Suriye’de cezasız kalan savaş suçları – Fikrikadim

Suriye’de cezasız kalan savaş suçları

İç savaşın başlamasından itibaren Suriye’de  yaşanan insanlık suçları bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşti. Kimyasal silah kullanımından isanları  aç bırakmaya, gözaltında kaybetmekten köleleştirmeye kadar sayısız savaş suçu işlendi. İnsanlığa karşı işlenen bu suçlar, şu ana kadar cezasız kaldı. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Suriye’deki savaş suçlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne sevk edilmesi için dün çağrı yapmıştı.

VARİL BOMBALARI

Rejimin kendi halkına karşı kullandığı en öldürücü silahlardan biri varil bombaları.

Petrol varillerinin, yemek kazanların içine patlayıcı, cam parçaları, şarapnel, çivi gibi maddeler doldurularak helikopterlerden hatta küçük tarım uçaklarından atılabilen bu bombalar yalnızca sivilleri öldürmekle kalmıyor, rejimin halkı göçe zorlamasının da en önemli araçlarından biri olarak kullanılıyor.

Savaşlarda sivillerin cepheden uzaklaşarak zarar görmekten kurtulmaları varil bombalarının kullanıldığı yerlerde mümkün değil. Rejim, varil bombalarını, mahallelerin, pazar yerlerinin, okulların, hastanelerin üzerine atmaktan çekinmiyor. Özellikle muhaliflerin ele geçirdiği yerlerde bu yönteme başvuran rejim hem halkını topluca cezalandırmayı hem de muhaliflerin ellerine geçen yerlerin insansızlaştırılmasını hedefliyor. Zira, muhaliflerin ele geçirdiği yerlere rejimin varil bombası ile saldıracağı halkın bildiği bir gerçek.

2014 Şubat’ta Fransa, varil bombalarının yasaklanması ve kullanılmasının BM tarafından izlenerek, kullananlara karşı yaptırım öngören bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı çıkartmak için çabalamış ancak bu çaba, rejimin en önemli destekçilerinden Rusya’nın veto tehdidi nedeniyle sonuca ulaşmamıştı.

Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) genel direktörü Kenneth Rotte’a göre, Batı ülkelerinin varil bombalarının yasaklanması konusunda çok istekli davranmamasının bir nedeni de Suriye rejiminin radikal unsurlara karşı elini zayıflatma endişesi. Ancak Rotte, 23 Eylül 2105’te yazdığı ‘Suriyeli mülteci göçünü durdurmak için varil bombalarının durdurulması gerek’ makalesinde rejimin, kendi askerlerine zarar verme endişesiyle, varil bombalarını cephede kullanmadığını hatırlatıyor. Rotte’e göre, varil bombası gibi sivillerin hayatına ağır zararlar veren silahların kullanılması, ülkede radikal unsurların güçlenmesine de neden oluyor.

Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün geçen yıl şubat ayında yayınladığı bir rapora göre rejim 2012-2015 yılları arasında Suriye’nin farklı kentlerinde, 12 bin 179 kişinin ölümüne neden olan 5 bin 150 varil bombalı saldırı düzenledi. Raporda, bu saldırılarda ölenlerin yüzde 96’sının sivil, bunların da yüzde 50’yi aşkın kısmının kadın ve çocuklar olduğu vurgulandı.

MİSKET BOMBALARI

Uluslararası anlaşmalarla kullanması yasaklanmış bu bombalara salkım bombaları da deniliyor. Bu bombalarının içinde küçük başka bombalar da var ve atıldıklarında geniş bir alana yayılıyor. Mayın gibi işlev görüyor. Bazen patlamadan uzun süre atıldıkları alanda kalabiliyor ve bu durum özellikle çocuklar için büyük tehlike oluşturuyor.

Uluslararası anlaşmalarla kullanması yasaklanmış bu bombalara salkım bombaları da deniliyor. Bu bombalarının içinde küçük başka bombalar da var ve atıldıklarında geniş bir alana yayılıyor. Mayın gibi işlev görüyor. Bazen patlamadan uzun süre atıldıkları alanda kalabiliyor ve bu durum özellikle çocuklar için büyük tehlike oluşturuyor.

GÖZALTINDA KAYIPLAR

Rejim binlerce insanı gözaltına alıp, sistematik işkenceden geçirdi ve gözaltında öldürdü. Rejimin, Suriye ayaklanmasından önce de kullandığı bu yöntem, iç savaş sırasında daha yoğun yaşanmaya başlandı.

Bu durumun ilk elle tutulur kanıtı 2014 yılının başında “Sezar” kod adlı bir rejim askeri tarafından ortaya çıkarılan 11 bin kişiye ait 55 bin fotoğrafla gündeme geldi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyesi Fransa’nın çağrısı üzerine Nisan 2014’de yapılan kapalı bir oturumda bu fotoğrafların bazıları üyelere gösterildi.

Fotoğrafların çoğunun hastanelerde kaydedildiğini belirten ‘Sezar’, görülenlerin tamamının gözaltındayken işkence, elle boğma ve aç bırakılarak öldürülen Suriyeli muhalifler olduğunu öne sürdü. Tecavüz de sistematik bir biçimde başvurulan işkence yöntemlerinden biriydi.

Üyeleri uluslararası hukukçulardan oluşan bir komisyon, İngiltere’de fotoğrafları inceledi. Komisyon, Şam rejiminin sistematik ve organize şekilde işkenceler yaptığını vurgulayan bir rapor hazırladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü de fotoğraflardaki kişilerin bazılarının yakınlarıyla ve kurtulmayı başaranlarla görüşerek, fotoğrafları doğruladı. Ancak, bu konuda da uluslararası toplum eyleme geçmedi.

AÇ BIRAKMAK

Rejimin halkına karşı kullandığı toplu cezalandırma yöntemlerinden birisi de aç bırakmak.

Aralık 2012 yılında Şam’ın güneyinde yer alan ve Filistinlilerin yaşadığı Yermuk Kampı’nda başlayan gıda, temiz su ve tıbbi malzemeye ulaşımın engellenmesi, ülkenin başka alanlarına da uygulandı. Bu yöntemin acımasızca başvurulduğu başka bir alan da Madaya oldu. Etrafı mayınlarla çevrilen ve kuşatma altına alına Madaya’da açlıktan ölümler oldu. Sınır tanımayan doktorlar grubuna göre yalnızca Aralık ayında Suriye’de 46 kişi açlıktan öldü. Kuşatma altındaki bölgelerde çocukların önemli bir kısmı da, yetersiz beslenme nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor.

BM Suriye’de yaklaşık 450 bin kişinin, 15 farklı bölgede kuşatma altında yaşadığını açıklamıştı. Kimi bölgeler rejim, kimileri IŞİD, kimileri ise muhalif gruplar tarafından kuşatılıyor. Ülkede ateşkes ilan edilmesinden sonra bu bölgelere yönelik insani yardımlar başladı ancak yine de yardımlar her yere ulaşmış değil ve kuşatmalar da devam ediyor.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeyd Raad Hüseyin, 1 Şubat 2016’da Suriye’de sivillerin kuşatmalar nedeniyle aç bırakılmasının savaş ve insanlık suçu olduğunu söyledi. Hüseyin, kuşatmalardan sorumlu kişilerin çatışmalar sona erdiğinde bu suçlardan affedilmemesi gerektiğini belirtti ancak bu konuda da henüz adım atılmadı.

OKUL VE HASTANE GİBİ BİNALARIN HEDEFLENMESİ

Suriye’de işlenen başka bir savaş suçu da okul ve hastane gibi binaların kasten hedeflenmesi. Bunun amacı da, saldırının yapıldığı bölgeleri insansızlaştırmak.

İnsan Hakları için Doktorlar Örgütü Suriye’de ayaklanmalarının başladığı Mart 2011’den Ağustos 2015’e kadar, sağlık merkezlerine yapılan 313 saldırıyı belgelediğini duyurdu. Örgüte göre, 679 sağlık çalışanı da bu saldırılarda hayatını kaybetti. Örgüt, sağlık merkezlerine ve çalışanlarına yönelik saldırıların yüzde 90’nın rejim tarafından yapıldığını da açıkladı. Bunun savaş suçu olduğunu da vurguladı.

Rusya da askeri olarak Suriye’ye müdahil olduktan sonra sağlık merkezlerini hedef aldı. Örneğin yalnızca 15 Şubat’ta biri de anne-çocuk hastanesi olmak üzere beş hastane ve iki okul bombalandı.

BM Suriye araştırma grubunun raporuna göre yalnızca Haziran 2012- Ocak 2013 tarihleri arasında rejim 17 okulu bombaladı. Suriye İnsan Hakları Ağına göre de 2013 yılının başında rejim 1000’e yakın okulu gözaltı merkezi haline çevirdi.

IŞİD’İN İŞLEDİĞİ SAVAŞ SUÇLARI

IŞİD de insanlığa karşı suç işleyen grupların başında geliyor. Bu suçların başında da toplu katliamlar, işkence, tecavüz, köleleştirme, zorla hamilelik, çocuk asker kullanma var.

BM’nin 2014’de hazırladığı bir rapora göre, IŞİD, ele geçirdiği bölgelerde yaşayan sivil halkın hayatının her aşamasını terör yöntemleriyle domine etmeye çalışıyor.

IŞİD, 15 yaşındaki çocuklar da dahil olmak üzere kontrol altında tuttuğu bölgelerde kafa kesiyor, sakat bırakıyor. Ezidi kadınları köle olarak kullanıp, onları kendi savaşçılarının çocuklarını doğurmaya zorluyor. Kullandığı öldürme yöntemleri arasında yüksek binalardan aşağı atmak, taşlayarak öldürmek de var.

IŞİD’in insanlığa karşı işlediği suçlardan biri de, kontrolü altındaki bölgelerdeki çocukları çok küçük yatan itibaren savaşçı olarak yetiştirmeye çalışması ve çocukları öldürme de dahil çeşitli eylemlerde kullanması.

MUHALİFLER TARAFINDAN İŞLENEN SUÇLAR

Suriye ayaklanması silahlandığından beri, muhalefetin bazı unsurları da başka, kaçırma, rehin alma, çocuk asker kullanma ve yargısız infaz gibi suçlar işlediler. Örneğin, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2015 Suriye raporuna göre, muhalifler kontrollü altındaki bölgelerden, rejimin elindeki bölgelere havan topu saldırılarında bulunurken sivillerin ölümüne neden oldular, cami okul gibi binaları da hedeflediler. Örneğin 29 Nisan’da böyle bir saldırıda 17 çocuk hayatını kaybetti.

NUSRA CEPHESİ’NİN İŞLEDİĞİ SUÇLAR

El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi de, çocuk asker kullanmak, yargısız infazlar gerçekleştirmek, sivillerin ölümüne neden olmak ve intihar saldırıları düzenlemekle suçlanıyor.

YPG’İN İŞLEDİĞİ SUÇLAR

PKK’nın Suriye kolu PYD ve onun silahlı örgütü YPG de savaş suçu işleyen gruplar arasında. Uluslararası Af Örgütü’nün 2105’de yayınladığı bir rapora göre, PYD kanton kurarak özerklik ilan ettiği bölgelerde kendisine muhalefet edenleri özellikle Arap ve Türkmenleri göç etmeye zorluyor. Onların yaşadığı bölgeleri kullanılmaz hale getiriyor.

Aljazeera
Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun