Hangi sanat nazariyatı – Fikrikadim

Hangi sanat nazariyatı

Ömer Lekesiz / YeniŞafak

Ömer Lekesiz / YeniŞafak

Bugün yerli sanat nazariyatı konusunda ihtiyaç belirtenlerin büyük bir çoğunluğu, Batıdaki ilgili yazarlardan yapılan çevirilere hayranlık duyarak, “bizde de olsa bunlardan” temennisini dile getirmiş oluyor sadece.

Bu temennide bulunanların büyük bir kısmı da, örneğin (popüler olanlar üzerinden konuşacak olursak) Paul De Man‘ın Okuma Alegorileri – Rousseau, Nietzsche, Rilke ve Proust’da Figürel Dil,Erwin Panofsky‘nin, İkonoloji Araştırmaları, Terry Eagleton‘ın Tatlı Şiddeti – Trajik Kavramı gibi kitapların Batı’daki ve bizdeki karşılıklarını bilenlerin temennisi olmaktan çok, nazariyat sayesindebaşarılı yazar olma klavuzu elde ederek, üç beş şiirle yeni zamanın Sezai Karakoç’u; mistik soslu üç beş hikaye veya romanla yeni zamanın Tanpınar’ı olmak isteyenlerden oluşuyor.

Neden Batılı nazariyatçılara karşılık, yerli sanatçıları zikrediyorsunuz diye soracak olursanız, bu, yerli olmayan evrensel olamaz ezberi ve post-modern olmanın cazibesiyle alakalı bir durumdur.

Öte yandan, söz konusu husus, son tahlilde adına zihnî kirlenmediyebileceğimiz idrakî bulanıklığın da karşılığıdır.

Şöyle ki: yukarıda sadece üçünü zikrettiğimiz Batılı nazariyatçılar, Materyalist / Marksist bir safta yer alsalar da, Miletli Thales‘ten bugüne yaklaşık iki bin beş yüz yıllık bir Batı bilgi ve birikiminin içinden konuşurlar.

Dolayısıyla, yerli olduğunu söyleyen bir sanat nazariyatçısının şahsında, hem bunların düşüncelerini izleyerek (geçerli görerek) sanat nazariyatı yapmasını, hem de onun yerli kalmasını istemek, ancak zihnî kirlenmeyle izah edilebilir.

Bu manada, Eagleton’ın, “Langer’e göre, ‘trajedi, insanlar yalnızca bireysel yaşamın kendi içinde bir amaç ve başka şeylerin bir ölçüsü olduğunu fark ettiğinde doğar ve gelişebilir.’ Buradaki mesaj açık: Potansiyel trajedi yazarları / aktörleri, en önce Sarawak ya da Kalahari çölünün sakinleri olmadığını garanti etmelidir. Yalnızca Batı kültürleri trajediyi kullanmaya ihtiyaç duyar. Trajik sanatın genelde Batı kültürlerine ait olduğu doğrudur. Trajik sanat bütünüyle bir Batı sorunudur; ama yine de bazı Doğu kültürlerinde yankıları vardır” şeklindeki tespitiyle, Çin, Hint ve İslam sanatlarından verdiği küçük (sınırlı) örnekler, bir ayrımın ifadesi olarak anlaşılmak yerine,trajedi-severlikten kaynaklanan bir benzerliğin gerekçesi olarak kullanılmak istenilir. Benzerlik ise, İbn Arabi‘nin kelimeleriyle, insanı saptıran şeydir.

Kaldı ki, siz Batılı nazariyatı benimsemişseniz, gerçekte ilgili nazariyatçıların bilgi kaynaklarının ve dolayısıyla paradigmalarının (dillerinin) içinden konuşmayı da benimsemiş olmakla, Oryantalist olmayı peşinen seçmişsiniz demektir.

Bunu derken, Çin’de, Hint’de, Batı’da, kanonikleşerek sanatsal kamu tarafından benimsenen sanat nazariyatının bize kapalı (yasaklı) olduğunu söylemiyorum. Bilgi ve bilim hikmet‘de içkin, hikmet ise evrenseldir ve onun bizzat kendi mekanlarına (zarflarına) kadar gidilip alınabilmesine ruhsat verilmiştir.

Burada önemli olan, yerli bir sanat nazariyatçısının, sanat nazariyatı özelinde onlardan neyi, nasıl alacağından çok, neyi, neye göre alacağı ve tedavüle sokacağıdır.

Diğer bir ifadeyle, o hangi dünya görüşünün, inancın, akidenin, zihniyetin ve kültürün eleğini kullanacak ki, eleme kabiliyetine (imkanına) sahip olmanın verdiği güvenle Batı’nın sanat nazariyatını eleyerek, ondan arta kalanın kullanılabilirliği ya da kullanılamazlığı hakkında hüküm verebilsin?

Bu manada yerli sanat nazariyatçısının neden Şii değil de Ehl-i Sünnet olduğunu, neden Eş’arî değil de Matüridî veya Mutezilî olduğunu önemseyecek miyiz, önemsemeyecek miyiz?

Veya, onun Kelam alimi olmasını değil ama genel bir Kelamî bilgiye sahip olmasını talep edecek mi, etmeyecek miyiz?

Her ikisine de bakmayacaksak, onun Şeyh Lütfullah Camii (İsfahan), Hz. Hüseyin Camii (Kahire) ve Selimiye Camii (Edirne) üzerine yapacağı sanatsal keşiflerdeki farkı nasıl fark edeceğiz?

Örneğimizi edebiyattan verecek olursak, onun Hafız, Fuzulî ve Şeyh Galib şiiri üzerine değerlendirmelerindeki isabetini ya da isabetsizliğini nasıl belirleyeceğiz ki, sanatçı olarak ondan doğru yararlanabilelim?

Diyelim ki, ikisine de bakacaksak, Batılı eğitimden geçirilmiş, İslami bilgiye, hassasiyetlere uzak düşürülmüş zorunlu-modernler olarak, yerli bir sanat nazariyatçısının bakış açısına, kullanacağı terminolojiye, Dînî zihniyet ve kültür esaslı söylemine nasıl aşina olup, alışabileceğiz?

Geldiğimiz bu noktada sorulacak asıl soru şu olabilir: Gerçekten sanatçı olarak, biz böyle (kendimizden) bir sanat nazariyatçısının varlığını talep etmekte samimi miyiz ve onun bize verebileceklerine gereğince açık mıyız?

Sizi bilmem ama ben henüz emin değilim.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun