Ayının duyumsayamadığı – Fikrikadim

Ayının duyumsayamadığı

Murat Kapkıner

Murat Kapkıner

Bütün canlılar içinde salt insanın öleceğini bildiği saptanmış.

Öleceklerini bilmiyorlarsa neden bütün canlılar tehlike (can tehlikesi) anında canhıraş çaba gösteriyor, canlarının derdine düşüyor. Bunun açıklanması gerekir. Genetik diyorlar. Ölmemek için değil, genlerinde var olan savunma ‘içgüdü’süyle davranmaktalar. Yani onlar, ‘ölüm düşüncesi’, ‘bu dünyadan göçüp gitme düşüncesi’ ilgisiyle her hangi bir tehlikeden kaçmıyor.

Bence yanlış: hepsi ölümü biliyor ve düşünüyor. Yoksa yukarda söylediğim tepkilerde, olanağı yok, bulunamazlardı. Bence onlarda olmayan başka bir şey söz konusu: “tezekkür-ü mevt”

Acaba diyorum bu yüzden mi birbirlerini yiyorlar:  Gerçek anlamda, ne kendisi için söz konusu ölüm, ne de yediği canlı için.

Bilse yemez miydi, başka bir vuhuş dünyası söz konusu olabilir miydi; kimsenin kimseyi yemediği.

Lütfen bir an için düşünün: Aslan bir gölgeye çekilip tefekküre dalmış: “yalan dünya değil mi: Azrail babam olsa on yıl yaşarım. Ölüp gideceğim sonunda” diyor kendi kendine. Ondaki bu düşünce vuhuş arasındaki katliamı engeller miydi: asla. Zaten el’an böyle düşündüğü için katil; mümkün mertebe daha fazla yaşamak için öldürüyor. İlerde gelecek olan bizimkiler gibi tamamen dünyacı olduğu için.

Ama ölümü ‘tezekkür’ edebilseydi bu duyumsama doğrultusunda önce kendi yaşamının daha kısa olmasına neden olurdu; kolay kolay öldüremeyeceği için. Fakat onun bütün torunları da böyle bir ‘duyumsama’ ile donanımlı olsalardı, nesilleri kısa zamanda tükenmez miydi. Yani bütün katil hayvanların.

IMG_0930

Ressam: Murat KAPKINER

Bence öyle olurdu ve iyi ki ayılar öleceklerini, elbet biliyor, ama tezekkür (duyumsama) etmiyor.

Öleceğini bilen tek canlı insan demiştim. Ben demiyorum zoologlar diyor. Elbet yanlış diyorlar; ‘tezekkür eden’ tek canlı demeleri gerekirdi.

Onun için mi birbirimizi yemiyoruz. (Acaba yemiyor muyuz).

Sanıyorum meselenin can alıcı yerine geldik: Biz öleceğimizi biliyorsak, nasıl oluyor da susamışa bir yudum su, aça ekmek, açıkta kalana barınak vermiyor, nasıl oluyor da dünya kadar zulüm karşısında susabiliyoruz.

Bunları yapmadığınızda O MAZLUM, MAHRUM VE MAĞDURLARI “yemiş” olursunuz. Çünkü onu öldürüyorsunuz. Bunun nedeni, gölgeye çekilen arslan kadar ölüm düşüncesine sahip olmanız. Ama eğer ölümü tezekkür eden biri olup aslandan ayrılsaydınız, zulme seyirci kalamaz, malı mülkü dağıtmadan, paylaşmadan yaşayamazdınız. Değilse, evet ölümü bilen ayı, arslan vs.siniz demektir.

O zaman gelin ölüm düşüncesini, doğrusu ‘tezekkür’ünü yeniden gözden geçirelim:

Yukarda gördünüz; insan insanı yiyor; dünya kurulalı beri. Ve evet belki ilerde değinirim, bu tüm insanların, kimi etobur kimileri otoburdur. Kimileri avcı, kimileri av.

Sokaktan kimi isterseniz çevirip sorun: “sonunda ölecek misin”. Bu soruya dünyanın hiçbir yerinde “hayır” diyen çıkmaz. Bizdeki, adam yiyemedikleri için, mânâda belli bir yere gelmiş bir-iki derviş müstesna.

Güçlünün güçsüzü yediği hayvanlar alemine egemen olan yasa biz insan geçinenler için de geçerli demek istedim.

Öleceğini bilmek ya da bilmemek, ölümü ‘duyumsamak ya da duyumsamamak’ değilse bütün katil hayvanların da (kendilerinden uzak olduğu sürece) ölüm denen şeye tam fransız olduklarını sanmıyorum.Ölüm ‘düşüncesi’ bağlamında aramızda pek ayrım yok herhalde diyorum.

İmdi: “Ölüm Allah’ın emri ayrılık olmasaydı”. (Ölmek, yani yok olmak var olmak tamam da içinde ayrılık var).

İnsan için ölüm, esasen sevdiklerinden, sevenlerinden ayrılıktır. Yok olmak var olmak sorunu değildir. Hayvanlarda olmayan bu. Buna öleceğini bilmemek diyorsanız sizin sorununuz. Bir şiirimde değindiğim gibi, kişi ölümle kimseden ayrılmayacak ya da kimseye kavuşmayacaksa bayram düğündür ölüm. (Yani ayının, aslanın, böceklerin ölümü gibi).

Bu yasanın dışına sıçramak, sıradan çıkmak için ne yapmamız gerek.

Adam öleceğini biliyor ama yararı için her herzeyi de yiyor.

Selamete çıkmak için bu adamın “öleceğini, hakikat halde, duyumsama bağlamında bilmediği”ni kabulden başka yolumuz yok. Bu adama ölümü hatırlatmak gerekiyor. İstediği kadar: “aptal mısın; elbette öleceğiz” desin. Bu adam öleceğini bilmiyor (duyumsamıyor); ayı gibi.

Biliyorsunuz bizim geleneğimizde bir “tefekkür ü mevt” bir de “tezekkür ü mevt” var. Şimdiye kadar konuştuğumuz tefekkür ü mevttir (ölüm düşüncesi) ve kimseye bir yarar sağlamaz: “elbette öleceğiz kardeşim; seninki  de laf mı”. Ölüm düşüncesi, Doğu’da-Batı’da, gâvur-müslim herkeste vardır. Onun için geçinmeye gönlü olmayana yarar sağlamaz diyorum.

Bir de “tezekkür-ü mevt” var andığımız gibi. Yani ölümü “duyumsamak”.

Temrinlerle elde edilir. Bu yazıyı okuyan bir-iki ehli tarik varsa onlar söylemek istediğimi zaten temrin ediyor.

Gözlerini kapat ve gerçekten öldüğünü düşün. Hayır! Gerçekçi olacak. Ufak bir kalp rahatsızlığınız söylenmişti zaten, merdivenleri çıkarken öldünüz. (Yaşlılar için vermiyorum bu örneği. Yaşlı adamdan bir şey olmaz. Gençsiniz). Sürdürün: Önce bir komşu fark etti. Çocuklarınıza söylediler, ambulans çağrıldı. Çocuklarınız ambulansta hıçkırıyor. “Götürün; ölmüş” diyor doktor. Seni soyuyorlar, yatırıp ılık suyla yıkıyorlar. Kefenleniyorsun. Mezarlığa geliniyor. Üzerine toprak atılıyor ve ağlaya sızlaya da olsa çocukların bile seni orada yapayalnız bırakıp gidiyor; tüm sevdiklerin, tüm sevenlerin.

Bunu yapın. Sabah  ya da yatsı sonrası. Ruhunuzun hamamdan çıkmış gibi olduğunu göreceksiniz. Artık eşcardan bir şecer, bir ot olduğunuzu, kimseyi yeme durumunda olmadığınızı anlarsınız.

Bunu temrin eden bir adam kimseyi yer mi.

İnsanlar birbirini yediğine göre onlarda, bütün canlılarda var olan ölüm düşüncesi var ama “ölüm tezekkürü” yok. Onlar ayı. Çakal onlar; insan değil.

‘İlerde gelirim’ demişim. İşte geldik: onlar etobur, avcı.

Dikkatinize sunuyorum: bu, ayı, aslan ve çakalların arasında dolaşıyorsunuz. Sizde de andığım ‘tezekkür’ (ölümü duyumsama) varsa siz de ot obursunuz, avsınız. Kendinize iyi bakın (!).

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

1950 Malatya dogumlu. Ses ve saz sanatçısı, ressam, denemeci, romancı ve şair. (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun