‘Çatışma büyürse Rusya kaybedebilir’

Kafkasya Uzmanı Ali Faik Demir’e göre, Karabağ sorunun çözülmesi için İran ve Türkiye’nin de içinde olacağı yeni bir müzakere heyeti gerekli. Al Jazeera’ye konuşan Demir, Moskova’nın çözümü istemediğini ama çatışma büyürse Rusya’nın kaybedebileceğini söylüyor.

Ayşe Karabat

Ayşe Karabat

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Kafkasya uzmanı Doç. Dr Ali Faik Demir’e göre Karabağ sorunun çözülmesi durumunda Azerbaycan ve Ermenistan batıya yakınlaşacak, Rusya’ya kendisini mecbur hissetmeyecek. Bu yüzden de Rusya sorunun çözümsüz kalmasından ama çatışmaların da büyümemesinden yana. Çatışma büyürse, Rusya’nın Kuzey Kafkasya’daki çıkarları da tehlikeye girebilir. Rusya çatışmayı bitiremezse, prestij kaybına uğrar.

Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya adlı bir kitabı bulunan ve konuyla ilgili makaleleriyle tanınan Demir’e göre, Karabağ sorununu çözmek için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde kurulan ve ABD, Rusya ve Fransa’nın eş başkanlığını yaptığı Minsk müzakere heyetinin yapısının değişmesi gerek. Demir’e göre, bu yapıya İran ve Türkiye’nin yanı sıra BM Güvenlik Konseyi’nin diğer iki daimi üyesi İngiltere ve Çin’in de katılması çözüm için yeni bir dinamik yaratabilir.

ABD ve AB’nin soruna pek ilgi göstermediğini anlatan Demir, Karabağ sorunun çözülmesi için Türkiye’nin de yapabilecekleri olduğu görüşünde.

1994’den beri Karabağ sorunuyla ilgili olarak ateşkes var ama o zamandan beri çatışmalar da var. Fakat bu hafta içindeki çatışmalar, önceki çatışmalardan çok daha büyüktü. Bununla birlikte son yıllarda, ‘Dondurulmuş bu sorun her an yeniden büyük bir savaşa dönüşebilir’ diyen analizler yayınlanıyordu sık sık. Bu son çatışmalar, yeni bir aşamayı mı işaret ediyor?

Kafkaslar tıpkı Ortadoğu ve Balkanlar gibi, çatışmalara gebe bir coğrafya. Bunun çeşitli nedenleri var. Tarih boyunca çok farklı dini ve etnik yapılar bulunduğu için bu bölgelerde kırılmalar çok mümkün. Bu bölgeler çatışmaların çıkmasının kolay ama çözüme ulaştırılmasının zor olduğu bölgeler. Kafkaslar’da çatışma çıkıyor ama çıktıktan sonra donma dönemi yaşanıyor sonra yeniden çatışma dönemi var. Bir de Kafkaslar’da çatışmalara oldu bittilerle çözümler getiriliyor. Gürcistan, Abhazya ,Osetya’da olduğu gibi.  Bu son çatışmalara gelince, bunun çok beklenmedik olduğunu düşünmüyorum. Zaten hep çatışmalar vardı, 2015’te de 2014’te de krizler vardı. 1994’de ateşkes yapıldı ama [Soruna çözüm bulmak amacıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde kurulan müzakere ekibi] Minsk ABD, Rusya ve Fransa’nın eş başkanlığında çeşitli belgeler ortaya koysa da çözüm üretemedi. Tarafların kafasında şu var, eğer masada çözüm yoksa aslında çözümün olacağı yer tekrar savaş olacak. Diplomasi ve savaş birbirinin neden ve sonucudur. Diplomasinin bittiği yerde bittiği yerde savaş başlar. Bu sarmala bakacak olursak aslında diplomasinin bittiği yerde miyiz, sorusu akla geliyor.

“Diplomasinin bittiği yerdeyiz”

O noktada mı sorun, yani diplomasinin bittiği yerde mi?

Aslında öyleyiz. 1994’ten beri 22 yıldır masada bir çözüm alınamıyorsa burada bir sorun var. Herkes Ermenistan’ın Karabağ’ı işgal ettiğini kabul ediyorsa, buradan özellikle dışarıdaki reyonlardan çıkması gerektiğini düşünüyorsa, buna ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları varsa ama tüm bunlara rağmen bu devlet buradan çıkmıyorsa, bir yaptırım uygulanmıyorsa o zaman diplomasinin sonuç aldığından bahsedilebilir mi? Çünkü Ermenistan’ın işgalci durumu bilinen bir gerçek. Bu çok açık ama yaptırım uygulanmıyor. Azerbaycan’a “Haklısın” deniliyor, Minsk grubu da bunu kabul ediyor ama işte önce Karabağ’ın statüsü mü belirlensin, önce asker mi çekilsin, kaçkınlar mı geri dönüsün diye bir çok soru soruluyor, sorun çözülemiyor. O zaman çözüm ne olacak? Azerbaycan’ın silahlanma bütçesi çok yüksek, Ermenistan da tüm dünya kamuoyundan destek alıyor. AGİT Minsk grubunda ABD, Rusya, Fransa var. Ermeni diasporasının güçlü olduğu üç ülke.

Neden çözülemiyor? Minsk grubunun eş başkanları Rusya, Fransa ve ABD bu  işi çözmek mi istemiyor? Çıkarları sorunun çözülmemesinden mi yana?

Ben Rusya’nın çözülmemesinden yana olduğunu düşünüyorum. Çünkü Azerbaycan ve Ermenistan’ı Rusya ile iyi geçinme zorunluluğuna itiyor bu sorun. Rusya’nın Ermenistan’da askeri üsleri var. Ermenistan’la arası iyi. Azerbaycan ile de enerji ilişkileri var. ABD ve Fransa’nın çözümsüzlükten medet umduğunu düşünmüyorum. Ama tabii Fransa’da Ermeni diasporası çok güçlü ve Ermeni tezine yakın duran bir kamuoyu oluşturabiliyor. ABD’de de Ermeni diasporası güçlü ancak ABD’de de artık Azerbaycan lobisinin de etkili olduğunu görüyoruz.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Rusya ve ABD Fransa ile bu sorunu çözmek istesin, bir hafta içinde sorun çözülür,” dedi. Bu gerçekten bir hafta içinde çözülebilecek bir sorun mu?

Şunu soralım, Ermenistan neye razı? Karabağ’da işgal ettiği topraklardan çıkmaya razı mı? Değil. Azerbaycan neye razı? Tüm topraklarını almamaya razı mı? Değil. Eğer Ermenistan “Ben Karabağ dışında diğer reyonlardan hemen çekilirim, Karabağ konusunu tartışırım” derse çok hızlı bir uzlaşma olabilir ama Ermenistan Karabağ’ı garanti altına almadan o topraklardan çıkmak istemiyor. O zaman çözümü çok hızlı görmek mümkün değil. Birilerinin Ermenistan’a “Sen bu topraklardan çekilmelisin,” demesi lâzım. Azerbaycan’a da demeli ki “Karabağ’ın statüsü ondan sonra tartışılacak.” Yani bu üç aktör o baskıyı yaparak, “Her türlü desteğimizi çekiyoruz” dediği zaman acaba taraflar savaşmak için o iradeyi gösterir mi, gösterdiğinde bunda hangi taraf avantaj sağlar?

“Kimse karışmasa Azerbaycan daha avantajlı konumda”

Hangi taraf?

Bütçe ve askeri imkan bakımından Azerbaycan. Evet evvelden Ermenistan savaş tekniği açısından iyiydi ama Azerbaycan çok güçlendi asker sayısını arttırdı. Teçhizat, ordu donanım gücüne baktığında Azerbaycan avantajlı gözüküyor. Tabii kimse savaşı kimin kazanacağı bilemez bu sayı üzerinden ölçülebilecek bir şey değil. Ama kimse öyle müdahale etmeden durmayacaktır. Başta  Rusya. Zaten Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un, “Biz asla savaşla toprak kazanılmasına şu aşamada müsaade etmeyeceğiz” demesi çok önemli ve bence biraz da Azerbaycan’a bir mesaj. Çünkü buradaki Ermenistan topraklarını genişletme çabasında değil. İşgal ettiği yerleri korumak istiyor ama Azerbaycan kendi reyonlarını ele geçirmek istiyor.

Bu sorunun yeniden alevlenmesinde bozulan Ankara-Moskova ilişkilerinin ne kadar etkisi var?

Ben Ankara’nın çok önemli bir rolü olabileceğini düşünüyorum. İsrail Filistin meselesinde de aynı şeyi söylüyorum, diplomasi de ilişkiniz olursa etki ve pazarlık gücünüz olur. Eğer ilişkiniz olmazsa pazarlık ve kazanma şansınız olmayacaktır. İlişkiniz yok ki yaptırım uygulayabilelim. Şu anda örneğin Ankara Moskova kadar, Ankara Bakü ve Ankara Erivan ilişkileri de önemli. Denildi ki “Türkiye Azerbaycan’ın yanındadır çünkü, bir halk, bir millet, iki devletiz.” “Biz, Azerbaycan’ın yanındayız çünkü Azerbaycan’ın tezi hukuki anlamda doğrudur ve haklıdır onu destekliyoruz,” demeliyiz. Ermenistan’a “Biz sana karşı değiliz ama yaptıklarına karşıyız,” demeliyiz. Uzlaşma söylemi üzerine götürürsek tarafları çok daha fazla etkileyebiliriz. Aliyev’in ABD’de de söylediği bir şey var, “Türk-Rus ilişkileri kötü ama benim ilişkilerim iyi. ABD-Türkiye ilişkileri sorunlu ama benim ilişkilerim iyi.” Yani, “Türkiye kardeşimiz ama diğer aktörlerle iyi geçineceğiz” diyor. Türkiye’nin de bu göstermesi lazım. Azerbaycan’ın bizi çok sevmesi diğer ülkelerle iyi olmasına engel olmadığı gibi bizim de onları sevmemiz bölge dinamiklerini dikkate almamamız anlamına gelmiyor. Dış politikayı sevgi değil akıl üzerine götürebiliriz. Ankara-Moskova ilişkilerinde sorunlarımız var ama Rusya şunu görmeli; Rusya ne kadar Kafkas ülkesiyse biz de öyleyiz. Türkiye içinde Kafkas diasporası yaşıyor. Kafkasya’da da ciddi bir Türk nüfusu var. Nasıl biz Rusya’yı yadsıyamazsak Rusya da Türkiye de yadsımamalı.

Sorun çözülürse her iki ülke de Batı ile ilişkileri tercih eder

Rusya, bu işin neresinde? Önce Ukrayna arkasından Suriye’ye müdahale. Sorunun yeniden alevlenmesi, Rusya’nın son zamanlardaki bu tutumuyla örtüşür bir biçimde mi ve Rusya’nın bunda çıkarı ne?

Ukrayna, Suriye ya da Kafkasya. Buralarda oyun kurucu hep Rusya. Bugüne kadar pasif aktörken tutum değiştirdi. Kırım’ı ele geçirdi. Dünyanın Suriye’ye müdahale hızını artırdı. Gündemi belirledi. Kafkasya’da da bu geçerli. Bu bölgelerdeki sorunlarda bizzat askeri varlığı var. Bu, Rusya iç kamuoyundaki ekonomik sorunları bertaraf etmek için güçlü Rusya demek açısından önemli. Diğer ülkeler, ‘Rusya’yı ikna etmeli’ diyorsa, Rusya kendi çıkarları açasından doğru bir politika izliyor. Düşünün, Ermenistan- Azerbaycan barışı olsa, en yakın dostları Rusya mı olacaktır yoksa Avrupa ya da ABD mi? Batı ile olmak çok daha iyi olacaktır onlar için. Ama bugün iki ülke de dengeli ilişkiler gözetiyor.

İran’ın pozisyonu nedir?

İran’ın gerilimden menfaati olmaz. Rusya- İran aksını kıracak bir gerginlik İran’ın menfaatine değil. Böyle bir çatışma alanı Rusya ile İran bağlantısını etkileyecekse negatif bir durum olacaktır. Çünkü İran ve Rusya’nın yakın ilişkileri var. İran dünyaya entegre olmaya ve yatırım çekmeye çalışırken, zaten güneyde Irak’ta sorun varken, bir de kuzeyinde sorun olması İran’ın çıkarlarına değil. İran bunun biran önce çözülmesini isteyebilir ve bu amaçla Rusya tarafına destek verebilir.

Avrupa’nın tavrı ne olur, Avrupa, mülteci kriziyle ve başka sorunlarla çok meşgul gibi duruyor.

Evet hiç ilgilenmediler. AB gittikçe dünya gündeminin dışında kalan, geç kalan ve belirleyemeyen aktör konuma geldi. Suriye konusunda da geç kalmanın bedelini çok ağır ödediler. Kafkasya’daki krizin büyüme ihtimali var, AB temsilcileri itidal telkininde bulunuyor ama o kadar. Minsk grubunun temsilcilerinin de hızla bölgeye gitmesi gerekirdi. Çözüm isteniyorsa orada olunması gerekirdi ama sorun çıktığından beri üst düzey ziyaret olmadı. Tekrar savaş çıkabileceğini algılayamamış bir Avrupa var. Bu konuda trenin son vagonundalar.

ABD’den nasıl bir tavır bekliyorsunuz?

En azından Dışişleri Bakanı düzeyinde bir çaba var. Azerbaycan ve Ermenistan Başkanları aynı zamanda ABD’de idi geçen hafta. Bu kriz çıktığında oradaydılar. Ama iki lideri bir araya getirmedi.

Bu planlanmıştı sanırım ama herkesin orada olma nedeni Nükleer Güvenlik Zirvesiydi ama Rusya boykot etti toplantıyı.

Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin bir araya getirilememesi büyük eksiklik. Minsk grubu çerçevesinde olmasa bile, iki liderin bir araya gelmesi, gerginliği azaltacak bir zemin oluşturulmasına katkıda bulunabilirdi. Fakat ABD’nin, Rusya’sız bir şey yapamayacağı da ortaya çıktı böylece.

Minsk’ten bir fayda gelmeyeceği anlaşılmış durumda ama alternatifi neden kurulamıyor?

Minsk eleştiriliyor ama Rusya ile ABD’yi atma lüksünüz yok. Onları dışarıda bırakarak çözüm bulunamaz. Fransa illa olmalı mı, o tartışılır. Sorunun çözümü için daha farklı bir süreç ortaya konulması lazım. Bu üç devletin çözüm için bir adım atamamalarının muhasebesini yaparak bir çözüm önermelerini beklerim. “biz, ABD, Rusya ve Fransa çözüm için şu zirveleri yaptık, şunlardan dolayı çözüm alamıyoruz, şunları önerebiliriz” demeleri lâzım.

“Minsk grubunun yapısının değişmesi yeni bir dinamizm getirebilir”

Ne yazar öyle bir belgede, neyin yapılması lazım?

Sorun şu, Karabağ’ın statüsü ne olacak? Karabağ çevresinde işgal edilen toprakların durumu ne olacak, kaçkınlar nasıl dönecek, seçim nasıl yapılacak? Ortada bütün bir paket var Sorun Güvenlik Konseyi kararlarında belli. Burası işgal edilmiş, çıkılması gerek ama neyin önce neyin sonra yapılacağı ya da nelerin eş zamanlı yapılacağı konusunda Azerbaycan ve Ermenistan aynı noktaya getirilemiyor. O zaman bu üç ülke, bu kararlara rağmen, bunu yapamıyorsa, “Biz, Güvenlik Konseyi’nin diğer iki ülkesini İngiltere ve Çin’i de istiyoruz, Türkiye ve İran gibi bölge ülkelerinin de katılımını istiyoruz,” demeleri lazım. Minsk grubu yerine 7 ülkeli bölgesel dinamikleri dikkate alan küresel ölçekte de dünya büyüklerinin bir araya geldiği bir sistem olması. Böyle bir sistemde Azerbaycan kendisini yalnız hissetmez çünkü Türkiye ve İran olacak. Ermenistan da yalnız hissetmez çünkü Fransa olacak. Böyle bir yapının çözüm için yeni bir dinamizm getireceğini düşünüyorum. O zaman taraflar kendilerine kapanmak yerine çözümle kalkacağız, çözüm bölgesel barışı da herkese huzuru da getireceği düşünülerek adım atılabilir. Tabii bunun garantisi yok ama çözüm için ivme kazandırılabilir.

“Her iki tarafta da radikal gruplar sorundan nemalanıyor”

Sorunun yeniden alevlenmesinde Azerbaycan ve Ermenistan’ın iç dinamikleri ne kadar etkili oldu?

Azerbaycan mağdur olduğu için savaşmazsam topraklarımı geri almayacağım, diyor. Rusya destek vermese, Ermenistan yaşanabilir bir devlet olmaktan çıkacak. Bir şekilde Karabağ sorunu çözülse, Ermenistan da bu işten kazançlı çıkar. Ama radikal gruplar bu işten nemalanıyor. Her aktörün radikal grupları var. Ermenistan Karabağ’dan ne kazanmış oluyor ki? Refah mı kazandı? Bölgesel güç mü oldu? Halkı açlık, zorluk içinde. Ama Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Karabağ konusunda uzlaşmacı tavır göstereceği sinyalleri verince yerinden oldu. Azerbaycan da uzlaşma yoluna gidemez, çünkü vatan toprağını sattın konumuna düşer. Kimse iç kamuoyuna bunu anlatamadığı için kolay barış noktasına gelemiyor. Ermenistan hepsini vermek istemeyecek. Azerbaycan da hepsini almadan yetinmez. Haklı, onun toprağı orası. Bu aşamada çözüm kolay değil. Bunu o halkın dinamiklerini bilirseniz anlıyorsunuz. Yıllar geçtikçe taraflar daha da taviz vermez hâle geliyor.

Öngörünüz nedir? Bu sorun nereye gider?

Burası karmaşık bir yapı. Kafkasya gerginliğe meyilli bir yer. Şunu da hatırlamak gerek, Çeçen sorunu bitti gibi gözüküyor ama Kuzey Kafkasya da çatışmalara müsait. Oradan IŞİD’e giden sempatizan da çok fazla. Karabağ’da gerginliğin büyümesi Rusya açasından Kuzey Kafkasya’da da iyi sonuçlar vermeyebilir. Karabağ’da bir savaş olması Rusya’nın beklemediği sonuçlar doğurabilir. Suriye gibi Rusya’ya uzak bir mesafeden değil, yakın bir mesafeden söz ediyoruz. Kafkasya’da çatışmayı başlatıp da o çatışmayı başlatan olduğu kadar, bitiren taraf da olmazsa Rusya güç kaybedebilir. “Kendi bölgendeki çatışmayı bile durduramadın” derler. Çatışmanın bitmesinde önemli rol oynayamazsa prestij  kaybeder.

Kaynak: Al Jazeera

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun