Koru’dan AK Parti ve cemaat kavgasıyla ilgili açıklamalar – Fikrikadim

Koru’dan AK Parti ve cemaat kavgasıyla ilgili açıklamalar

17 Aralık 2013’te Cemaat’le iktidar arasında patlak veren kavganın ertesi günü Abdullah Gül, Fehmi Koru’yu Ankara’ya çağırdı.  Gül’ün yanında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da onu bekliyordu. Acilen Pennsylvania’ya gitmesini istiyorlardı. Koru, yaşadıklarını bir kitapta topladı.  Bu ziyaretle ilgili tüm gerçekleri, iktidar-Cemaat kavgasının perde arkasını Hürriyet Pazar’da anlatmış.

AK Parti-Cemaat kavgasının başladığı günlerde ABD’ye mektup götüren Fehmi Koru, iktidar-Cemaat kavgasının perde arkasını ilk kez detaylı anlattı.

17 Aralık 2013’te gerçekleşen operasyonla başlayan AK Parti- Cemaat kavgasının ertesi günü gazeteci-yazar Fehmi Koru, Abdullah Gül’ün çağırması üzerine apar topar Ankara’ya gitti. Görüşmede Erdoğan da vardı. İstişare sonrası Fehmi Koru çantasında mektupla ABD’ye gitti… Ancak kavga daha da büyüdü… 25 Aralık’ta ikinci hükümete ikinci bir operasyon yapıldı…

Hürriyet gazetesine bir röportaj veren Fehmi Koru, 25 Aralık operasyonunun Fethullah Gülen’in bilgisi dışında gerçekleştiğini söyledi.

İKİNCİ OPERASYONU FETHULLAH GÜLEN BİLMİYORDU

İlginç bir detay ise, mektup Fethullah Gülen’e ulaştıktan birkaç gün sonra, 25 Aralık’ta Cemaat, Erdoğan’a doğrudan giden esas hamlesini yaptı. Bu noktada Gülen’in bu hamlenin hazırlığını ve gerçek niyetini Fehmi Koru’dan sakladığı şüphesi belirdi. Fehmi Koru ise 25 Aralık operasyonunun Gülen’in bilgisinin dışında başlatıldığı kanaatinde.

GÜLEN BUNDAN RAHATSIZDI

Olanlardan son derece rahatsız bir Fethullah Gülen’le karşılaştım. Basında, sosyal medyada iki taraflı saldırılar vardı. Bundan çok rahatsızdı. Bir yandan da “Devletin görevlileri yanlışlık yapıyorsa devletin mücadele etmeye hakkı vardır” diyordu. Kuşkunun ortadan kalktığını düşündüm ama 25 Aralık geldiği zaman karşımıza çok farklı bir tablo çıktı.

25 ARALIK BARIŞA GİDEN SÜRECİ BİTİRMEK İÇİN BAŞLATILMIŞ GİBİYDİ 

Ben paylaştığı kanaatindeyim. Özellikle mektubuna yansıttığı, samimi görüşleriydi. Dershanelerin kapatılmasına yol açacak yasal girişim onu çok rahatsız ediyordu. Bu girişimin ortadan kaldırılması durumunda, siyasetin gördüğü bütün yanlışlıkların ortadan kaldırılmasını düşündüklerini ifade etmişti. Samimi gördüm bunu. Döner dönmez, 25 Aralık’ta, ikinci girişim patlayınca en çok ben şaşırdım. Bunun üç-dört gün önce görüştüğüm kişinin talimatıyla olabileceğinden ciddi kuşku duydum, hâlâ bu kuşkuyu taşıyorum.

BEDDUA BEN YOLDAYKEN PATLAMIŞTI

Ama siz Pennsylvania’ya ayak basmadan bir gün önce çok hiddetli bir bedduası yayımlandı Gülen’in…Beddua olayı ben yoldayken patlamıştı. Sonradan gördüm. O insan değildi karşımdaki. Dini bir cemaat bu. Dua da ediyor, beddua da ediyor. Yapabilecekleri şeylerin azamisi bu, beddua edebilir. Ne yapabilir yani?

HÜSEYİN GÜLERCE’YE YALANLAMA

Hüseyin Gülerce “Koru’nun iyi niyetlerle Pennsylvania’ya gitmesi hükümeti oyalamak için bir kumpastı” diye yazdı. Alakası yok. O zaman girişimi başlatanın Pennsylvania olması gerekirdi. 25 Aralık, sanki Fethullah Gülen’e rağmen, hatta belki barışa doğru giden bu süreci bitirmek için başlatılmış gibime geldi.

FETHULLAH GÜLEN’İ YOKLAMAMI İSTEDİLER

17 Aralık’ın ertesi günü çantasında mektupla ABD’ye Fethullah Gülen’in yanına giden Koru, Gül ve Erdoğan’ın kendisinden Gülen’i yoklamasını istediklerini söyledi. Koru, “Onlar aralarında “Nabız yoklaması faydalı olabilir” diye konuşmuş ve benim ismim üzerinde durmuşlar. Bir gidip yoklasa tarzında… Arabuluculuk misyonu değil, daha ziyade ‘Karşı tarafın bu işlerle gerçekten ilgisi var mı’ diye bakmam için… Bu, Cemaat dayanışması içinde mi yoksa bazı kişilerin kendi başlarına yaptıkları bir şey miydi? Bir şeyler öğrenmem gerektiğine inandığım için, kabul etmekte mahsur görmedim” diye konuştu.

GÜLEN KENDİSİNE RAĞMEN YAPILMIŞSA…

Bu tür cemaat yapılanmalarının doğasında olan bir şey var: En tepedeki insan kendisine rağmen başlamış olsa bile böyle kapsamlı, sonuç getireceği belirgin bir operasyonu reddetmekte zorlanabilir. Çünkü çok yakınları da işin içinde olabilir. 25 Aralık’ta ikinci operasyon başladığında Pennsylvania’da değerlendirme yaptıklarını ve sonuna kadar götürme kararı verdiklerini zannediyorum.

ERDOĞAN’IN İYİMSERLİK İÇİNDE OLDUĞUNU GÖRDÜM

25 Aralık’ta Erodoğan’la görüştüm. Rahatsızlığı ifade etti. Ama madem böyle bir mektup yazıldı, madem barış aranıyor, acaba bu iş burada durdurulabilir mi diye bir iyimserlik içinde olduğunu gördüm. Fakat parti ‘Bu siyasete darbe girişimidir’ başlığıyla bir rapor hazırladı. Erdoğan bu raporu benimsedi. Sonra savaş sürecine girildi.

25  ARALIK’IN GÜLEN’İN TALİMATIYLA OLABİLECEĞİNDEN KUŞKU DUYDUM

ABD’den döndükten sonra 25 Aralık operasyonunun yaşandığını gören Koru, “En çok ben şaşırdım” dedi. Koru, “25 Aralık’ta, ikinci girişim patlayınca en çok ben şaşırdım. Bunun üç-dört gün önce görüştüğüm kişinin talimatıyla olabileceğinden ciddi kuşku duydum, hâlâ bu kuşkuyu taşıyorum. 

25 ARALIK’TA ÇOK FARKLI BİR TABLO YAŞANDI

25 Aralık, sanki Fethullah Gülen’e rağmen, hatta belki barışa doğru giden bu süreci bitirmek için başlatılmış gibime geldi. Ayrıca 25 Aralık’ta ikinci operasyon başladığında Pennsylvania’da değerlendirme yaptıklarını ve sonuna kadar götürme kararı verdiklerini zannediyorum” dedi.

FETHULLAH GÜLEN’İN KAFASINDA PROJE VAR

Fethullah Gülen’i enteresan bir figür olarak tanımlayan Koru, “Böyle bir kişiliğin bu tür global çapta bir hareketin başında bulunması kolay kolay idrak edilebilecek bir şey değil. Çok büyük başarı olduğu ortada. Uzak görüşlü ve tuttuğunu koparan bir insan. Kafasında bir proje var, o proje için kitleleri ikna eden biri. İnancınız ne olursa olsun, üslubundan etkilenmemeniz elde değil. Formel eğitimi eksik ama din eğitimi var. Haşır neşir oldukları, dini insanlar… Okudukları, dini kitaplar… Ama global bir bakışı var. Taklit etmek mümkün değil. Çok büyük sempatiyle yaklaşmadığım dönemde bile okullarda yapılanların Nobel’lik olduğuna inandım” diye konuştu.

AK PARTİ CEMAAT’İN KİMYASINI BOZDU

AK Parti’nin yıllarca getirdiği ortam cemaat mensuplarının kimyasını bozduğunu söyleyen Koru, “Eskiden Arnavutluk’ta yeni açılan bir okula gittiğimizde, buranın müdürü, eşi, çocukların çamaşırlarını yıkardı, ortalığı temizlerdi. Sonra aynı yerlerdeki insanları, o ülkelerin devlet adamlarıyla görüşen, aynı düzeyde adamlarmış havasına bürünür halde bulduk. Özellikle askeri müdahaleler döneminde en çok çeken onlardı. Bu, onları sanki yeraltı faaliyeti yapıyormuş gibi kimliklerini saklamaya yönlendirdi. AK Parti’nin getirdiği farklı ortam, kimyalarını bozan bir etki yaptı” şeklinde konuştu.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun