Korkulan Erdoğan değil de halk olmasın? – Fikrikadim

Korkulan Erdoğan değil de halk olmasın?

Markar Eseyan

Markar Eseyan

Alper Görmüş’ün “Yerli ve milli” kavramlarına dönük eleştirilerini inceliyorduk. Yazılarını seçmemizin nedeni, “Cemal&Çandar” veya “Altan biraderler” gibi eleştiriye değmeyecek denli lümpenlik bataklığına saplanmamış, üslup olarak özenli davranıyor olmasından.

Şöyle diyordu Görmüş:
“Beka tespiti ve onu izleyen ‘millî çizgiye davet’ her zaman otoriterleşme lehine ve başta ifade özgürlüğü olmak üzere özgürlükler aleyhine işleyen sonuçlar doğurur…”
“Fakat bu nevzuhur eksenin, öncekilerden daha şiddetli bir kutuplaşmaya yol açacağını; sahiplerine, “karşı taraf”a yönelik baskıları meşrulaştırmada daha geniş imkânlar sunacağını söylemek yanlış olmaz.”
“Bunun temel nedeni, millîlik çağrısının çok daha geniş kitleler üzerinde çok daha derin etkiler yaratabilme gücüdür. Çünkü sağ-sol ya da laik-dindar eksenli siyasi mücadeleler, özünde iç iktidarı ele geçirmeye yönelik siyasi mücadelelerdir. Oysa millîlik siyaseti, kendi önerisinin etrafında toplanılmadığı takdirde, içindeki herkesle birlikte bütün bir ülkenin felakete sürükleneceği yönündeki çağrısı sayesinde çok daha büyük, çok daha yaygın bir etki yaratma yeteneğine sahiptir.”
* * *
“Yerli ve milli” kavramının en önemli özelliği bir mühendislik olmaması, millet iradesinden neşet eden, aşağıdan yukarı işleyen bir sürecin karakterini ifade etmesi…
Mesela tarihin en etkili ve parlak mühendislik projesi olan “Aydınlanma” için Adorno şu tespiti yapar:
“Aydınlanma’nın şeylerle olan ilişkisi, diktatörün insanlarla olan ilişkisi gibidir; onları manipüle etmesine yetecek kadar tanır.”
Bu değerli tespit, modernist mühendisliklerin aslında iyi ambalajlanmış ve o oranda sinsi diktatörlükler olduğunu bize açıkça anlatır.
Sanırım “Yerli ve milli” hareketinin bu kadar endişe doğurması, iddia edildiği üzere onun bir mühendislik olmasından değil, bilakis OLMAMASINDAN…
Çünkü bir mühendislik en nihayetinde bir tasarımdır ve arkasındaki gücün ömrüne endekslidir. Kendisini halkın üzerinde gören haliyle özünde gayrimeşrudur ve bir başka mühendislik tarafından alt edilmeye adaydır.
Ama mühendislik, bir başka mühendislikten fazlaca da korkmaz; çünkü onu alt edebilme olasılığına güvenir, onu kendinden tanır; bu olmazsa, iktidarı paylaşmak üzere uzlaşma yolları her zaman açıktır.
Görmüş’ün, binlerce hayata mal olmuş 1980 öncesi sağ/sol, laik/dindar suni dikotomilerini “siyasi mücadele” olarak kutsayıp, “Yerli ve milli” süreci bunlardan daha yıkıcı bulması, birincilerin Görmüş’ün kendisini ait hissettiği (gerektiğinde bugün olduğu gibi kolayca uzlaşılabilecek) mühendisliklere, ikincisinin ise halka dayalı olmasından.
Çünkü Erdoğan, kolektif bir halk hareketinin, orta sınıflaşmaya dayanan bir sosyolojinin, meşru siyasi mücadeleye (seçimler) dayalı başarıların toplamından oluşan bir hareketin organik lideridir. Gücü ve özelliği; toplumu nesne değil özne görmesinde, siyasetini tabanın taleplerine göre oluşturmasında yatar.
Erdoğan’ın, kararlarını toplumun ihtiyaç ve taleplerine uygun alıp, uygulamada siyasi bir deha ve cesaret sergilemesi, mühendislerle uzlaşmaması, takipçilerinin ona olan güveninin temel nedenidir.
Eski bir elit diktatörlüğü diriltmeye çalışan veya zihinsel olarak ondan kopamayanların meşru/sivil/barışçı bir halk hareketini diktatörlükle suçlamaları ne kadar hazin!

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun