Bir aile üç hikâye – Fikrikadim

Bir aile üç hikâye

İç savaş yüzünden ülkelerinden kaçan yaklaşık 6 milyon Suriyelinin birçoğunun zor bir hayatı var. Bunlar içinde özel gereksinimi olanların durumu daha da zor. Tıpkı Türkiye’ye gelen dört çocuklu Ali ailesi gibi.

Sümeyye Ertekin

Sümeyye Ertekin

Asım Ali ve Manol Ali çifti… İkisi de işitme ve konuşma engelli. Dört çocukları var. Onlar normal konuşabiliyor, duyabiliyorlar. Suriye’deki iç savaştan kaçarak üç yıl önce Türkiye’ye geldiler.  Türkiye’de kendilerine yeni bir hayat kurdular.

Onların hayatları aslında iç içe geçmiş üç hikâyeden oluşuyor. İşitme ve konuşma engelli bir anne babanın, duyan ve konuşabilen çocukları anne ve babalarının sesi kulağı olmuş… Çocuklar işaret dilini küçük yaşta öğreniyor. Suriye’den zorlu bir yolculuk ile kaçıp Türkiye’de yeni bir hayat kuruyorlar… Ancak baba tek başına çalışarak evi geçindiremeyince, dil ve maddi sıkıntılar nedeniyle okula gidemeyen ailenin iki çocuğu da tekstil atölyesinde çalışmaya başlıyor. 2,5 yıl çalıştıktan sonra çocuklar bir derneğin Suriyeli çocuklara eğitim kampanyası ile okula başlıyor.

Aile içinde işaret dili ile anlaşıyorlar

12 yaşındaki Rami, 10 yaşındaki Lima ve 7 yaşındaki Kina işaret dilini biliyor. Daha 1 yaşında olan ve Türkiye’de doğan Merve’ye de işaret dilini öğretecekler.

Baba Asım Ali, çocukları Rami, Lima ve Kina ile konuşamadığı ve onları duyamadığı için çocuklarına küçük yaştan itibaren işaret dilini öğretti. 9 yaşındaki Lima işaret dilini nasıl öğrendiğini şöyle anlatıyor:

“Ben küçüktüm, babam hiç beni anlamıyordu, ben de onu… Ben öyle işaretliyordum ama o hiç anlamıyordu. Sonra bana işaret dilini öğretmeye başladı. Televizyonu gösteriyor ve onu işaret diliyle anlatıyordu. Meselâ cam böyle, kapı böyle… Ondan sonra  yavaş yavaş öğrendim.”

Annesini saçını çekerek uyandırıyor

Yedi yaşındaki Kina da işaret dilini aynı şekilde öğrendi. Anne ve babalarıyla aile sohbetleri işaret diliyle, sessiz… Sessizliği tek bozan ise hiçbir şeyden haberi olmayan küçük Merve…

Daha bir yaşında olan Merve gece ağladığında annesi onu duyamıyor. Merve ise annesinin saçını çekerek onu uyandırmaya çalışıyor.

Çukura saklanarak kaçtılar

Bu sessiz ailenin Suriye’den kaçışı ise ayrı bir hikâye…

Baba Asım Ali, Suriye’deyken tekstil atölyesi işletiyordu. Durumları gayet iyiydi. Çocukları Rami, Lima ve Kina ile mutlu bir hayatları vardı. Ancak Suriye’de çıkan iş savaş milyonlarca Suriyeli gibi onların da hayatlarını derinden etkiledi. Türkiye’ye kaçmaya karar verdiler. Ancak bu kaçış da kolay olmadı. Suriye’den, savaştan kaçış hikayelerini ise 12 yaşındaki Rami şöyle anlatıyor:

“Biz Suriye’den amcamlarla birlikte kaçtık. Sınıra yaklaştığımızda kaç kilometre yürüdüğümüzü bilmiyorum ama yürüdük. Hava karanlıktı. Sonra bir asker gördük. Çukura saklandık. Çok korktuk. Asker gittikten sonra o çukurdan çıktık, kaçtık. Tel örgülerden geçtik. Bize bir şey olmadı ama annem ve babam oradan geçerken yaralandılar. Sınırdan geçtikten sonra ise artık güvendeydik. Rahatlamıştık.”

Önce Mardin’e ardından İstanbul’a gelen Ali ailesi İstanbul’da, Bağcılar’da bir ev buldu ve orada yaşamaya başladı. Baba Asım Ali, bir tekstil  atölyesinde çalışmaya başladı. Asım Ali, Suriye’deyken kendi evleri ve kendi işyeri olduğunu söylüyor. Ali, “Orada ustaydım, burada çırak gibi çalışıyorum” diyor.

2,5 yıl tekstilde çalıştıktan sonra okula başladılar

Rami, Suriye’deyken okula gidiyordu, üçüncü sınıftayken kaçıp Türkiye’ye geldiler. İstanbul’da okula gidemedi. Babası evi tek başına geçindiremiyordu. Çocuklar da ona yardım etmek için çalışmak zorunda kaldı. Rami ve Lima bir tekstil atölyesinde işe girdi. İki buçuk yıl çalıştılar. Rami okula gitmeyi çok istediğini ancak maddi sıkıntılardan dolayı gidemediğini söylüyor:

“Ben Suriye’deyken okula gidiyordum, hiç çalışmıyordum, üçüncü sınıfa kadar okudum. Ama sonra Türkiye’ye kaçtık. Suriye’deyken biz evde rahattık yani güzeldi hayatımız. Okula gidip derslerimizi yapıyorduk. Ama Türkiye’ye geldim işe gitmek zorundaydım. Her gün namaz kılınca dua ediyordum, inşallah Suriye’de savaşı bitsin inşallah okula gideyim, işi bırakayım diye. İşte çalışırken çok yoruluyordum. Şimdi Sadakataşı Derneği ve Sawaid Derneği’nin başlattığı proje ile okula başladık kardeşimle.”

Ağabeyi ile okula başlayan Lima, 2.5 yıl çalıştıktan sonra okula gittiği için çok mutlu olduğunu söylüyor:

“Suriye’den geldik. Ben önce okula gitmek istedim ama Türkçe bilmediğim için o zaman okula kabul etmediler beni, Suriye okulu da yoktu o zaman. Ben bir sene evde oturdum. Sonra çalışmak istedim. Babam beni işe gönderdi, ben de işe gittim çalıştım. Şimdi yardımlarla okula başladım. İnsanlara faydalı olmak için doktor olmak istiyorum.”

Ailenin üçüncü kızı Kina 7 yaşında. O Türk okuluna gidiyor. Türkçeyi okulda, yeni yeni öğreniyor. Okulunu ve arkadaşlarını seviyor. Kina, İstanbul’u sevdiğini söylüyor. Ancak evini, ülkesini, Şam’ı çok özlüyor. “Suriye’de savaş bitsin, Şam’a dönelim” diyor.

Aljazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun