Nasıl Terörist Olunur? – Fikrikadim

Nasıl Terörist Olunur?

Nilgün Çelebi

Prof. Dr. Nilgün Çelebi

Westfalia anlaşmasından bu yana dünyanın temel siyasi birimi ulus-devlettir. Toplum bu ulus-devletin sivil okumasıdır. Ulus-devlet veya toplum; tarihin batı Avrupa’daki belirli bir dönemecinde, olayların akışı izlenerek, üzerinde düşünülerek ve yönelebileceği mecralar dikkate alınarak son derece rasyonel temelde geliştirilen bir projedir. Bu entite; oluşturucu parçaları olan kurumlarının yapı ve işlevleri ile bu kurumlar arası birbirini gerektiren ve destekleyen karşılıklı ilişkilerin ‘ortak iyi’ ye doğru fikir, inanç ve teşebbüs özgürlüğü temelinde çalışmasını ilke edinen bir sosyal, siyasal, hukuki ve ekonomik sistemdir.  Bu ulus-devlet ve toplum düzeni “tarihin sonu” olabilirdi, eğer bu proje genelde dünyanın her yerinde özelde her ülke/toplum içinde eş ya da yakın zamanlı olarak hayata geçirilebilseydi. Dünyadaki her ülkede ve bu ülkelerin kendi iç toplumlarında farklı sosyolojiler/socius’lar olmasaydı. Farklı sosyolojilerin bulunması sadece farklı hayat koşullarından, farklı tarihi tecrübelerden, farklı kültürel birikimlerden, farklı çıkarlardan ve farklı beklentilerden kaynaklanmamaktaydı. Bunların yanı sıra ama bunlardan daha da önemlisi, mevcut çıkar ve beklentilerin hakkaniyetle karşılanmıyor olmasından ileri gelmekteydi. Proje rasyoneldi ama hayatın akışının rasyonalitesi daha farklıydı. O dönemin mühendislik bilgisiyle çizilen şema hayatı kucaklamakta yetersiz kaldı. Memnuniyetsizler, dezavantajlılar, umutsuzlar, madunlar, yoksunlar, yoksullar, ezilenler ve bir de emeğine bile isteye el konulanlar yani sömürülenler modern dünyanın birer gerçeği olarak dikelmeye başladılar. Kara derili bir tıp doktoru olan Fanon bunlara “Dünyanın Lanetlileri” dedi. Bu insanların memnuniyetsizliklerinin yanı sıra sayıları da hızla artıyordu. Bu insanlar kendilerini gerçekleyebilecekleri kanallara ulaşamamaktaydılar; sadece eğitim, sağlık gibi kurumsal, temiz su, gıda gibi temel ihtiyaçlarını değil fakat doğuştan getirdikleri gizil güçlerini de dünya uzamına sunamamaktaydılar. Kişinin kendini gerçeklemesi benliğini ortaya koyabilmesiyle atbaşı gidecekken bu mümkün olamamaktaydı. Bu insanların hayatın zorluklarına karşı mücadele etmede güvenebilecekleri, sırtlarını dayayabilecekleri tek koruyucuları soylarından gelen çocuklarıydı. Sayıları hızla arttı.

Lanetli olma hali, memnuniyetsizlik, dezavantajlı olma, madun, yoksun, yoksul olma, ezilme sömürülme hali insanı terörist olmaya iter mi? Bu haller insanı ilişkilerinde şiddeti bir ifade aracı olarak kullanmaya itebilir. Ama terörist olmaya da iter mi denirse, orada biraz durmak gerekir. Hayat “ikili zıtlıklar”dan oluşmuyor, her ne kadar “Batı düşüncesi” öyle olduğunu söylese de. Daha da ilerisi, yoksulları, yoksunları, eşitsizlik mağdurlarını, emekleri sömürülenleri onların sözcülüğünü yaptığını söyleyen Fanon bile “lanetli” olarak nitelemesine ve böylece dolaylı olarak zihinlerde “lanetli” olmanın normalleşmesine katkıda bulunmasına rağmen. Hayır; yoksun, yoksul, eşitlikten nasibini alamayan, hakları verilmeyen bu insanların önündeki tek seçenek, ne dün ne de bugün, terörist olmaktır. Terörist olmak “lanetli” olmanın doğal sonucu değildir. Peki ama terörist dediğimiz bu insanlar nereden geliyorlar?

Evet, bu insanlar bu memnuniyetsizlerin, ezilenlerin, yoksulların, yoksunların içinden geliyorlar. Ama onlar bu koşulların biçimlediği, forme ettiği kimseler değil. Onlar, bu koşularda doğup büyüyenler arasından devşirilip terörist olarak yetiştirilmiş, eğitilmiş, “terörist yapılmış” kimselerdir. Onları kimler mi devşirip terörist olarak imal ediyor? Mevcut eşitsiz düzenin devamından kimler kazançlı çıkıyorsa bu teröristleri imal edenler de onlardır. Söz konusu kazançlılar yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası seviyede gücü elinde bulunduranlardır. Bu güç; o madunların, o yoksulların kendilerine geri dönmeyen emeklerinin karşılığının bileşkesidir. 1960’lı yıllarda en önde gelen sosyologların sosyal sistem analizlerinde modernleşmekte olan toplumlar anomik olarak nitelendirilirdi. Bu kitaplarda gerçekler ve beklentiler arası açıklığın toplum seviyesinde kitle hareketlerine birey seviyesinde ise kaygı seviyesi yüksek, gerilimli, anomik kişiliklere yol açtığı yazılırdı. Günümüzde uluslararası seviyede belirli ülkeler yerel ve bölgesel seviyede ise belirli yöreler terörist yuvaları gibi gösterilmektedir. Yapılması gereken bu sunumun gerçeğin ifadesi değil fakat bir algı operasyonu olduğu ve gerçeği çarpıtmayı amaçlayanlarca hazırlandığının farkında olabilmektir.

 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun