Çözüm Süreci sonrasında gelen “Suriye darbeleri” – Fikrikadim

Çözüm Süreci sonrasında gelen “Suriye darbeleri”

2009-2010 yıllarında sinyalleri verilen ve sonradan topluma ilan edilen “Çözüm Süreci”nin ardından, Mart 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş, beş yıl içinde tüm bölgeyi etkiledi. Çözüm süreci, Suriye bağlantılı gelişmeler yüzünden en az üç kez inkıtâya uğradı.

‘Çözüm süreci’ farklı aşamalarda kendisiyle doğrudan ilgisi olmayan faktörler tarafından kesintiye uğradı. Bunlardan en az üçü Suriye ile bağlantılı gelişmeler yüzünden oldu.

2011

2009-2010 yıllarında Türkiye’de içeride ve bölgede çok uygun bir siyasi konjonktür vardı. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ‘çok iyi şeyler olacak’ dedirten bir tablo vardı. Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye ile ilişkileri mükemmel seviyedeydi. Kandil, bölgesel aktörlerin hiçbirinden destek alamaz durumdaydı.

Çözüm Süreci’nin yaşadığı ilk darbe Arap Baharı kaynaklı oldu. Daha doğrusu Arap Baharı’nın getirdiği serbest seçimler ve demokratikleşme taleplerine Suriye rejiminin direnişiyle oldu.

2011 yılının başında Arap Baharı’nın rüzgârları Suriye kıyılarına varınca iş değişmeye başladı. Türkiye – Suriye ilişkileri bilinen sebeplerden bozulmaya başlayınca, Kandil’in yalnızlığı sona erdi. Şam ve onu destekleyen Tahran yönetimiyle yeniden işbirliği imkânı buldu. Türkiye’nin devrilmesini istediği Esed rejimi ve onun arkasındaki bütün güçler Kandil’deki PKK şefleriyle yeniden irtibata geçti. PYD lideri Salih Müslim Kandil’den Şam’a çağrıldı. 

Arap Baharı, bu anlamda Kandil’e nefes borusu oldu, Kandil’in yalnızlaştırılması sona erdi. Kandil süreci bir bahaneyle durdurdu. 2012 yılı bütünüyle çatışmalarla geçti.

2014

Suriye sahasındaki gelişmeler Türkiye’nin Kürt sorunundaki çözüm sürecini 2014 senesinde bir kez daha darbeledi.

O sırada IŞİD Ayn El Arab’ı (Kobani) kuşatmaya başlamıştı. Kandil’in Rojava denilen Kuzey Suriye sahası üzerindeki hakimiyet çabaları, Türkiye içindeki çözüm sürecini yıpratmaya başladı. Kandil, “Türk devletinin Rojava ve Kobani üzerindeki politikalarının sürecin kaderini belirleyeceğini” söylemeye başladı. Kandil’den Cemil Bayık, 21 Eylül 2014 tarihinde “Öcalan çözüm sürecinin devamına karar verebilir ama savaş başlatma yetkisi bizdedir, Eylül’de savaşı başlatabiliriz” diye demeç verdi. Bir süre sonra başlattılar da. HDP’den 6 Ekim’de yapılan “Kobane’de yaşanan katliam girişimine karşı 7’den 70’e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz” açıklaması Diyarbakır sokaklarında kanlı olaylara yol açtı, 53 kişi hayatını kaybettti ve süreç bir kez daha kesildi.

2015

Suriye bağlantılı gelişmeler Kürt sorununa ‘Çözüm Süreci’ni 2015 yılında bir kez daha durdurdu, durdurmakla da kalmayıpbu kez ‘buzdolabına’ aldırdı.

IŞİD’in çekilmesinden sonra Suriye-Türkiye sınırındaki kantonların birleştirilmesi çabaları hızlandı. Kendi askerini Suriye sahasına sokmak istemeyen Amerikan yönetimi,IŞİD’le mücadelede PKK/PYD/YPG unsurlarını ‘kara gücü’ olarak kullanmaya başladı. Washington, PKK’yı ‘terör örgütü’ ilân etmişken onun Suriye’deki uzantısı PYD ile iş tutmaya başlamıştı. Daha da ileri giderek PYD’yi ‘terör örgütü’ olarak görmediklerini ilân ettiler. Amerikalıların Erbil’de IŞİD’e karşı savaş için kurduğu ortak operasyon merkezinde PYD’nin bir irtibat görevlisi bile vardı.PKK, artık Amerika ile ‘askeri işbirliği’ne geçmiş bir örgüt haline gelmişti.

Tel Abyad’ın Amerikan hava kuvvetlerinin desteğiyle 15 Haziran 2015’te IŞİD’in elinden çıkıp PYD’nin kontrolüne girmesiyle Kandil’de bir özgüven patlaması oldu.PKK böylece Türkiye-Suriye sınırındaki Cezire ve Kobani kantonlarını birleştirmiş oldu. Bu hamleden sonra Kandil yeni ve daha büyük hedefler belirlemeye başladı.Sıradaki hedefin batıdaki son kanton olan Afrin olduğuna dair konuşmalar yapmaya başladılar. 21 Haziran günü, KCK Yürütme Konseyi üyesi Bese Hozat , ‘Kantonlar birleşecek’ diye konuşuyor, 15 Temmuz 2015’de ise Özgür Gündem gazetesinde yazdığı yazıda, “Yeni süreç, devrimci halk savaşı sürecidir” diyordu. Kandil’deki PKK şefleri Suriye’de elde edilen imkanları Türkiye’deki barış sürecine tercih ettiler. 19 Temmuz günü Ceylanpınar’da iki polis memuru evlerinde uyurken kafalarına kurşun sıkılarak öldürüldü,böyle çatışmasızlık hali tamamen sona erdi. Türkiye de, buna karşılık olarak dört yıl aradan sonra aralarında Kandil Dağı’nın da bulunduğu PKK kamplarını bombalamaya başladı. Ceylanpınar’da iki polisin şehit edilmesinden sonra çatışmalar o zamana kadar görülenlerden çok daha şiddetli biçimde devam etti.

Aljazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun