Ankara saldırısında yaralanan 125 kişiden 51’i taburcu edildi. 71 yaralıdan 38’inin tedavisi ise Ankara Numune Hastanesi’nde devam ediyor. Yaralı yakınları hastane önünde. Bünyamin Pekgenç, 14 hastane gezdikten sonra kızını saatinden tanıdı, kızı beyin ameliyatının ardından uyutuluyor.

Ece Göksedef

Ece Göksedef

Ankara’nın en kalabalık merkezlerinden Kızılay’da pazar akşamı yapılan saldırının ardından, hastanelerin önü kalabalık. Sağlık Bakanlığı’nın yağtığı son açıklamaya göre 26’sı ağır 125 kişi yaralandı. Yaralılardan 38’i Ankara Numune Hastanesi’nde yatıyor.

Hayatını kaybeden 37 kişiden 3’ü de bu hastaneye kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti.

Hastane önünde geceden beri bekleyen yakınlar tedirgin. Sabah saatlerinde arkadaşları, akrabaları onlarla birlikte beklemeye geldikçe hastane önü kalabalıklaşıyor.

Listede 37 isim var ancak kimliği ilk anda tespit edilemeyn Kübra da burada yatıyor.

30 yaşındaki Kübra Pekgenç, her gün iş çıkışı otobüsle Kızılay’dan geçiyor. Pazar akşamı işten çıktığında bindiği otobüs, patlayıcı yüklü aracın patlamadan hemen önce yanına yaklaştığı araç… Kübra’nın durumu ağır, hastaneye kaldırıldığında isimsiz hastalardan biriydi. Yanında kimliği yoktu, yüzü tanınmayacak haldeydi. Numune Hastanesi’ne getirildi.

Kızını yüzüğü ve saatinden tanıdı

Bünyamin Pekgenç [Fotoğraf: Ece Göksedef / Al Jazeera Türk]

Babası Bünyamin Pekgenç, patlama haberini alıp da kızına ulaşamadığında hastane hastane dolaştı. 14 hastaneye gitti, Numune Hastanesi’ne üç kez geldi ama kızıyla ilgili haber alamadı. Babanın 30 yaşlarındaki kızını aradığını bilen bir görevli, Kübra’nın Numune’de olduğunu fark edince arayıp haber verdi. Kübra’nın annesi ve babası, görevlinin gösterdiği paltoyu gördüğünde kızlarının burada yattığını anladı. Üzeri beyaz çarşafla örtülü olan, yüzü tanınmayan Kübra’nın yanına gittiklerinde yüzüğü ve saatinden kızlarını tanıdı. Sonra Kübra, yaklaşık 5 saat süre bir beyin ameliyatına girdi.

‘Şimdi mecburen uyuyacak, biz de bekleyeceğiz’

Babası Bünyamin Pekgenç, doktordan bilgi almak için bekliyor:

“Dün gece Ankara’da gitmediğim hastane kalmadı. En sonunda ameliyata girerken kızımızı görebildik. Doktor 7, 8 saat sürer demişti ama kısa sürmüş ameliyat. O yüzden umutluyum, umduklarından kısa sürdüğüne göre daha basit bir şeymiş demek. Tek tesellim kısa sürmüş olması, demek ki o kadar ağır değil. Ama şimdi mecburen uyuyacak. Doktor son durumla ilgili bilgi vermedi henüz, bekleyeceğiz dediler, biz de bekleyeceğiz. Şimdi yoğun bakımda uyuyor.”

Ankara Belediyesi’nde otobüs şoförlüğünden emekli olan Pekgenç , kızıyla ilgili haber beklerken bir yandan da şoför arkadaşlarını arayıp hepsinin iyi olduğundan emin olmaya çalışıyor.

‘Kardeşim, hava güzel diye parka çıkmıştı’

Metin Yılmaz
[Fotoğraf: Ece Göksedef / Al Jazeera Türk]

Kız kardeşini bekleyen Metin Yılmaz da “Hava güzeldi, kardeşim eşiyle Güvenpark’ta oturmak istemiş” diye anlatıyor Pazar akşamını. Kardeşi Songül Bektaş’ın durumu ağır, eşi taburcu olmuş:

“Hava iyi diye çıkmışlardı, bankta oturuyorlarmuş. Patlama olunca eşi yere yatmış, kalktığında kardeşimin şokta olduğunu görmüş. Sonra boynunda, göğüs kısmında büyük cam parçaları olduğunu görüp hemen ilk gelen ambulanslara koşmuş.

Kardeşimin boğazı kesilmiş, ciğerine parçalar girmiş. Haberi alıp geldiğimde kardeşim ameliyattaydı, dört saate yakın sürdü. Ameliyattan çıktıktan sonra bir daha kanama olmuş, hemen yine ameliyata aldılar. Gece 1:30’da çıktı ameliyattan. Doktor ‘bekleyeceğiz, kanama durmuyor’ dedi. Kesin bir şey söylemiyorlar, ‘kritik’ diyorlar. Beklemekten başka yapacak bir şey yok.

Eşi şoka girmiş kalmış, ikinci ameliyattan sonra zorla eve gönderdik.”

“Biri ‘önüme kol düştü’ diye bağırıyordu”

[Fotoğraf: Ece Göksedef / Al Jazeera Türk]
 
Kızılay Meydanı’ndaki alışveriş merkezlerinden birinde çalışan 20 yaşındaki Emine Nur Tahta, patlamadan ardından Numune Hastanesi’ne ilk gelenlerden. Nişanlısıyla birlikte durakta beklerken önlerindeki araçta patlama oldu.

Nişanlısı Mehmet Kaya, akşamı şöyle anlatıyor:

“Emine işten erken çıkacaktı, onu almaya gittim. Durakta bekliyorduk, o oturuyordu ben ona dönüktüm. Durakta en az 30 kişi vardı. Patlama arkamda olduğu için görmedim ama yere yattık hemen. Kafamı kaldırdığımda bir kişi bile kalmamıştı, herkes savrulmuştu. Biz de o şokla kalkıp Karanfil Sokak’a koştuk. O sırada orada olan biri ‘önüme bir kol düştü’ diye bağırıyordu. Çok korktuk. Biraz kendime geldiğimde Emine’nin kollarında kanlar olduğunu gördün. Bir taksiye atlayıp buraya getirdim.

Emine hâlâ şoku atlatamadı, arabanın birinin yukarı fırladığını görmüş. O içerideyken dün buraya gelenlere ben bakamadım. Ölüm haberleri, yakınlarını arayanlar…”

‘Oğlumu Kızılay’a göndermedim’

Emine’nin annesi yanında, babası dışarıda bekliyor. “Çok şükür biz kızımızı bulduk, durumu kritik değil. Bulamayanlar vardı, perişan oldular” diye Pazar gecesi hastanede tanık olduklarını anlatıyor:

“Dün gece burada beklerken bir anne baba geldi. 18 yaşındaki oğulları YGS’ye girmiş, çıkışta arayıp Kızılay’da gezmek için izin almış. Sonra patlama haberi gelmiş, oğullarına ulaşamıyorlardı, hastane hastane geziyorlardı. Anne, baba perişan vaziyette arıyorlardı her yeri, hastaneler ‘yaralı listesinde adı olsa söylerdik’ dedi hep. Gece bir buçukta hâlâ çaresiz bir şekilde dolanıyorlardı.”

Kızının durumunu ‘sevindirici’ olarak tanımlayan baba, oğlunu Kızılay’a göndermediğini anlatıyor:

“Dün benim oğlum da YGS’ye girdi. Çıkışta ablasının yanına Kızılay’a gitmek istedi. Ben son zamanlarda haberlerde gördüklerimden sonra korkuyorum. ‘Kızılay’da dolanma, git arkadaşlarınla basketbol oyna’ dedim. Ben izin vermeyince gitmemiş, ablası mesaj atmış ona ‘Beni unuttun gittin, ben unutulacak insan mıyım?’ diye. Ben ona kurban olurum…”

“Hep evde mi duralım?”

35 yaşındaki Cantek Engin Karakaş’ın başına da parça isabet etmişti, dikiş atıldı. Saldırıdan hafif yaralı kurtulanlardan. ‘Artık dışarı çıkmayalım mı’ diye soruyor:

“Güvenparkt’aydım, çıkarken bomba patladı. Kıyameti gördüm, insanlar kaçıyordu. Binalardan parçalar başımıza geldi. 20 metre yakınındaydım.

Sinemaya gelmiştim Kızılay’a. Gezmeyelim mi, sinemaya gitmeyelim mi? Hep evde mi duralım?”

Arabayla otobüsün yanından geçiyorlardı

Kızılay yakınlarındaki Esat’ta bir lokantada akşam mesaisine giden iki arkadaş, Tanju Kökçü ve Özgür Çarboğa da kendi arabalarının için patlayıcı yüklü arabanın yanından geçiyordu. Aracın yakınında oturan Özgür’ün vücuduna cam parçaları saplandı. Diğer tarafta oturan Tanju, şoku atlattıktan sonra arkadaşını dışarı çıkardı. Kaldırımda bir süre yatıp bekleyen Özgür, ambulansla Numune’ye kaldırıldı. Lokantadan arkadaşları hastaneye gelip Tanju’yu taburcu etti, Özgür’ü beklemeye devam ediyorlar. “Çok şükür büyük bir sıkıntı yok, ikisinin de kulakları duymuyor ama geçecek” diyorlar.

[Fotoğraf: Ece Göksedef / Al Jazeera Türk]
 
Aljazeera