Herkese Piyano – Fikrikadim

Herkese Piyano

Hakkı Çelik

Hakkı Çelik

Eski zamanlarda yaşamış bir kral düşünün. Bu kral günlerden bir gün, danıştığı bilgeler kurulunu huzuruna çağırmış ve bir istekte bulunmuş:

“Tarih öğrenmek istiyorum, geçmişte neler, hangi sebeplerle yaşanmış, ne gibi son-uçları olmuş, işte bunu öğrenmek istiyorum.”

Bilgelerden oluşan kurul, “elbette…” diyerek ayrılmış kralın huzurundan. Aradan aylar ve hatta yıllar geçmiş ve bilgelerden oluşan kurul, gerçekleştirdikleri tarih çalışmasını krala sunmuşlar. Kral hacimli çalışmayı biraz inceledikten sonra;

“Bu hacimli eseri okuyabilmem için kral olarak birçok sorumluluğumu bir kenara bırakmam gerekiyor. En iyisi siz, bu çalışmanızın özetini çıkarıp sunun bana.”

Bilgeler tekrar ayrılır huzurundan kralın. Yine aradan aylar ve hatta yıllar geçer ve ortaya çıkardıkları özeti krala sunarlar. Kral, özeti inceler ve şöyle devam eder sözlerine:

“Ben artık yaşlandım ve bu özeti okuyabilecek bir durumda değilim. En iyisi siz bana, tarihte neler olmuş bitmiş, bir anlatıverin.”

Bu istek karşısında bilgeler şu cevabı verirler krala:

“Efendim! İnsanlar doğmuş, büyümüş, okumuş, çoğalmış, savaşmış, yemiş, içmiş ve ölmüşler.”

Bu cevap karşısında kral şunu söylemiş kurula:

“Bunları ben de biliyordum zaten.”

İnsanlığın elde ettiği birikim karşısındaki tutumumuz, bu kralın tutumundan hiç de farklı değil. İşin ilginç yanı ise şudur:

Meselelerimiz, kralın birikiminden fazla olmayan bilgilerimizden fazla ve fakat bu gerçekliğimize rağmen kralın tutumundan ötesini ne anlamaya niyetimiz var ve ne de anlaşılmasına izin vermeye.

Yazının başlığı “Herkese Piyano”, çünkü herkesin piyano çalması gerektiğini düşünmekten farklı olmayan yönsemelere, daha doğrusu heveslere sahibiz ve fakat bu türden yönsemelerin, heveslerin ne gibi son-uçlara yol açabileceği konusunda da en az kral kadar yayayız. Birkaç örnek üzerinden her şeyin kavranabileceği zannı, çocukça bile değildir.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

İnsan oluşumuzun sahiciliğini duyumsamaya ne gerek var? Neden ille de duyumsayalım söz konusu sahiciliği?

Aynı soruyu bir başka biçimde ifade edelim:

Biz insanları düşünce dünyasıyla ilişkili kılmaya iten saik nedir?

Düşünce dünyasıyla ilişkili oluşumuzu nasıl ve niçin izah ediyoruz? (Bu arada modern medeniyet karşısındaki hassaten psikolojik durumumuzun ve giderek söz konusu medeniyete hiçbir tumturaklı katkımızın olmayışının sebebi de bu meseleyle ilgili).

Düşünce dünyasıyla ilişkili oluşumuzu elbette ki “çünkü yapabiliyorum” biçiminde cevaplamamız mümkün ve fakat bu cevabın “çünkü yapamıyorum” biçimindeki cevabı da haklı kılacağını unutmamamız gerekiyor. Salt düşünebiliyoruz diye düşündüğümüze inanmak, ağlayışımızın ve sevinçlerimizin sebeplerini ne hale getireceğini her aklı başında insan fark edebilir.

İnsan oluşumuzun sahiciliğini duyumsamaya ihtiyacımız var. Çünkü insan olarak karşımıza çıkan şeylerin veya vakıaların doğruluğunu, gerçekliğini benimseyemiyor veya benimsiyor ve giderek hakkaniyeti arıyoruz. İşte bu arayışın bir düşünce ve hatta bilim olarak nitelendirilmesi handiyse her şeyin içini boşaltmıştır ve bana kalırsa, içinde olduğumuz ve uyruğu olduğumuz medeniyeti, diğer medeniyetlerden ayıran temel fark budur. Zihnimize ait öncelikli kabullerimiz, inançla gelen canlılığımızı yok etti. Ahret, sınırlarını ölümden sonraki bir hayatın tasvirinde buluyor (ve ne işimize yarıyor bu tasvir, anlayan beri gelsin) ve bu durumda ulaşacağımız son-uç, içinde olduğumuz hayatın görece daha gerçek görüneceğidir. Oysa insan oluşumuzun sahiciliğini duyumsama ihtiyacının kaynağında hakkaniyet arayışından başka bir şey yoktu. Akletmedeki ısrarın kaynağında ahretin bir düşünce olarak zihnimizde değil, bir ruh olarak canımızda yer alması vardır.

Kral kadar yaya oluşun varlık sebebi, hakkaniyetin peşinde olmak değildir. Tam tersine kral kadar yaya oluşun varlık sebebi, hakkaniyeti biçimlendirebilme azgınlığıdır. Hiçbir şey, “olmasını istediğimiz kadar basit değil veya basitleştirilebilecek gibi” değildir. Tehlike budur…

Bumerang - Yazarkafe
Etiketler:
bilge hacim kral

YAZAR HAKKINDA

1975, Urfa doğumlu. Varide'de yazılar yayınladı. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun