“Emanet” – Fikrikadim

“Emanet”

Murat Kapkıner

Murat Kapkıner

“EMANET”

 

Hayati ile fikrikadim’de yapmış olduğumuz “Ben Rasûl’ün dinini tecdit ettiğimi söylüyorum” başlıklı söyleşimizi anlayamayan İslamcı yazarlara hediye ediyorum

GİRİŞ

Allah’ın Kitabı’nda, Ahzab/72 geçen “emanet” sözcüğünün ve dolayısıyla Ahzab/72’nin düzgün ve doğru bir yorumunu ben görmedim.

Bir hatırlatma; yazdıklarımın hemen hepsi 1400 yılın yazısıdır. Daha önce bir yazımın başlığına bu sözü eklemek zorunda hissettim kendimi: 1400 yılın yazısıdır 

Hayır, megaloluk değil!

Bilimin, bilimsel aktivitelerin sağlıklı yürüdüğü bir toplumda, takdim edilen her görüş yeni; her tez 1400 yılın ilki olacağından öyle bir toplumda “Bakın benimki yeni!” demek hamakattır zaten.

Ama bizim çağımız, durumumuz böyle mi? Tüm dünyada İslam adına konuşan, yazanların durumu…  İslam adına söylenmiş 1400 yıllık birikimin, hem de son fetvalarından nakiller yapmakla meşgul. Yeni bir şey söyleyeni aforoz eden bir güruh.

Haklı yanları yok mu bu mukallitlerin. Üstelik, övünen bu güruhun; var. Çünkü bu çağın bilgin geçinenleri, kendilerinin karşısına çıkan, elifi mertek sandığı halde ahkâm kesenleri de görüyor.

Neyse…

Akademisyenlere söylüyorum (Akademisyen illa mektepli demek değil. Kaynaklı, dip notlu yazan herkesi kapsar. Akademisyenlik, bu oryantalist üslubu benimsemiş olmaktır.) Bu yazıda benden akademik üslubu beklemesinler. Yazacaklarımı kendileri kaynaklarla test etsinler. Çünkü bu konu üzerinde sanıyorum yirmi yıldır düşünüyor; Kitab’a ve hadise müracaat ediyor; tekrar tekrar müracaat ediyor ve tekrar tekrar düşünüyorum. Bir ara bu konuda bir imada bulunmuş olsam da Cenab-ı Hak  benim sorunumu ikramen bugün çözdü. Hep olduğu gibi-pratik hayatta da hep yaptığım gibi- hemen sizinle paylaşacağım. Hayatım boyunca, maddi-manevî bir güzelliğim olduysa onu hemen paylaştım, çevreme dağıttım.

Bismillah. Çaba bizden, Tevfik Allah’tan…

EMANET

Bilmem farkında mısınız, Osmanlıca’nın ne kadar çok insana zarar verdiğinin! Bu insanlar sözcüğün Osmanlıca’daki anlamıyla Kur’an’a yaklaşıyor… Hayır, hayır! Arapça kamusları vs.yi de karıştırsalar işin içinden çıkmaları artık olanaksız.

Ama bir yandan Osmanlıca, bazı sözcükler var ki tam da iman çağındaki anlamıyla size söylüyor. Ben onlardan çok yararlandım. Bu bağlamda Osmanlıca, Kur’an gibi kimine hidayet olurken kimini de saptırıyor. Şimdiki konumuz saptırdıkları.

Bu ayetin anlaşılmamasının tek nedeni sadece bu mu? Hayır!  Arapça bilen için de geçerli söylediklerim. Adam günün Arapçasıyla yaklaşıyor ayete.

Böyle bakınca ‘emanet’ nedir? Bir “emtia”… Ya değilse; örneğin, tevdi edilmesi gereken bir söz, sır

Göklere, yerlere, dağlara “Aman sende ‘bir şey’ dursun!” diye ‘emanet’ edilmiş. Onlar korkmuş kabul etmemişler. İnsan zalim ve cahil olduğu için kabul etmiş. Böyle başlarsan ayeti anlayamazsın. Yorumcularımıza göre insanın, zalim ve cahil oluşu zaten içinden çıkılacak gibi değil. Bunu geçin, “Aman sende dursun!” denilen göklere, yerlere, dağlara verilen “emanet”in ne olduğunu anlamasını beklemeyin.

Pek ilgili değil. Hatta hiç ilgili değil.

Emanet, birine tevdi edilen bir ‘nesne’ ya da söz vs. değildir. Bu nedenlerden sadece biri…

Genel-geçer nedenler şunlar: Kur’an-ı Kerim’e bütüncül yaklaşamamak, lügatı yeteri kadar ciddi ele almamak, İman Çağı’nı yeteri kadar bilmemek, Allah’ın dini hakkında az-çok yakîni olmamak.

Sözcük, biliyorsunuz ‘âmene’ (inandı-güvendi) kökünden. Kitap’taki yakın müştaklarını (sinonimlerini-kiplerini), söylediğim gibi uzun zaman dikkatle inceledim.Bu yakın kiplerin geçtiği her ayet, öncesinde ve sonrasında; vahiyden, Kur’an’dan, hikmetten (pratik, edimlerde bulunma), mülkten (iktidar), yargıdan, söz vermekten bahsediyordu. Her kipi; on beş ayet öncesinden, on beş ayet sonrasına kadar tekrar tekrar okudum. Düşündüm… Sözün gelişinden gidişinden bir şeyler anlamaya çalışıyordum.

Arapça, biliyorsunuz, gramatik olarak zıt anlamlı sözcükleri önde olan bir dil. Örneğin başka dillerde zıt anlamlısı sözcükleri kestirmek kolay değil. Ama Arapça; gramerinde (dil bilgisinde demiyorum) bir bakıma bu zıt anlamlara bina edilmiş bir dil. Her sözcüğün gramatik olarak karşıtı var. Gramatik karşıtlıkla zıt anlamlılık her zaman aynı şey değil.

Emanet“in kamuslardaki gramatik anlamı, “hıyanet”in zıddı.

Burada bir nefes alıp zıddından hareketle sorunumuzu çözebiliriz.

Bi’kez, “hıyanet” isim olmadığı için “emanet”de isim değil. (yukarıları anımsarsanız yorumcularımızı yanıltan baş nedenin emaneti isim, nesne vs. sanmalarıydı.) Oysa emanet, hıyanet gibi bir fiil, bir ahlak.

Yukarıda verdiğim semantik bilgilerle ayetleri anlamaya çalışalım: “Allah emaneti ehillerine vermenizi emreder.” Yani: “Allah, (başta iktidarı, yargıyı) hıyanet etmeyeceklere’ vermenizi emreder.

Ve Ahzab/72: “Biz ‘emanet’i (ihanet etmemeyi) göklere, yere, dağlara sunduk. Taşı(yama)maktan korkup kaçındılar. İnsan yüklendi. Şüphesiz insan çok zalim, çok cahildir.”

Bu ayeti yukardaki bilgilerle okuyun: Göklerin, yerlerin kabul etmediğini kabul eden “insan” bir şeyi kabul ettiği için kınanmamış, ihanet ettikleri için kınanmışlardır. Sözcüğün fiil olduğunu unutmayın: İhanet etmemezlik… Neye ihanet etmemezlik? Allah’a verilen söze, peygamberlere ve herhangi bir dünya işine, muaşerete, adam gibi adamlığa…

Bakınız burada bahsedilen ateler değil. Tabanda iman iddiası olanlar. Şöyle ki: Bu ayetin hemen arkası şöyle diyor: “Bundandır ki Allah, münafık erkeklerle münafık kadınları, müşrik erkeklerle müşrik kadınları cezalandıracak…”

Münafık iman iddiasındadır ve haindir (emanetin zıddı). Müşrik, Allah’a inanmakta ama ona ortaklar koşmakla ihanet etmiştir (emanetin zıddı). Bunların içine hain olan bütün ehli kitap da girer. Bu ayetin hükmü içine girmeyenler sadece ateler. Zira onlar bir şeye inandıklarını değil inanmadıklarını söylüyorlar.

Emanet neymiş: yalan söylememek, sözünde durmak, emanetsizlik yani her bağlamda hıyanet etmemek; koli değil.

Bunu kolay mı sanıyorsunuz. Öyleyse yazık size. Bakın akraba ayet ne diyor: “Eğer bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik; onun, Allah korkusundan haşyetle parça parça olduğunu görürdün…” (Haşr/21).

İşte dağın taşın, göklerin ve yerin korkup kabul etmediği bu emanet kolay sanılıyor maalesef.

Not:

Şu “insan”ın zalim ve cahil olduğunu kimse bilmiyor demiştim. GYY’miz lütfedip bu yazıya “İnsan-Beşer-Ademoğlu” yazımı da eklerse herkes için daha iyi olur diye düşünüyorum. Oradaki zalim ve cahil olan insan müminler değildir. O yazı bunu açıklıyordu.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

1950 Malatya dogumlu. Ses ve saz sanatçısı, ressam, denemeci, romancı ve şair. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun