Yeni çatımız: Yerli ve milli… – Fikrikadim

Yeni çatımız: Yerli ve milli…

Markar Eseyan

Markar Eseyan

İstanbul saldırısından hemen önce, “Yeni Türkiye’nin ideolojisi: Yerli ve milli” başlıklı bir yazı yazmıştım. Aslında bu kısa bir serinin başlangıcıydı.

Bugün buna devam etmek istiyorum.

Dindar diye güvenilen paralel yapının ülkeyi içeriden kavramaları için üst akla taşeronluk yaptığını, HDP’nin aslında bir Kürt hakları savunucusu olmadığını, PKK’nın bir vesayet aparatı olduğunu, ülkede “yerli aklı” üretme görevi verilmiş aydın ve akademisyen elitinin hiçbir darbeyi sektirmediğini, CHP’de tarlaların sürüldüğünü fark ettik.

Bu bizi “yerli ve milli” kavramlarını yeniden düşünmeye, bu kavramların içini yeniden doldurmaya yöneltti.
Eski Türkiye’de bozulmuş anlamıyla “yerlilik” içe kapanmayı, “millilik” de ırkçılığı ifade etmiyordu.

7 Şubat MİT darbesinde ipi çekilmesine, birçok ihanete uğramasına ve sonunda Gezi, 17/25 ve 6-8 Ekim darbelerine maruz kalmasına rağmen, Sayın Erdoğan’ın milletten başka kimseye biat etmemesi ve uzlaşmaması onu sadece bize sevdirmekle kalmadı.

Bu mücadele, kendiliğinden bir ideolojiyi de inşa ediyordu. Bu ülkenin sadece meşru sivil hükümetlerle yerinden yönetileceği, böyle olduğunda Türkiye’nin büyük potansiyelleri harekete geçirebildiği görüldü.

AK Parti seçmeni öyle lider kültü vs. tanımaz. Oldukça rasyoneldir. Sayın Erdoğan’ın arkasında kaya gibi duruyorsa, aslında kendi onurunu, menfaatini koruduğu içindir.

“Yerli ve milli” bu tavrın kodları oldu.
Ama sadece bir kodlar silsilesi değildi. Yeni Türkiye’nin, yeni anayasa ve hükümet sisteminin kuruluş aşamasında, “yerli

ve milli” zemini, eskinin ırka veya dışlayıcı kodlara oturtulmuş vatandaşlık tanımını tüm kesimlere açan son derece demokratik bir toplumsal sözleşme teklifiydi.
Burası çok önemli.

Dışlayıcı vatandaşlık dayatmasından, tüm kesimleri içeren bir çoğulculuğa geçişi sağlayacak bir potansiyelden bahsediyoruz.

Çünkü ilk harcı maalesef bir Fransız/Alman milliyetçiliği kırması olan kan/kültür kodları ile atmışlardı. Üstelik bu kan ve kültür birliği tarihsel bir gerçekliğe değil, bir mühendislik kurgusuna dayanıyordu.

“Yerli ve milli” konsensüsü özgün tüm tekiflere açık olmak demektir. Burada kıstas artık bir cemaat, elit bir topluluk mensubiyeti, mezhep, ırk, din, kan, ideolojik aidiyetler değildir.

Demokratik ve eşit vatandaşlık temelinde, bu devlet, temel bir prensibi esas alarak herkesin gelip katılacağı, onu biçimlendireceği, politik kültürü etkileyebileceği bir sisteme dönüşmek durumda kalır.
Bir ülkenin sağlıklı bir devlete, barış içinde birbirinin içine geçip, istediğinde kendi mahallesine çekilen bir topluma sahip olabilmesi için, temel bir konsensüse ihtiyacı vardır. Bu uzlaşı noktasının, birçok farklılıkları içine alabilecek esneklikte ama birbirinden kopmayacak sağlamlıkta olması gerekir.

“Yerli ve milli” kavramları bunu üretebilecek, Yeni Türkiye’nin ideolojik karakteri olmaya adaydır.
Çoğulculuğu bir kaos, bir kakafoniden ayıran şey, armoniyi sağlayan da bu ortak zeminde uzlaşmak olmalıdır.
İşte “yerli ve milli” kavramları, tüm farklılıklarımızla bizi birleştirecek yeni bir çatıyı ima ediyor.
Saldırı alması da sanırım bu potansiyeli nedeniyledir.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun