Kültür Konformizmi – Fikrikadim

Kültür Konformizmi

Hakkı Çelik

Hakkı Çelik

Bu topraklarda var olduğunu düşündüğümüz düşünce hayatı, öne sürülen düşüncelere muhatap olanların yeterlilikleri ve giderek düşünme biçimleri ve eğilim gösterdikleri alanlar dolayısıyla mevcut kimliğini kazanıyor. Bu gerçekliği, sadece bir eleştiriyi dillendirmek üzere değil, aynı zamanda bir “uygun-değer”i yansıtması sebebiyle de vurguluyoruz. Yani hangi koşullar altında olursa olsun, düşünce hayatı dediğimiz şeyin kimliği, belirttiğimiz gerçekliğin biçimlendirici etkisinde oluşur.

Kültür konformizmi diyebileceğimiz durumun varlığı, sözünü etmeye çalıştığımız gerçekliği bir eleştiriye, hem de yıkıcı ve giderek vandal nitelikte bir eleştiriye dönüştürür. Hangi türden olursa olsun, konformizm dediğimiz şey, büyük oranda bir tür gerçeklik vurdumduymazlığıdır ve bu bağlamda hiçbir muhakemenin gereği olamayacak bir ezberciliği ve popülizmi de gerektirir. Günümüzde kültür konformizminin en önemli son-uçlarından biri olarak, ezbercilik aleyhinde ileri sürülen düşünceleri(!?) işaret etmemiz mümkün. Sıradan bir insanın dahi eğitim sisteminin ezberci bir zihniyetle işlediğini ifade etmesi en olağan vakıalardandır ve fakat bu sıradan insanın şu soruyu sormasını engelleyen konformizmi işaret eden bir insan tekine rastlamak kolay değildir:

Ezbercilik hakkında yaptığınız eleştirinin, şikâyet ettiğiniz “ezbercilikten” kaynaklanmadığını nereden çıkarıyorsunuz?

Oysa çok iyi biliyoruz ki ezber yoksa muhakeme de yoktur ve hatta başarılı olduğunu düşündüğümüz tüm muhakemelerin, sağlam bir ezber yeteneğine bağlı olarak geliştiğini de görmemiz mümkün. Ezberciliğin değil, ezberlenenlerin ve güdülen hedeflerin sebebiyet verdiği son-uçları, ezberciliğin olumsuz son-uçları olarak ifade etmek, izah etmeye çalıştığımız meselenin en önemli örneklerinden biri durumunda. Ezberin de, ezberciliğin de hedefi, kabul edilebilir bir seviyedeki muhakeme yeteneğidir ve muhakeme yeteneğinin bir hedef olarak benimsenmesi sebebiyle ezberin de, ezberciliğin de hiçbir biçimde, hiçbir eleştiriye konu edilmesi mümkün değildir. Muhakeme yeteneğinin bir hedef olarak benimsenmemesinin ve fakat günü kurtarmanın bir hedef olarak benimsenmesinin çok tabii olarak önümüze koyacağı son-uç, ezbercilik hakkında ne dediğini bilemeyecek bir ayarda konuşmaya yeltenmekten daha kıymetli değildir.

Yaşadığımız topraklarda gerçeğe uygun ve dolayısıyla kaynaklarına uygun işlevlerinin etkisinde biçimlenen bir kültür yok. Gerçeğin işleyiş biçimini gözlemleyerek ve son-uçlarını görerek izah edebildiğimiz için eleştirdiğimiz ya da övdüğümüz bir duruma rastlamak oldukça zor. Bugün düşünceyi sunan birçok insan, düşünceyi sunduğu kalabalıkların seviyesiyle ilgilenmemeyi ve giderek söz konusu “seviyeyi olduğu noktada tutmayı titizlikle sağlamaya” çalışmaktadır. Anlaşılır bir dil ile ve ortalama bir seviyede yazan insanlar, söz konusu durumlarını hiçbir rahatsızlık hissetmeden bir uygun-değer olarak kabul etmekte ve bu kabulü de yaygınlaştırmak yönünde ciddi çabalara dalmaktadırlar. Düşünceymiş gibi ve hatta sanatmış gibi sunulanlar, aslında sundukları kalabalıkta zaten var olan unsurlardan başka bir şey değil. Bunun temel sebebi, Türkiye’deki düşünce hayatının kimliğini belirlemekte etkili olan okuyucunun(!?) niteliğidir. Türkiye’de okuyucu dediğimiz şey, bir okuyucu olmaktan ziyade bir müfettiştir ve zaten kendisinde olanı istemek gibi garip bir talebin sahibi olmakla müftehirdir. Elbette ki söz konusu durum, sadece okuyucu dolayısıyla değil, aynı zamanda düşünceyi ya da sanatı sunan dolayısıyla da gerçekleşmektedir. Okuyucu, yazarın sırtını sıvazlarken, yazar da okuyucunun sırtını sıvazlamakta ve kültür konformizmi denen felaket, tabii bir hal imiş gibi algılanmakta ve kavranmaktadır.

Tepkileri hesaplayarak değil, zaruretine inanarak konuşan ve yazan insanların yer bulamadığı bir yerdir, kültür konformizminin yaşadığı coğrafya. Sunanların sunduğunu, alacak olanların belirlediği yerde kültür konformizmi vardır ve bu durum, aslında gizli bir anlaşmanın son-ucu olarak ortaya çıkmaktadır: Alacak olanlar ile verecek olanların aralarındaki ilişkiyi yüksek kültürün ortaya çıkmasını engelleyecek biçimdeki bir anlaşma ile sağlama zorunluluğu. Bu zorunluluğun kaynağında yer alan şey, hayatı ve ötesini fikri bir hadise olarak algılamanın getirdiği bayağılıktan başka bir şey değil. Sunulan, sunulduğu ortamın zaafları, eksikleri dolayısıyla sunulabiliyor ve kalabalıklar zahmet gerektirmeyen ve aynı zamanda zaten taşıyıcılığını yaptığı unsurlar olmaları koşuluyla sunulanı kabul etmektedirler. Yani kültür konformizminin hâkimiyeti gibi bir konunun varlığı bile, söz konusu düşünce hayatının bir düşünce hayatı olup olmadığı konusundaki kuşkuları haklı çıkarmaya yeter.

Kalabalıkta zaten yer alan unsurları, birer düşünce ya da sanat eseri imiş gibi sunmak, hem sunanın tepkileri hesaplayarak var olma çabasının hem de sunulan kalabalıkların soyunduğu müfettişlik rolünün bir son-ucu ve bu durumun bir kültür konformizmine yol açtığını görmemek de, tepkileri hesaplayarak var olma çabasının ortaya çıkardığı bir durumdur.

Orta mektep kafası içinde bir tedrisat havasını gözlemlediğimiz sunucular bile bize, bırakın “doğruyu aradığını hissettirebilmeyi”, handiyse her modern kurtarıcı rolüne egemen olan itici ve kokuşmuş, arkası boş bir özgüveni hissettirerek aklı başında her insana deyim yerindeyse tiksinmenin nasıl bir şey olduğunu öğretmektedirler. Önünde sonunda çok net bir biçimde anlayabileceğimiz bir şey yok mu bu atmosferde? Bana kalırsa var ve o da yüksek kültürün önünde duranların, yüksek kültürün varlığı dolayısıyla kaybedecekleri gerçeğinden başka bir şey değil.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

1975, Urfa doğumlu. Varide'de yazılar yayınladı. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

6 adet yorum var.

  1. Murat Kapkıner murat kapkıner dedi ki:

    Sevgili Hakkı! Sen de hoş geldin. ((Bu Çocuk (Hayatî) Vâride’leşiyor mu ne)). Yoksa birer birer kürkçü dükkânına mı geliyoruz.

  2. Hakkı Çelik Hakkı Çelik dedi ki:

    Hoş bulduk sevgili ağabeyim…

  3. Hayati Esen Hayati Esen dedi ki:

    Hayır, fikrikadim Varide oluyor… Hakkı hoş geldin…

  4. Hakkı Çelik Hakkı Çelik dedi ki:

    Hoşbulduk, teşekkürler…

  5. Murat Kapkıner murat kapkıner dedi ki:

    Bir de benim için zor adam, anlaşılması zor diyor müfteriler. Zor Yazar’sın Hakkı. (Hadi kendi adıma diyeyim). Benim gibi adam ancak bu gün (sanıyorum) yüzde yüz verimle okuyabildim yazını. Hep olduğu gibi seni kutluyorum.
    Vaktiyle İ.Özel’in bir saptaması vardı: “Siyasiler, halkın ne istediğini bilir ve fakat o isteği onlara ’emrederler’; başarıları bundan” diyordu.

  6. özlemiştik dedi ki:

    hayırlı olsun .kafamızı yormaya devam et…kardeş

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun