Topyekün bir kıyam artık nereye giderse ya da… – Fikrikadim

Topyekün bir kıyam artık nereye giderse ya da…

Hasan Boynukara

Hasan Boynukara

Okuduğum, dinlediğim ve anladığım kadarıyla bu mücadele güvenlik güçleriyle teröristler arasında bir mücadeleden daha fazla bir şeyi ifade ediyor. Ortadoğu coğrafyası yeniden dizayn ediliyor. Sonuç alınır mı? Bunu senaryoyu yazanlar dışında kimsenin bildiği kanısında değilim. Amerika ve Avrupa destekli krallar ve devlet başkanları, bizzat kendi halklarının eliyle hal edildiler.

Getiren de onlardı, götürenler de. Halk ve güvenlik kuvvetleri çalan düdüğe göre hareket ettiler. Düdük çaldı durdular. Ana ülkeler durulmadı. Libya Irak Mısır ve nihayet Suriye. Mevcut gerginlik ve çatışma, Türkiye’yi de bu katara katma çabası gibi görünmektedir. Eğer Türkiyedeki aktörler kendilerine hamledilen rolleri oynasalardı, bu çatışmayı yaşamıyor olabilirdik. Bir yerlerde senaryo ve rol değişikliği istendiği için, efendisine karşı çıkan uşağa haddini bildirme operasyonlarına maruz kalmaktadır. Siyasi aktörler iki ucu sivri bir psikolojiyle baş başa bırakıldı.

Barışla çözüm teröristle masaya oturmak, mücadele ise katliam olarak takdim edilmektedir. Her iki halde de siyasi irade itham altında kalmaktadır. Beyaz adamların hem nalına hem mıhına politikaları belirsizliği artırmaktadır. Türkiyeden istenen ne? Neye evet derse bu çatışma biter? Kekeme bir üslupla verilen cevap şudur; PKK terör örgütüdür ama PYD değildir. Bu da Türkiyeyi zor durumda bırakmaktadır. Müttefik, NATO üyesi ülke masalları derde derman olmaktan uzak. Ancak PKK ve yandaşlarına nasıl bir taahhütte bulunduklarını maalesef bilmiyoruz. Örgütün ne istediği ise ayan beyan ortada. Demokratik haklar teması bir kurt masalıdır artık; Bağımsız Kürdistan. Bir kalkışma başlatılmıştır. Aylardır süren çatışma güvenlik güçlerimizin tam zaferiyle sonuclansa bile, uluslararası arenada bir Türk-Kürt savaşı olarak servis edilmektedir. Hafızalara kazınan budur. Muhayyel bir Kürt tarihinde bir bölüm açmaktır.

Bu coğrafyada, yaygın tabirle söylersek, ölmek ve öldürmek normal vakalardır. Dünyanın efendileri için üç-beş yüz bin insanın ölmesi sadece acıklı bir olaydır ama asla trajedi değildir. Bana kalırsa batıda patlayan bombalar doguda sıkışan örgüte nefes aldırma, siyasi iradeyi ve halkı demoralize etme eylemleridir. Herkesin anladığı şekilde söylemek gerekirse söylenmek istenilen şudur “Siz tankınızla topunuzla üzerimize gelirseniz, biz de intihar bombacılarımızla sizin üzerinize geliriz.” Ülkenin her yanını bir terör alanı haline getirmek, korku yaymak, endişeyi yaygınlaştırmak, halkı irrite etmek, kini ve nefreti iliklere kadar işlemek. Toplumu paranoyaya sürüklemek. Son Ankara olayı beyaz adamların bilgisi dışında mi gerçekleşti, süpheliyim. Salt güvenlik önlemleriyle bu iş nasıl engellenir, bilemiyorum. Sorun güvenlik zaafının dışında ve ötesinde ele alınmalı diye düşünüyorum. Bu ülkeyi seven herkesin ama herkesin bir ortak noktada buluşması, kavl-i karar etmesi lazım. Bombacı nasıl tespit edilemedi ya da siyasi irade acz içinde diyerek çözüme katkı sağlanamaz. Sonuç olarak eğer ortadoğuyu kana bulayan aktörlerin kafasında bir bölünme projesi varsa, ülkenin topyekün bir kıyam içinde olması lazım. Nereye kadar giderse artık.

Ya da iç dinamikler, iletişim olanakları, diplomatik dil kullanılarak, daha demokratik bir Anayasayla ve hukukun kayıtsız şartsız egemen olduğu bir coğrafyada, dosta ve düşmana el ele gönül gönüle olduğumuzu göstermemiz gerekir.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

Prof Doktor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölüm Başkanı
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun