Geçmiş kadınlar gününüz kutlu olsun – Fikrikadim

Geçmiş kadınlar gününüz kutlu olsun

Yasemin Ortwein

Yasemin Ortwein

Sadece bizim memlekette rastlanabilecek türden bir tür dramatizasyon ve abartının neredeyse her şeye dokunuyor olmasını ilginç bulduğumu sanırdım ama öyle değil. 8 Mart Kadınlar Günü de diğer bütün benzer günlerde olduğu gibi bir tür asabi coşku ve bir yığın panel/seminer/toplantı ve konferansla kutlandı. Kutlansın, güzel. Hele ki bu günün çıkış noktası olan çalışma hayatındaki eşit haklar mücadelesi, meselenin anlamı açısından çok önemli, çok değerliyken kutlama faaliyetlerine denecek bir şey olmamalı belki. Peki neyi kutluyoruz tam olarak? Veya neyi hatırlıyoruz diyeyim, dünya kadınlar günü bir tür hatırlatma fonksiyonu görüyorsa eğer?

Kadınların istihdamı diye yüzyılı aşkındır süren bir argüman ve gayret olduğu malum. Bütün hatırı sayılır iktisat teorileri ve çağdaşlaşma kriterleri, tüm kalkınma programları ve gelişim parametreleri, her şey, herkes kadın istihdamının öneminden bahsediyor, evet hem de hiç yeni olmayan bir şekilde. Ben bu yazıda bunların hiçbirini tahlil etmeye kalkmayacağım. Ben sadece çocuklarımızı kimin yetiştirdiğini ve bundan sonra da kimin yetiştireceğini merak ettiğim için yüzeysel görünebilecek ama dikkate alınması mümkün bir konuya temas etmeye çalışacağım. Bizim çocuklarımıza kim bakacak? Damdan düşer gibi mi oldu? Yeniden sorayım hatta, çocuklarımıza kim bakacak ve onları kim yetiştirecek? Kadın istihdamının son derece katmanlı sebep ve sonuçlarını kavramadan nasıl böyle bir şey sorarsın diyor olabilirsiniz ama sorumun geçerliliğini ortadan kaldırmıyor bu.

Dünyada itibarından sual olunmayan bazı tıp fakülteleri ve çocuk gelişimi kürsüleri, aralıklarla yaptıkları araştırmalarda bir çocuğun ilk 36 ayının en önemli yaşam evresi olduğunu ve bu dönemdeki şartların ideale ne kadar yaklaşırsa o bireyin ileriki yaşamının o kadar sağlıklı olacağı yönünde sonuçlar ortaya koydular. Peki bu ilk 36 ay nasıl ideale yaklaşırmış? Bir defa o süreyi anneyle geçirerek. Anneyle. Doğum yaptıktan birkaç ay sonra koşa koşa iş yaşamına geri dönen en az 20 kadınla yaptığım görüşmelerde mesaiye dönmelerinin sebebi olarak “kafayı yiyordum” ifadesine çok rastladım. Onlara kafayı yedirten şeyin onlar mesaiye döndü diye ortadan kalkacağını düşünüyor olmaları ise tamamen trajik bir şey zaten, kendi içinde. Zaruri nedenler meselesi var. “Yani yeterince paramız olmadığı halde bebek sahibi olduk, şimdi buna (O’na, yani bebeğe) annem baksın veya kayınvalidem de olabilir, ben de para kazanmaya geri döneyim.” Mesela izahatı tam da tırnak içindeki cümleler olan durumu, kaç milyon çekirdek aile yaşıyor ve biz buna nasıl alışkınız, nasıl da kabullenmişiz farkında mısınız? Bir kadın iş yaşamına dönmeye bu kadar mecbursa (istedikleri standartta bir hayatın masraflarını karşılayabilmek için) neden bebek sahibi olmaya kalkar? Sana ne, sana mı soracak insanlar çocuk sahip olma niyetlerini, hayatı nasıl yaşamak istediklerini? diyorsunuz değil mi, anlıyorum. Hayır elbette kimseye sormayacaklar ama belki, yani, şöyle bir düşünüyorum da, sorsalar mı acaba? Mesela kuşak kuşak iyi bakılmamış ve yetiştirilmemiş çocuklarımızın vebalini kim taşıyor o zaman? Kim taşıyacak? Bunu da mı soramayacağız?

Kadın istihdamı bir gelişmişlik göstergesi ise eğer genç kuşak iflası neyin göstergesi? Kalkınmanın en temel lokomotiflerinden biri kadın istihdamı ise, kalkınmanın negatif toplumsal sonuçlarından biri olan kimliksiz kuşak, sağlıksız kuşak, kayıp kuşak neyin ürünü? Ailesizliğin, annesizliğin olabilir mi? Çalışan anne… Çocuklarını yetiştiren anne… İnsanlık buraya kadar getirdiği medeniyetin çok temel birkaç meseleyi çözmekte pek de beceriksiz olduğunu görüyorsa eğer belki her yıl aynı sözcükler ve aynı propagandayla kadınlar günü kutlamak yerine gerçek ve sürdürülebilir ekonomik ve toplumsal projeler üretmeyi deneyebilir. Kadın istihdamı nasıl yapılandırılmalıdır ki annelerimiz çocuklarına bakmanın aslında en önemli işleri olduğunu kavrasınlar. Orijinal kadınlar günüyle ilgisi olan olmayan her türlü kadın içerikli materyalin şuursuzca kullanıldığı bir kadınlar günü daha geride kaldı. Korkarım yoğunluğunu ve etkinliğini kaybetmeye namzet bir sürü gün daha bekliyor bizi böyle. Laf. Propaganda. Laf. Sabah uğradığım ve hiç tanımadığım tekel bayiinin kadınlar günü kutlama dilekleri. Hiç tanımadığı bana… Nezaket mi, bilmem, belki de tamamiyle lüzumsuz bir jest. Samimiyeti ve içeriği olmayan…

YAZAR HAKKINDA

Yasemin Ortwein Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü Mezunu. Çevirmen, moderatör, sunucu, (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun