Kant ve felsefenin idealizmi – Fikrikadim

Kant ve felsefenin idealizmi

Kant 1724 yılında Prusya’nın Königsberg kentine doğar. Uzak ülkelerin coğrafyası ve etnolojisi hakkında konuşmayı seven bu ufak tefek profesör ilginçtir ki doğduğu şehirden hiç ayrılmamıştır. Immanuel, İskoçya’dan göç etmiş bir aileden geliyordu, annesi bir Pietist’di. Annesinin gece gündüz dua ederek dine gömülmüş olması Kant’ın ömrü boyunca kliseden uzak kalmasıyla sonuçlanmış olmalıdır. Öte yandan Alman Puritenliğinin izini ömrünün sonuna kadar korumuş olmanın sonucu olarak yaşlandıkça annesinin gönlüne yerleştirdiği inanç esaslarını hem kendi için, hem dünya için korumaya çalıştığı da görülür.

Kant, Büyük Frederick ve Voltaire döneminde yetişen bir delikanlı olarak, zamanının kuşkucu akımından kendini kurtaramadı. Özellikle sonradan reddedeceği insanların etkisinde kalır. Sonraları en çok düşmanı olacağı Hume‘in derin etkisinde kalmıştır. 1755’de on beş yıl okutmanlık olarak görev yaptığı süreçte profesörlük için yaptığı başvuruların karşılıksız kalmasının ardından geçen uzunca bir zamanın ardından 1770’de mantık ve metafizik profesörü olur. Öğretmenliği, her zaman için yazarlığından daha iyi olduğu söylenmelidir. Orta yetenekte olan öğrencilerle uğraşmayı kendisine ilke edinmiş biri olarak “Ahmaklara yardım etmek boş, dahiler ise kendi başlarının çaresine bakarlar” diyerek orta yetenekte insanların toplumun ana yapısını oluşturduğuna dair inancını ifade eder.

Bir elli boyunda, alçak gönüllü, çekingen ama kafasında çağdaş felsefedeki en etkili devrimi yapacak malzeme bulunan bu basit görünümlü adamın hayat hikayesini anlatanlardan biri olan Heine; “Sabah uyanmak, kahve içmek, yazmak, ders vermek, öğle yemeği yemek ve gezinmek; hepsinin belli bir saati vardı.” der. Kant kurşuni paltosuyla elinde baston evinin önünde göründü mü “Filozofun yolu” denen ıhlamur ağaçlı, uzun dar yola doğru yürümeye başladı mı, komşular saatin üç buçuk olduğunu bilirdi. Mevsim ne olursa olsun, bu yolda aşağı yukarı yürür dururdu. Hava kapalı ise ya da yağmur bulutları varsa, yaşlı uşağı Lampe, bir tedbir sembolü gibi kolunda koca bir şemsiye ile ardından ona ayak uydurmaya çalışırdı.”

Başlıca ilkelerinden biri açık havada yürürken yalnızca burundan solumaktı.  Sonbaharda, ilkbaharda ve kışın yürürken kimsenin yanına gelip konuşmasını istemezdi. Soğuk almaktansa sesiz kalmak en iyisiydi. Bir şeyi yapmadan önce uzun uzun düşünürdü bu nedenle evlenememişti. İki defa evlenmeyi düşündü ama o kadar uzun düşündüki evleneceği kız kendisinden evlenme konusunda daha yürekli biriyle evlendi. Belki o da Nietzche gibi evliliği gerçeği tam olarak araştırmaya engel olacağını düşünmüştü. “Evli adam para kazanmak için her şeyi yapar.” derdi.

Kant’ı iyi niyetli dostlarının hayatının düzenliliği içinde rahatsız edişi kadar hiç bir şey rahatsız etmezdi. Bir gün bir soylu onu köyde bir geziye çağırdı ve bu gezi odenli uzadı ki Kant, ancak saat ona doğru hoşnutsuzluk ve korku içinde oturduğu eve dönebildi. Bu ufak olayı derhal bir yaşama kuralına dönüştürdü ve her hangi biri tarafından gezintiye götürülmesine izin vermeyeceğini belirtti. Biyografı şunu ekler; “Dünyada hiç bir şey onu bu kuralından alı koymamıştır”

Yaşlanmış profesörlerin en dikkat çeken kusurlarından biri olan unutkanlığa karşı Kant, ilginç bir yöntemle savaşa girişir. Uşağı Lampe’yi işinden çıkarmak zorunda kaldığında, alışmış olduğu düzenin değişmesinden dolayı duyduğu rahatsızlığın kendisini etkilemesine izin vermek istemez ve artık bu konuyu düşünmemeye karar verir. Verdiği kararı da unutmamak için şu veciz sözü bir kağıda not düşer ” Lampe unutulmalıdır!”

 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun