Düzen Değişti: – Fikrikadim

Düzen Değişti:

Murat Kapkıner

Murat Kapkıner

Sayın Cumhurbaşkanı’nın köşkü vs. dile dolandığında, kimin ne demek istediğini bildiğim için Cumhurbaşkanı’nın yanında yer almıştım. Ama Vâride’de Rasim (Özdenören) Baba’nın başlattığı bir tartışmada araya Allah’ın Dini girince: “Oopp!” demiştim “hayır! Bir Müslüman altın kaplamalı çeşmelerden su içmemeli”.

Yaklaşık kırk yıl önce Türkiye’nin hemen her kentinde, tatlı, turistik, sefalı, pahalı nere varsa, hangi anlamda anlarsanız anlayın, seçkin ama  mesela içkicilere, kumarcılara mahsustu.

Mesela o yıllar Merhum Ağabeyim’in üyesi olduğu Malatya Tüccarlar Kulübü’ne  ben de torpilli olarak girerdim. İçeri girdiğiniz anda, başka bir süperlüks dünyadaydınız; orası Türkiye’nin vasat yurttaşlarının fransızı olacağı bir yerdi. Konya’da da aynı şeyi yıllarca müşahede ettim; seçkinler ve onların mekânları ile yurttaş denilen sırtapozlar ve o sırtapozların mekânları söz konusuydu: TORANS; Tüccarlar Kulübü. O süperlüks mekânda ağalara çok konser vermişimdir. Simdi belediye nikâh salonu. Elbet andığım sırtapozlarla da çok düşüp kalktım: Doğanlar: Çingene mahallesi. (O yıllar, yani elli yıl önce, Orhan Gencebay, Neşet Ertaş da Konya’ya geldiklerinde o mahallede misafir olurlardı).

Aradan uzun yıllar geçti. Erbakan Hükûmeti, daha sonra Ak Parti Hükûmetleri var oldu ve aradan geçen yaklaşık otuz yıldan sonra gene Malatya Tüccarlar Kulübü’ne Ağabeyimin misafiri olarak gittim: metruk bir pasajın bilmem kaçıncı katında beşinci sınıf bir meyhaneydi; servis ettikleri yemeğin eti kokmuştu.

Üç-beş gün önce eski Bakanlarımızdan Sayın İdris Güllüce’yle, bir vesile, Malatya’da birkaç sat geçirdik. Bizi Malatya’nın ünlü mesire yeri Gündüz Bey Pınarbaşı’ya götürdüler. Orada O’na, geniş yeşil alanı göstererek: “eskiden bu geniş yeşil alan sarhoşlarındı; uçtan uca. Siz gelip, bu sarhoşları kovdunuz; onların yerine dindarları yerleştirdiniz” dedim. Gülüştük.

Evet, artık dünyanın güzelliği , nimetleri, sarhoşların değil, dindarlarındı.

Bütün bunlar kötü mü: asla. Öteden beri söylediğim, arzuladığım, olması gereken oldu: ‘aslolan sokağın, kamusal alanın sarhoşa, kumarcıya, zinakâra vs. ye değil; içmeyene, iffetliye, hayalıya göre tanzim edilmesidir; yoksa her zaman ve her yerde içen de olacak zinacı da olacaktır. Ama kamusal alan onlara göre değil ötekilere göre tanzim edilmelidir’. Olan bu; çok şükür. Ama…

Yetmişli yılların sonları. Rahmetli İsmail Abi’nin çay ocağındayız. Üç günde bir hükümet değişiyordu ve gündem sürekli siyasetti. Bir gün İsmail Abi: “yahu niye bağrışıyorsunuz; Demirel gelse ben çaycı mıyım: çaycı. Ecevit gelse gene çaycı değil miyim” dediydi. Yani zenginin malı fakirin dilini yoruyor. İsmail Abi, fevkalade sosyo-politik bir şey söylüyor ama kimse anlamıyordu.

O yıllar benim söylediğim şu şeyi: “Zalim zalim olarak kendi yerinde, mazlum mazlum olarak kendi yerinde kaldığı sürece takkeli başbakan benim neyime”.

Burada ayrıntıya girersem bu yazıda söylemek istediklerimi unutabilirim. Mesela o yıllar sağcı partilerin hepsinin cihat konusunu işlediklerini, müntesiplerinin, bırakın namazı, cünüp gezip gezmediklerini asla konu etmediklerini. Çünkü birincisi iktidar yolu açar, İslam’ın istismarıdır; öbürü kişisel takvadır.

Vâride ve t24’te Süslümanlar başlıklı bir yazı yayınlamış, Şevket Eygi’ye giydirmiştim: Müslüman kadınlar çok pahalı ve süslü giyiniyor diyordu. Ben de “Şimdiye kadar Kemalistler sefa sürüyordu, biraz da Müslümanlar sürsün; ne var” demiştim. (Dün, Koza Holding Y.K.Başkanı’nın 26 milyon değerindeki otomobil filosu satışa çıkarıldı; İslam mücahidi Başkan (!)’ın).

Hepinizin anladığı gibi bu bir ‘düşman çatlatma’ydı; hakikat halde böyle düşünüyor olmam olanaksız.

Şimdi sorun şu: Ak Parti hükûmetleri döneminde (yönetim çalmayınca) Ülke inanılmaz kalkındı. Avrupa ülkelerinin birçoğundan (etik hariç) ilerideyiz.

Ama İsmail Abi’nin sorusu o gün bu gün ortada yanıtsız: İsmail Abi halen çaycı. Yani kapitalist sistem olduğu gibi duruyor.

Değişen de şu: Eskiden, yukarıda andığım nimetli dünyada, seçkin sarhoşlar yaşıyordu şimdi seçkin süslümanlar. Düzen değişti; düzülen değil (O. Yüksel Serdengeçti’den mülhem ).

YAZAR HAKKINDA

1950 Malatya dogumlu. Ses ve saz sanatçısı, ressam, denemeci, romancı ve şair. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. Kemal diyor ki:

    düzenin değiştiğini ama Düzen’in asla değişmediğini kaç defa bağıra çağıra anlattım bilemem. Ama yok bu tuhaf sağcılık ilginç halen anlamamakta direniyor.

  2. Leyla Alevli diyor ki:

    Yani demek istediğiniz şu ki!… Nereye giderseniz gidin, ne zaman olursa olsun;
    “Okka dört yüz”…

  3. Hasan Boynukara Hasan Boynukara diyor ki:

    İşçisin sen işçi kal
    Hiç degismedi hiç değişmeyecek. Alıstik gayri

  4. nazende diyor ki:

    Düzen dediğimiz düzen de insandan oluşuyor. ama geçmişten gelen insan zinciri… Zincir kırmak kolay değil ama imkansız da değil. Ak parti zinciri kırmaya çalıştı. Şimdi o zincire dolandı.

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun