Ege’de Dino Gibi Yaşamak – Fikrikadim

Ege’de Dino Gibi Yaşamak

Ece Kamçılı, genç bir girişimci. Pek çoğumuzun hayal ettiği; ancak çok azımızın gerçekleştirebildiği bir girişime imza attı. Dino Ayvalık isimli zeytinyağı şirketi ile butik, doğaya saygılı bir tarım girişimi örneği sergiliyor.

Ece’ye girişimcilik nedir diye sorduğumda “risk almak, tutkulu olmak, hayal etmek, plan yapmak ve bu planı ve hayali gerçekleştirmek için elinden geleni ardına koymamak” şeklinde tanımlayabileceğini ifade ediyor.

Kendisi de tanımda bahsettiği kadar tutkulu ve girişmeyi seven bir kişi. Aslında Amerika’da, Parson’s School of Design’da Tasarım Yönetimi (Design Management) okumuş, daha sonrasında ise kurumsal bir firmada çalışmaya başlamış.

Her ne kadar okuduğu okulun ya da yaptığı işin girişimcilikle bir alakası olmasa da Ece’nin girişimeyi seven karakteri, yazın Ayvalık’ta ziyarete gittiği dedesinin zeytin ağaçlarını görünce harekete geçmiş. “Dedemin bahçeleri var ve eskiden kalma kaynağımız var; ama kendi adımızı taşıyacak bir markamız yok dedim ve bir anda bunu şişelemeye, paketlemeye ve kendi ismimizi devam ettirecek şekilde satmaya giriştim.” diye anlatıyor zeytinyağı üretme hikayesinin başlangıç noktasını.

Şirketinin ismi Dino Ayvalık, babasının takma adı olan Dean Martinden geliyor ve Ece’nin saf, sevgi dolu, yalın çocukluğuna dönüşü simgeliyor. Zeytin ağaçları arasında yapılan bu işi, doğayı kutlayan, çocuksu ve saf hallere dönüş olarak nitelendiriyor. Bu sebeple de Dino Ayvalık’ın bir markadan çok daha fazla ve farklı bir kimliği olduğunu ifade ediyo

Zeytinleri toplama ve sıkma işlemlerinin de her anı doğaya saygılı. Her bir zeytin el ile toplanıyor, üç saat içerisinde sıkılıyor. Zeytinler, Aktepe isimli bir bölgenin zeytinleri ve bu bölge dışında hiçbir bölgenin zeytinleri karıştırılmıyor. Her sene ne kadar mahsül alınabileceğine ise doğa ve iklim koşulları karar veriyor.

Hal böyle olunca, girişimcilik sürecinin de iniş çıkışları çok oluyor. Özellikle ne kadar üretim yapacağınıza siz değil de doğa karar veriyorsa işler bazen çok daha zor hale gelebiliyor. “Motivasyonunuz düşebilir, işler yolunda gitmeyebilir”, diyor Ece ve devam ediyor: “Hele en başında bir şeyleri ayağa kaldırmak çok zor oluyor….Benim de şöyle oldu: şanslıydım, kaynağım vardı ve dedelerimin, akrabalarımın bilgilerinden yararlandım. Babamın desteğini çok aldım, ticari konulardaki deneyimlerinden yararlandım. Ama tabi ki marka yaratmak çocuk doğurmak gibi bir şey. Ona kimlik vermek, o kimliği başkalarına tanıtmak ve başkalarının o kimliği sevmesini sağlamak çok zor…”

Ece, bütün bu iniş çıkışların içerisinde butik bir marka yaratmayı başarmış. Satışları kendi web sitesi üzerinden yapıyor, sadece belirli şarküterilerde yer alıyorlar. Bu durumun sebebini şu şekilde açıklıyor: “Çok yapalım çok satalım gibi bir vizyonumuz yok. Marketlerle de çalışmıyoruz ki marketlerle çalışmayı düşündük ve anlaşmaya gitmek üzereydik; ama marketlerin aldığı komisyon gerçek çiftçiyi öldürebilecek cinsten olduğu için vazgeçtik…”

Dino Ayvalık’ın web sitesinde sadece satış yapılmıyor, bir yaşam tarzının, bakış açısının da sunumu hedefleniyor. Ece, bu amaçla kurduğu blogunu başta çok kolay bir şekilde yöneteceğine inansa da daha sonralarda blog yazarlığının tam zamanlı bir iş olduğunu fark edip biraz yavaşlamak durumunda kalmış. Dino Way of Life (Dino gibi yaşamak) şu sıralar Dino yaşam vizyonuna sahip insanlarında bir şeyler paylaşabileceği bir platform haline gelme evresinde.

Bütün bu başarı sürecinin diğer bir merak ettiğimiz kısmı ise tarım sektöründe bir kadın olarak nasıl karşılandığı ile ilgiliydi. “Şöyle, bir kere zaten en ufak bir devlet dairesinde, hani çiftçi primlerini almaya gittiğinde bile, çiftçiyim dediğinde kimse sana inanmıyor. Hele benim gibi küçük yaşta olduğunuz zaman, nasıl çiftçisin sen diyip gülüyorlar” diyor ve devam ediyor: “Bu biraz komik geliyor; ama daha da gurur veriyor açıkçası.” Ece sektörde, toprak sahibi, çiftçilik yapan kadın sayısının az olduğunu dile getiriyor ve bu durumun ona kendini erkek gibi hissettirdiğinden bahsediyor: “Erkek gibi hissettiriyor. Çünkü o bir yırtıcılık mı diyeyim… hani bir yığın erkeğin arasında sen de biraz erkek gibi oluyorsun ister istemez; çünkü muhattap olduğun insanlar da onu gerektiren insanlar oluyor.”

Sektör genel olarak erkek egemen olsa da, kadın olmanın işine çok şey kattığını belirtiyor Ece. İş modelinden, işe bakış açısına, doğaya yaklaşımına kadar pek çok konuda hem işin ona hem de onun işe çok şey kattığını belirtiyor. Bu sektöre girmek isteyen kadınlara da her şeyin yapılabilir olduğunu, hiçbir şeyi gözlerinde büyütmemelerini söylüyor: “Tutkusuzlarsa asla girmesinler; çünkü doğanın şartları sürekli bir aksaklık çıkarabilir… Bunun aksaklığı daha fazla olabiliyor; çünkü işin kontrol edilemez katmanları var. Yani üretim olayı başlı başına zor, bir de onu doğadan alıp üretime göndermek daha da zor. O yüzden seviyorlarsa girsinler. Ruhen de çok iyi gelen bir iş. Düşünsenize, masanız toprak, daha güzel bir şey olabilir mi?”

 

 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun