“Bir kez gönül yıktın ise” – Fikrikadim

“Bir kez gönül yıktın ise”

Murat Kapkıner

Murat Kapkıner

Yarınki gün şefaatini umduğum mürşidimiz Yunus Emre’nin başlığa bir dizesini aldığımız şiirinin, dörtlüğü şöyle:

“Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi

elin yüzün yumaz değil”

Hemen arkası da şöyle ki bir kenara yazın, sanıyorum tekrar danışacağız bu iki dizeye:

“Bir gönülü yaptın ise

Er eteğin tuttun ise”.

İmdi kendi adıma söylüyorum: Şeyhin söylediğini yorumsuz okursak, ne demek istediğine değil de ne dediğine bakarsak; yandı gülüm keten helva.

Ben beni bileli gönül yıkıyorum çünkü.

Üstad’ın huzurunda kendimi savunmada buluyorum: “Ben kimsenin gönlünü yıkmadım” O diyor ki kendin şehadet ettin ki ömrün gönül yıkmayla geçmiş: “Efendi’miz” diyorum onların gönülleri yoktu ki yıkayım.

Dışarıdan bakılınca öyle görünüyor diye elalemin hakkımdaki hükmünü söyledim aslında.

Bir adamın gönlünün kırılabilmesi için o adamda bi kez bir gönül bulunması gerekir. Kim bunlar. Kaç kişiler. Ben birkaç taneye rastladım ve gönüllerini yıkmamaya çalıştım. (Üzgünün yıktığım da oldu).

Fakat bu meyhane havasında söylenen ve herkesi kapsayan gönül yıkma neyin nesi.

Ağır gölgenin (kahir ekseriyetin) gönülleri olmaz. Durum bu olunca ‘gönül yıkmak’ gibi bir fevkalade cinayet de olmaz. Adamda gönül yok ki yıkılsın.

Diyeceksiniz ki bu bi milyon küsmeler, darılmalar, hatta cinayetler nasıl oluyor; adamın gönlü yıkılmıyorsa, bir gönlü yoksa.

Siz ne dediniz, nasıl davrandınızsa onun nefsine ağır geliyor, nefsi eziliyor. Yukarıdaki sorunun yanıtı bu.

Sizinle küsüyor, kavga ediyor, belki cinayet çıkarıyor; gönlü yıkıldığı için değil nefsine, pis nefsine dokunduğunuz için.

Ucuz örnekler vereyim: Onun bulunduğu makamı hak etmediğini söylemişsinizdir. Kazandığı paranın helalını haramını gündeme getirmişsinizdir, vs. Mesela yani…. Hepsi dünya yararıdır. Bu eleştirilerle karşılaşan kişi sizinle arayı bozar ama gönlü yıkıldığı için değildir; dünyevi yararlar ilgisiyledir; gönlü değil nefsi yaralanmıştır. Çünkü onun bir gönlü yok.

Gönül sahiplerine gelelim: evini başına yıksanız onun gönlü sizin için yıkılmaz. Ne zaman ki taş yerine gül atarsınız o gönül yıkılmıştır. Pir sultan, ima ettiğim şiirinde: “niye taş atmadın da gül attın; onun için kırıldım” demiyor; “ha taş atmışsın ha gül; bir şey attın ya; bu beni yaralıyor” diyor. İncelmiş gönüllere taş bi yana gül bile atmayacaksın; atılacaksa ondan sana atılacak bir şeyi, ‘salt bekleyeceksin’. Zor gibi görünüyor gönül sahipleriyle ilişki; gerçekten zor. Formasyonu aldıktan sonra da çok kolay.

Yunus, eğer anılan şiiri benim yorumladığım anlamda yazmadıysa hemen ardından:

Bir gönülü yaptın ise

Er eteğin tuttun ise” niye desin.

Ayrıca şunu niye desin:

“hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir”

Burada anılan gönül de sırtapozlarınki değil; çünkü onların gönülleri yok. Gönlü olan birinin gönlüne girmek Yunus’un sorunu ve bize nasihati.

Demek ki burada yıkılmayacak gönül de yapılacak gönül de sırtapozların değil, veliyullahın gönlüdür. Ve o gönüller çok ama çok incelmiş oldukları kadar da kalınlaşmış, âğuş olmuşlardır herkese. Endişeye mahal yok; yeter ki onları sen samimiyetle iste. Gelirler; onlar sana gelir. Sen onları bulamazsın.

IMG_0928

Sadece 30’lu yaşlarının başında, çocukları, köpeği, tavukları ve kedisiyle beş yıl yaşadığı bu evde mutlu olduğunu söylüyor Murat Kapkıner. (Ressam: Murat Kapkıner)


Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

1950 Malatya dogumlu. Ses ve saz sanatçısı, ressam, denemeci, romancı ve şair. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun