensel engelli kızı Kader ile yaşayan Nazmiye Kadagan, sağ bacağındaki engeli nedeniyle baston yardımıyla yürüyebiliyor.

Anne Kadagan, eşi Kazım Kadagan’ın kanser nedeniyle 1984’te hayatını kaybetmesinin ardından engelli iki çocuğunun bakımını tek başına üstlendiğini anlattı.

Kocası öldüğünde Bircan’ın 5, Kader’in ise 2 yaşında olduğunu, o günden bu yana iki çocuğunun bütün ihtiyaçlarını karşıladığını dile getiren Kadagan, şöyle devam etti:

“Çocuklarımın yemeğini yapıyorum, banyo tuvalet ihtiyaçlarını karşılıyorum, üstlerine başlarına bakıyorum. Bu sene iş yaparken ağır kaldırmadan dolayı bel fıtığı oldum. Bu nedenle biraz zorlanmaya başladım ama ben ömrümü çocuklarıma adadım. 28 yaşında dul kaldım. Gençliğim hep bunlarla geçti. O yüzden severek bakıyorum.”

Kadagan, annelerin fedakâr olması ve her şeye katlanabilmeleri gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

“Bazı anneler, sağlam bebeklerini bile çöplerin yanına bırakıp gidiyorlar. Ona buna veriyorlar. Ben kıyıp da veremem. Kimse de vermesin. Çocuğuna sahip çıksın. Ben sahip çıkmasaydım çocuklarım rezil olurdu. Çocuklarımı yurda vermemi söyleyen çok oldu. Vermedim, veremem. Yaşlanırsam bir bakıcı tutarım, yine gözümün önünde olurlar.”

“Çok güzel bir hediye”

Suriye’deki savaş nedeniyle 5 yıl önce Kızıltepe ilçesine gelen 6 çocuklu Selma Al Abdalla,  Koçhisar Mahallesi’nde akrabalarının kendilerine verdiği 2 odalı kerpiç evde yaşam mücadelesi veriyor.

Yaşantısının engelli oğlu üzerine şekillendiğini anlatan Abdalla, “Her zaman evlat evlattır. Hasta olduğu için de bütün çocuklardan daha üstündür. Sevgisi ve bakımı bütün çocuklardan daha üstündür. Oğluma baktığım için memnunum. Hiç şikayetçi değilim. Onu diğer çocuklardan daha üstün tutuyorum çünkü çocuğum bakıma muhtaç.” şeklinde konuştu.

Oğlu ile işaretlerle anlaştıklarını, istediği her şeyi yapmaya ve onu mutlu etmeye çalıştığını kaydeden Abdalla, evladının bakımının çok zor olduğunu ancak bir gülücüğü için bütün zorlukları çekmeye razı olduğunu dile getirdi.

Abdalla, oğluna 10 yaşında olmasına rağmen halen bebek gibi baktığını, iyileşebilmesi için doktorlara götürdüğünü ancak çare bulunamadığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Oğlumu özel okula götürüyoruz. Oğlum okulda güzel eğitim görüyor, fizik tedavisi yapılıyor. Haftada 2 gün okula gidiyor. Ben de onunla gidip geliyorum. Tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Engelli çocuğu olan annelere Allah sabır versin, Rabbim herkesin çocuğuna şifa versin. Ben çocuğum böyle olduğu için üzülmüyorum çünkü Allahın bana verdiği çok güzel bir nimet, çok güzel bir hediye. Her şeye rağmen şükürler olsun.”

Kaynak: Al Jazeera, AA

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun