Heyecanlı olduğu kadar zor bir yüzyıl (2) – Fikrikadim

Heyecanlı olduğu kadar zor bir yüzyıl (2)

Markar Eseyan

Markar Eseyan

Cumartesi günü yazdığımız “Çok heyecanlı bir yüzyıl” makalesinden devamla…

İslam’ın küresel anlamda bir organizasyon olma potansiyeli olarak rakip/hedef seçildiğini ifade etmiş, bunun için Türkiye gibi ülkelerde Gülen üzerinden “İyi”, işte DAEŞ gibi örnekler üzerinden de “kötü” İslam zıtlığı yaratılarak onun fethedilmesi projesinin hayata geçirildiğini ifade etmiştik.

Bu yöntem yeni değil. Yeni araçlar devrede ama aydınlanma ve modernite sürecinde bunu Batı Hıristiyanlığı üzerinde başarıyla uyguladılar. Osmanlı ise 20. yüzyılın başında yıkıldı. Yerine Batılı paradigmaya uygun bir ülke kuruldu.
İkinci formatı da Gülen üzerinden Türkiye merkezli olarak 170 küsur ülkede atacaklardı.
Peki bu yüzyılda bizi neler bekliyor?

Öncellikle İslam’ın ehlileştirilmesi gerekiyor ki, bunun karşısındaki en büyük engellerden birisi Recep Tayyip Erdoğan…
Erdoğan, İslam ve demokrasi değerlerini mezcederek, karikatürleşmeye meydan okuyor. Ortalama sağduyu ve geleneksel/Ortodoks İslam’ı kendi pratiklerinde yaşarken, toplumu da marjinalleşmekten/yozlaşmaktan koruyor. Bu değerinin farkında olunduğundan tam emin değilim.

Yani “İyi” ve “kötü” İslam zıtlığını işte o en normal halleriyle bozuyor. İddiası yok; böylelikle mesiyanik savrulmaya kapalı. İşte öfke yaratan da bu.

Bu yüzyılda, “çokuluslu küresel şirketler ve bir dünya dini yaratmak isteyenlerle”, “ulus devletler ve semavi dinler ittifakı” arasında kıyasıya bir savaş yaşanacak.

Çünkü ulus devletler ve semavi dinler, çok uluslu şirketlerin bir dünya devleti kurma ve onu tek elden yönetmesi projesi karşısındaki en büyük engel.

Bizleri ulus devletlerin gereksizliğine ve semavi dinlerin döneminin sona erdiğine inandırmaya çalışacaklar. Çevre, kadın hakları, eşcinsel hakları, bireysel özgürlükler ile gelecekler. Onları savundukları için değil, dinler ve ulus devletlerle prestijli bir kavga verebilmek için.
Çin’de iç savaş çıkacak ve parçalanacak…

Bunlar demokrasi söylemleri ve işte Panamaleaks gibi muteber girişimlerle desteklenecek.
Oluşan kaos ve kan gölünden kurtulmanın tek yolunun sorun yaratan ulus devlet yapıları ve tek Tanrılı dinler yerine, bir dünya devleti ve herkesin kendisini içinde bulacağı, haliyle 10 milyar tanrılı bir dünya dinine iktisap etmek olduğunu düşüneceğiz. Eğilimimiz buna doğru olacak.

Post-globalizmin hayal ettiği böyle bir dünyadır.
Bu kötü senaryo yerine, daha yumuşak hakikatlerin mümkün olduğu, beden ve ruh, akıl ile inancın barış içinde yaşayabileceği bir dünya da mümkün.

Ama bunun için herkes için adalet ve adil bir gelir paylaşımı ilkelerini kabullenmek gerekiyor.
Bu temel mücadelenin her şeye yön vereceğini hiç unutmayalım.
Endişelenmeyin, sonunda “iyi” olan kazanacak.
Sorun neticeden çok, bizim nerede duracağımızla ilgili.
Çünkü neticenin nihai mimarı bellidir.

YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ İÇİN TIKLAYIN

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun