Shawshank, Ranieri ve Voltran – Fikrikadim

Shawshank, Ranieri ve Voltran

‘Hepimiz çok şanslıyız aslında. Çocuklarımıza, torunlarımıza yıllar sonra anlatacağımız, belki kitabını ya da filmini izlettireceğimiz hikâyeyi 9 ay boyunca takip ettik. Gözümüz aydın, Leicesterımız artık 2015-2016 Premier Lig şampiyonu! Spor yazarı Engin Kehale, Leicester’ın şampiyonluk hikâyesini yazdı.

ranieri2

ekehale2

Engin Kehale Spor yorumcusu

Umut

Red, kırmızı bir kamyonetten iner. Buxton tabelası sağında, asfalt yolda yavaş yavaş yürümeye başlar. Tarlaları geçer. Sonunda aradığı kocaman ağacı, sonrasında da kayaların arasında üzerinde gemi resmi olan kutuyu bulur.  Sırtını taşlara yaslar, kutunun içerisindeki para dolu zarfı ve mektubu alır. Andy’nin yazdıkları arasında kaybolurken şu satırlar duyulur: “Red, hatırla! Umut iyi bir şeydir, belki de en iyi şey. Ve iyi bir şey, hiçbir zaman ölmez.”

Tim Robbins’in sesinden Esaretin Bedeli’nde (Shawshank Redemption) dinlediğimiz bu cümleler, biraz dramatik, Hollywood filmi klişesi gibi gelebilir. Eminim ki 1954 Temmuz’unda Bern’de, 1999 Mayıs’ında Barselona’da, 2005 Mayıs’ında İstanbul’da,  2012 Mayıs’ında Manchester’da yaşananları ve daha nicelerini bilen, duyan, okuyan, izleyen ve gören kişiler, yukarıdaki cümlelerin anlamsız olduğunu savunmazlar.

Sırasıyla Almanya’nın Macaristan’ı 1954 Dünya Kupası finalinde 2-0’dan gelip 3-2 yendiği “Bern Mucizesi”, Manchester United’ın Bayern’i Barselona’da normal sürenin uzatma dakikalarında devirişi, “İstanbul’da Bir Gece” – Liverpool’un Milan karşısında inanılmaz geri dönüşü ve Manchester’ın mavi yakasının 44 yıl sonra Queens Park Rangers karşısında yine uzatma dakikalarında iki golle gelen şampiyonluğu, umudun “en iyi şey” olduğunu kanıtlar niteliktelerdi –kaybeden takım taraftarları için durum farklı olabilir tabi-.

Mucize

Yukarıda bahsi geçen tüm karşılaşmaların ortak özelliği tek maçlık geri dönüşlere imza atılması. Bu başarıyı ya da umudu tam bir sezon boyunca başarmak, hele hele dışarıdan para yağan, güçlünün güçlendiği, güçsüzün eleğin deliklerinden aşağı düştüğü bu sistemde mümkün gözükmüyor. Brian Clough ve Peter Taylor’ın 1976-1977 sezonunda Birinci Lig’e yükselip ertesi sene şampiyon olması, 1978-1979 ve 1979-1980’de Avrupa Şampiyonu olmaları artık baba-annelerin, hatta büyükbaba-büyükannelerin çocuk-torunlarına anlattığı bir başucu masalı kıvamında. Ya da kıvamındaydı. Ta ki 2015-2016 sezonunu yaşayana kadar. Bu sefer Mayıs ayı sahnesinde Leicester City var. 
 

“Kariyerinde hiç en üst lig şampiyonluğu bulunmayan Ranieri’nin ligin son haftalarında yine bocalayacağını, Chelsea, Juventus, Roma, Monaco’da olduğu gibi 2. sırada kalacağını düşünenler yanıldı. ” Engin Kehale, Spor yorumcusu

Belki gerçekten 2012’de Leicester’da bir araba otoparkında bulunan, İngilizlerin bir savaşta ölen son kralı III. Richard’ın eseri bu. 2015 Mart’ında gerçekleştirilen cenaze seremonisinin ardından Leicester geçen sezonu 9 maçta 7 galibiyet ile kapatıp kümede kaldı. Bu sezonu zaten biliyorsunuz.

Ya da bu başarının kredisini John Micklethwait’e verebiliriz. 20 senedir her Ağustos’ta Leicester’ın şampiyonluğuna 20 pound yatıran Micklethwait, bu sezon Amerika’ya taşındığı için bu bahsi kaçırmış (oran sezon başı 1’e 5.000’di yani kazancı 100.000 pound olacaktı).

Gerçek şu ki, Leicester günümüz futbolunun birçok klişesini delik deşik ederek, onbir kişinin tek bir bedenmiş gibi hareket edebildiği bir makine, ya da bizim gençliğimizin deyimiyle Voltran!Voltran!Voltran!

Hücum futbolu oynamak için topa sahip olmaya gerek var mı? Leicester’a göre yok. Pas isabet yüzdeniz ligin en kötüsüyken nasıl Premier Lig’in en çok gol şansı yaratan takımlarından bir tanesi olabilirsiniz ki? Tilkilere göre çocuk oyuncağı. İşin kilit noktası şu: Leicester’ın hücum organizasyonu kaleci Schmeichel’dan, savunma organizasyonu forvetler Vardy ve Okazaki’den başlıyor.

Clownio

Marilyn Monroe’nun “Happy Birthday Mr. President”, “İyi ki Doğdunuz Sayın Başkan” şarkısını bilenler vardır. Birkaç hafta önce Leicester taraftarı kulübün sahibinin doğum gününü kutlamak için benzer mesajlı bir pankart açtı: “Happy Birthday Mr. Chairman”, “İyi ki Doğdunuz Sayın Başkan”. Pankartın tüm tribünü kaplamaması için –birazdan ismi görünce neden böyle söylediğimi anlayacaksınız- başkan yazdılar muhtemelen ama Vichai Srivaddhanaprabha’nın şu anki başarıdaki payı çok büyük.

Geçen sezonu müthiş bir “zafere kaçış” hikayesi ile tamamlayan takımın teknik direktörü Nigel Pearson, sezon başında Asya turunda yaşanan skandallar yüzünden takımdan gönderildi. Ben dahil birçok futbolsevere göre bu, mantıklı bir karar değildi. Pearson’ın oğlunun (o zaman takımda oynuyordu) adı skandalların tam ortasında yer alsa da menajerinin yakaladığı büyük başarının ardından ayrılık kararını vermek çok cesur bir işti. Hele hele onun yerine Claudio Ranieri’yi getirmek, birçok kişiye göre delilikti. Ne de olsa Claudio en son işinde Yunanistan’ın başında Faroe Adaları’nı geçmeyi bile başaramamıştı..

İngiltere’ye ilk geldiği günlerde yabancı dili pek olmayan, hatta Clownio* lakabı takılan İtalyan’ın Leicester’ı ligde tutması bile pek olası görünmüyordu. Tam bu noktada kulübün alışılmadık, o günlerde pek fark edilmeyen ancak bugün çok değerli olduğunu anladığımız bir hamlesi oldu. Nigel Pearson’ın yardımcıları Craig Shakespeare (böyle bir sezonun içerisinde Shakespeare ismi geçmese ayıp olurdu) ve Steve Walsh takımda Ranieri’nin yanında kaldılar. Leicester, Aralık ayına kadar Nigel Pearson dönemindeki sistemini ve futbolunu değiştirmedi. Sahi, iyi giden bir düzeni bozmaya ne gerek vardı ki?  

“Hepimiz çok şanslıyız aslında. Çocuklarımıza, torunlarımıza yıllar sonra anlatacağımız, belki kitabını ya da filmini izlettireceğimiz hikayeyi 9 ay boyunca takip ettik.” Engin Kehale, Spor yorumcusu[/su_quote]

Leicester 24 Ekim 2015’teki Crystal Palace maçına kadar oynadığı 11 resmin maçın tümünde gol attı ve kalesinde gol gördü. Claudio, bu dönemi oyuncularına gol yemezler ise önce pizza, sonra sosisli ısmarlama sözü vererek geçirdi.

Leicester yavaş yavaş yukarıya doğru tırmanmaya başlarken, genel kanı bu başarının Leicester performansından çok zorlu maç trafiğinin başlamamasından kaynaklandığıydı. Kasım sonundaki sırasıyla Manchester United (D), Swansea City (D), Chelsea, Everton (D), Liverpool (D), Manchester City, Bournemouth ve Tottenham (D) maçları kesinlikle Leicester rüyasını sonlandıracaktı. Geçen sene zar zor kümede kalmış bir takımın devlere kafa tutacak, liderliği kovalayacak hali yoktu herhalde!

Beklenen olmadı. Leicester bu maçlarda Liverpool hariç rakiplerinin hiçbirine boyun eğmedi. Liverpool-Manchester City, Bournemouth ve Tottenham dörtlemesi ayrıca Ranieri döneminin de gerçek anlamda başlangıcıydı. Bu maçların ilk üçünde Leicester City gol atamayınca (sezon başından beri ilk kez gol atamadıkları maçı Liverpool karşısında oynadılar) bu bir sorunmuş gibi göründü. Asıl önemli olan ise 4 maçı kalelerinde sadece 1 gol görerek tamamlamış olmalarıydı. Şampiyon takım olabilmenin anahtarlarından olan savunma yapabilme becerisi, Leicester oyuncularının menajerlik oyunu veri tabanındaki rakamlarına artık yansıyabilirdi. Tilkiler, bu günlerden başlayarak 2016 yılında, şampiyon olana kadar kalelerinde sadece 9 gol gördüler (ligde bu kategoride en iyi 2. takım olan Tottenham 12 gol gördü) ve mart-nisan aylarında kazandığı 7 maçın 6’sını gol yemeden bitirdiler (5’i 1-0’lık skor ile). Leicester, artık Nigel Pearson takımından Claudio Ranieri takımına evrilmişti.

Kariyerinde hiç en üst lig şampiyonluğu bulunmayan Ranieri’nin ligin son haftalarında yine bocalayacağını, Chelsea, Juventus, Roma, Monaco’da olduğu gibi 2. sırada kalacağını düşünenler yanıldı. Arsenal’in 2003-2004 “Yenilmezler” (Invincibles) sezonunu şampiyonun hemen gerisinde kapatan Ranieri; 2015-2016’da Vardy’den Thierry Henry, Mahrez’den Pires, Okazaki’den Ljunberg, Kante’den Patrick Viera performansı almayı başardı. Şampiyonluğu garantilediği maçın –sahada olmasa da- onun eski evi Stamford Bridge olması, 96 yaşındaki annesi ile öğlen yemeğinde buluşmak için gittiği İtalya’dan Chelsea-Tottenham maçı saatlerinde uçak ile geri dönüyor olması belki sadece bir tesadüf, belki de kader.

İç Kilit Sistemi, Dyno Term Bağlantıları, Mega İticiler

Kaleci Schmeichel, önündeki dörtlü Simpson-Morgan-Huth-Fucs:

“İç Kilit Sistemi hazır!”

Orta sahada Kante ve Drinkwater, solda Albrighton ya da Schlupp, önlerindeki ikiliden biri Okazaki:

“Dyno Term Bağlantıları tamam!”

17 gol 11 asistli Ryad Mahraz, 22 gol 6 asistli Jamie Vardy:

“Mega İticiler açık!”

“Haydi Voltran’ı oluşturalım. Voltran Voltran Voltran!”

Bu oyuncuların her birinin sayfalarca anlatılabilecek ayrı ayrı hikayeleri var. Alt liglerden geleninden Fransa Ligue 2’de parlayanına, dikiş tutturamayıp sonunda yolu Leicester ile kesişenden babası efsane kaleci olanına. Onları bu noktaya getiren ise hiçbirinin bireysel hikayesi değil, hepsinin farklı bölümlerini yazdığı 2015-2016 romanı. J.K. Rowling’e bir İngiliz futbol romanı yaz deseler, herhalde bundan iyi bir senaryo bulamazdı. Hepimiz çok şanslıyız aslında. Çocuklarımıza, torunlarımıza yıllar sonra anlatacağımız, belki kitabını ya da filmini izlettireceğimiz hikayeyi 9 ay boyunca takip ettik. Leicester kazansın diye totem yaptık, rakip penaltı atarken gözlerimizi kapattık, Vardy gol atınca biz atmışız gibi sevindik, Hazard’ın Tottenham’a attığı golünde havalara uçtuk. Gözümüz aydın, Leicesterımız artık 2015-2016 Premier Lig şampiyonu! “Umut iyi bir şeydir, belki de en iyi şey. Ve iyi bir şey, hiçbir zaman ölmez.”

Lig TV’de Premier Lig yorumculuğu ve Farklı Açı programı sunuculuğunu üstlenen Engin Kehale, İstanbul Lisesi’nin ardından Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu, yüksek lisans eğitimini ise EADA Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nde tamamladı. İş hayatına 2006 senesinde Pfizer şirketinde başladıktan sonra kendi şirketini kurdu. 2009 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’nda, sonrasında ise Euroasia Sports ajansında görev aldı. Şu anda Lig TV’deki yorumculuğunun yanı sıra Ideas Sportainment şirketinde Pazarlama Direktörü olarak iş hayatına devam etmektedir.

Kaynak için tıklayın : Aljaazera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun