Rusya yanlılarının ülkesi Ukrayna – Fikrikadim

Rusya yanlılarının ülkesi Ukrayna

Ukrayna, Çernobil Nükleer Faciası (1986), Euro-2012 Şampiyonası ve Turuncu Devrim (2004) gibi olayların dışında, yakın zamanlara kadar dünya kamuoyunun gündemine gelmemişti. Taa ki 2013 yılında başlayan olaylar dizisine kadar. 1 Aralık 2013 Pazar günü öğle saatlerinde ülkenin pek çok şehrinde zirveye ulaşan olaylar Doğu Avrupa’nın coğrafi açıdan en büyüğü olan bu ülkesini, uluslararası politika gündeminin üst sıralarına yerleştirdi

UKRAYNA

Oysa Ukrayna, yüzölçümü itibarıyla (603.628 km2), Rusya, Türkiye ve Fransa’dan sonra, Avrupa’nın dördüncü büyük ülkesi. Jeopolitik konumu nedeniyle Ukrayna, Batı ile Rusya’nın güç mücadelesine sahne oluyor. Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasıyla bağımsızlığına kavuşan 15 cumhuriyet arasında yer alan ülke, bir türlü siyasi ve ekonomik istikrara kavuşamıyor.

Bağımsızlık ve ilk yıllar

Ukrayna’nın bağımsızlığını elde ettiği 1991’den 1994’e kadar, cumhurbaşkanlığı görevini Leonid Kravçuk yürüttü. 1994-2004 arasındaki 10 yıllık dönemde ise devletin başında Leonid Kuçma yer aldı. Kuçma döneminde siyasal istikrar sağlansa da yolsuzluklar ve muhaliflere baskılar tepki çekti. Muhalif gazeteci Giorgi Gongadze’nin faili meçhul cinayete kurban gitmesi, Kuçma’ya karşı tepkileri şiddetlendirdi. Ukrayna’nın ambargo altındaki Irak’ın Saddam Hüseyin yönetimine askeri malzeme sattığının ortaya çıkması, Kuçma yönetiminin Batı ile ilişkisinin kopmasına neden oldu.

Turuncu Devrim ve sonrası

Kuçma’nın kamuoyu desteği, 2004 cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken yüzde 3’lere düşmüştü. Kuçma, bu şartlarda, diğer eski Sovyet devletlerinde devlet başkanlarının yaptığı gibi anayasayı değiştirip üçüncü kez aday olmak yerine, Başbakanı Viktor Yanukoviç’in adaylığını destekledi. Rusya yanlısı doğu ve güney illerinin desteğini alan Yanukoviç’e, Rusya yönetimi açık destek veriyordu.

Batı bölgeleri ise Batı yanlısı aday Viktor Yuşçenko’yu destekliyordu. Seçimlerin ikinci turu sonunda Yanukoviç’in kazandığı açıklandı. Ama seçimlere hile karıştırıldığına ilişkin haberler, Kuçma yönetimine tepkilerle de birleşince, yüzbinlerce kişi, Kiev’in Bağımsızlık Meydanı’nda toplandı. Rusya, Yanukoviç’in başarısını tebrik ederken, Batılı ülkeler, seçim sonuçlarını tanımadıklarını açıkladılar.

Batı Ukraynalıların başlattığı ve Batılı ülkelerin açıktan desteklediği protestolar üzerine seçimlerin ikinci turu tekrar düzenlendi ve bu sefer Yuşçenko’nun kazandığı açıklandı. Yuşçenko, başbakanlık makamına,‘Turuncu Devrim’ olarak adlandırılan bu sürecin öne çıkan aktörlerinden Yuliya Timoşenko’yu getirdi.

Ukrayna’da beş yıl süren ‘turuncu iktidar’ dönemi de siyasi çalkantılara sahne oldu. Yuşçenko ile Timoşenko arasında kişisel sürtüşmeler başladı. 2004’teki anayasa değişiklikleriyle cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılarak parlamentonun yetkilerinin artırılması, parlamentodaki karışıklıkların devletin bütün kurumlarına yansımasına yol açtı. Yuşçenko’nun seçim öncesinde vadettiği yolsuzluklarla ve eski düzenle hesaplaşma konularında somut adım atılmaması, Yuşçenko’yu destekleyen kitlelerde hayal kırıklığına neden oldu. Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik krizin birleşmesi, kitleleri siyasetten soğuttu. Ocak 2010’da yapılan cumhurbaşkanı seçimlerinde iktidara Viktor Yanukoviç geldi.

Yanukoviç dönemi ve anlaşmazlığın krize dönüşmesi

Yanukoviç yönetimi, beklenen ekonomik gelişmeyi gerçekleştiremedi. Ayrıca eski başbakan Timoşenko’nun Rusya ile imzaladığı doğalgaz anlaşmasında devleti zarara uğratma suçlamasıyla önce tutuklanması, ardından da 7 yıl hapis cezasına çarptırılması Yanukoviç’in otoriterlikle suçlanmasına neden oldu.

Kasım 2013’te Avrupa Birliği ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını imzalamayı askıya alması, Batı yanlılarını öfkelendirdi. Düzenlenen ilk gösterilere polisin sert müdahalesi, Yanukoviç yönetimine tepki duyan kesimleri sokağa döktü. Olaylarda onlarca kişi hayatını kaybetti.

Batı yanlısı ve Ukrayna milliyetçisi grupların eylemlerinin artması üzerine Yanukoviç, önce Kiev’i, sonra da Ukrayna’yı terk ederek Rusya’ya gitti. Ukrayna parlamentosu, yapılan oylama sonucu Yanukoviç’i görevden aldı. Parlamento, eski başbakan Yula Timoşenko’nun da derhal serbest bırakılmasını sağlayacak düzenlemeyi kabul etti.

Kırım’ın ilhakı ve Doğu Ukrayna krizi

rian_02383009.hr_.en_

Kiev’de iktidarın böyle ani ve olaylı bir şekilde el değiştirmesi, devrik cumhurbaşkanı Yanukoviç’i destekleyen güney ve doğu bölgelerinde çalkantılara neden oldu. Bu siyasi belirsizlik ortamında Kırım’daki Rusya yanlısı gruplar, Rusya’nın da desteğiyle yarımadada denetimi ele geçirdi.

Kırım Özerk Cumhuriyeti Meclisi, 16 Mart 2014’te yapılan, Tatarların boykot ettiği ve uluslararası toplumun tanımadığı referanduma dayanarak, Rusya’ya katılma kararı aldı. Rusya da Kırım’ın, kendi ülkesinin bir parçası olduğunu açıkladı. Rusya’nın Kırım’ı ilhak kararı, uluslararası toplumun çoğunluğu tarafından tanınmıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 27 Mart 2014’te yapılan oylamada Kırım’ın ilhakını yasadışı ilan eden tasarıyı oy çokluğuyla kabul etti. 193 üyeli Genel Kurul’da Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 100 ülke tasarıya ‘evet’ dedi.

Rusya’nın Kırım’ı ilhakının ardından, Doğu Ukrayna’nın Donetsk ve Lugansk illerinde Rusya yanlısı gruplar önce devlet binalarını, sonra da yerleşim yerlerini ele geçirdi. Eylemler çatışmalara dönüştü. Ayrılıkçı grupların Rusya’dan gelen silahlı gruplar tarafından desteklenmesi, sıcak çatışmaya hazırlıklı olmayan Ukrayna ordusunu zor durumda bıraktı.

Donetsk ve Lugansk’taki Rusya yanlısı yönetimler, Nisan ayında düzenledikleri fakat uluslararası toplum tarafından tanınmayan referanduma dayanarak bağımsızlıklarını ilan ettiler, Donetsk Halk Cumhuriyeti ile Lugansk Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu duyurdular. Bu iki oluşum, kendi arasında Novorossiya (Yeni Rusya) adlı bir üst oluşuma gittiğini açıkladı. Ancak Rusya, Kırım’daki politikasından farklı olarak, bu yönetimlerin bağımsızlık kararını tanımadı.

Bölünmenin eşiğine gelen Ukrayna bu sırada yeni cumhurbaşkanını belirlemek üzere sandık başına gitti. 25 Mayıs 2014’te düzenlenen seçimler, Rusya yanlısı kesimlerin çoğunluğu tarafından boykot edildi. Eski başbakan Yuliya Timoşenko ile işadamı Petro Poroşenko arasında geçen yarışta Poroşenko ilk turda oyların yüzde 55’ini alarak, Ukrayna’nın yeni cumhurbaşkanı oldu.

“İlk iş doğudaki savaşa ve kaosa son vermek” diyerek göreve başlayan Poroşenko, bölgedeki operasyonları artırdı. Kriz, Batı ile Rusya’yı da karşı karşıya getirdi. Moskova’yı ayrılıkçı isyana destek vermekle suçlayan ABD ve AB, Rusya’ya yönelik yaptırımları artırdı.

Çözüm için en ciddi adım 5 Eylül 2014’te atıldı. Belarus’un başkenti Minsk’te bir araya gelen taraflar ateşkes anlaşmasına vardı. Ancak Doğu Ukrayna’da sorun tam olarak çözüme kavuşmuş değil; kırılgan bir zeminde ilerleyen ateşkes sürecinde taraflar zaman zaman birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. Silahlı çatışmalar sonucu yaklaşık dört bin kişinin öldüğü bölgede Donetsk ve Lugansk il merkezleri, halen ayrılıkçı grupların denetiminde bulunuyor.

Seçimler ve yeni yönetim

Ukrayna’da 26 Ekim 2014’te düzenlenen erken parlamento seçimleri de öncekilerden farklı olarak Rusya yanlıları ile Batı yanlıları arasındaki rekabete değil, Batı yanlısı partilerin kendi aralarındaki rekabete sahne oldu. Başbakan Arseniy Yatsenyuk’un Ulusal Cephe partisi, oyların yüzde 22,14’ünü alarak ilk sırada yer alırken, Cumhurbaşkanı Poroşenko’nun girişimiyle kurulan blok, oyların yüzde 21,8’ini aldı.  Ancak dar bölge çoğunluk sistemi nedeniyle Poroşenko Bloku daha fazla milletvekili çıkardı.

Ukrayna’nın doğusunda Rus yanlısı ayrılıkçılarca tek taraflı olarak ilan edilen ‘Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri’ de 2 Kasım 2014’te cumhurbaşkanı ve parlamento seçimleri düzenledi. Uluslararası toplumdan bu seçimleri tanıyan tek ülke Rusya oldu. Ukrayna yönetimiyse, tavrını sertleştireceği mesajını verdi. Bu bölgenin eski Sovyet coğrafyasındaki Dağlık Karabağ gibi bir donmuş çatışma bölgesine dönebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Tarihi

Ukraynalılar, Rus ve Beyaz Ruslar (Belaruslar) ile birlikte, Doğu Slavları’nı oluşturan üç halktan biridir. Doğu Slavları, 8. yüzyılda kurulan ve Karadeniz’den Baltık Denizi’ne kadar uzanan Kiev Prensliği çatısı altında toplandılar ve Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine girdiler.

Kiev Prensliği’nin 13. yüzyılda başlayan Moğol akınlarıyla parçalanmasından sonra, bu topraklarda yerel prenslikler kuruldu. Bunlardan Moskova Prensliği, ilerleyen yüzyıllarda güçlenip Rusya İmparatorluğu’na dönüşecekti. Kiev Prensliği’ni Rus milliyetçileri, bir Rus devleti olarak görür. Onlara göre, Ukraynaca dili, daha sonradan köylerde ve Polonyalıların etkisiyle ortaya çıkmıştır. Ukrayna milliyetçilerine göre ise, Kiev Prensliği bir Ukrayna devletidir. Moğol saldırıları yüzünden Kiev, büyük hasar gördü ve siyasi ağırlığını yitirdi. İlerleyen yüzyıllarda Ukrayna bölgesi, önce Litvanya Devleti’nin, ardından da Polonya’nın (o zamanki adıyla Lehistan’ın) egemenliğine girdi.

Polonya egemenliği döneminde Ukraynalılar, ekonomik ve dini baskılarla karşılaştılar. Ukraynalı köylüler, Polonyalı toprak asilzadelerinin baskılarına maruz kaldı. Polonya’daki Katolik Kilisesi de Ukraynalıları Katolikliğe geçmeye zorladı. Ukraynalıların özellikle zengin kesimi Katolikliği benimsedi.

Polonya yönetimi ve Katolik Kilisesi’ne karşı 16. ve 17. yüzyılda sürekli olarak köylü ayaklanmaları meydana geldi. Bu dönemde, Ukrayna’nın bozkırlarında, Kozak veya Kazak denilen gruplar ortaya çıktı. (Ukrayna’daki Kozaklar ya da Kazakların bugün Kazakistan’da yaşayan Kazak Türkleri ile hiçbir ilgisi yoktur.)

Bugünkü Ukrayna’nın orta ve güneyindeki bozkırlarda, toprak ağalığı düzeninden kaçanların oluşturduğu savaşçı birlikleri olan Kozaklar, Polonya egemenliğine karşı patlak veren köylü isyanlarına etkin destek verdiler. Kozak isyanlarının en büyüğü, 1648’de Bogdan Hmelnitski öncülüğünde gerçekleşti. Hmelnitski, bugünkü Ukrayna topraklarının geniş bir bölümünde Kozakların bağımsızlığını sağladı. Kozak devletinin hüküm sürdüğü bu kısa dönem, Ukraynalıların bağımsız olduğu ender dönemlerden biridir.

Polonya’ya karşı tek başına uzun süre ayakta kalamayacağını düşünen Hmelnitski, 1654 yılında, Rusya’nın himayesine girdi. Fakat Kozakların yaşadığı bölgeler daha uzun bir süre Rus Çarlığı, Polonya ve güneyde Osmanlı Devleti’nin himayesindeki Kırım Hanlığı arasında tampon bölge olarak kalmaya devam etti. Kozaklar da bu üç devletten birine karşı diğeri ile ittifak kurdular.

Rusya, 1783’te Kırım’ı ele geçirdikten sonra, Kozakların özerkliğini tamamen kaldırdı. Ukrayna’nın ortası ve doğusu Rusya’nın parçası haline geldi. Batı Ukrayna toprakları ise Polonya, ardından da Avusturya Macaristan İmparatorluğu tarafından yönetildi.

Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi sırasında Kiev’deki milliyetçiler, Ukrayna Ulusal Cumhuriyeti’ni ilan etti. 1918’de Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Avusturya Macaristan İmparatorluğu dağılırken, Batı Ukrayna Ulusal Cumhuriyeti ilan edildi. Bu bağımsızlık da ancak birkaç yıl sürdü ve Batı Ukrayna bir süre sonra Polonya’nın, Orta ve Doğu Ukrayna ise Sovyetler Birliği’nin egemenliğine girdi.

Sovyetler Birliği, önce 1939’da sonra da 1944’te bugünkü Batı Ukrayna topraklarını ele geçirdi. 1954 yılında, dönemin Sovyet lideri Nikita Kruşçev, Kırım Yarımadası’nı, Sovyetler Birliği’nin cumhuriyetlerinden biri olan Rusya’dan, yine Sovyetler Birliği’nin bir diğer cumhuriyeti olan Ukrayna’ya devretti. Böylece bugünkü Ukrayna toprakları, ilk kez aynı devletin bünyesinde bir araya geldi. 1991’de Sovyetler Birliği dağılırken Ukrayna da bağımsızlığını elde etti.

Nüfus ve etnik yapı

Ukrayna’nın nüfusu, 45 milyon 600 bin civarında. Ölüm oranının doğum oranına yüksekliği ve yurtdışına göçler nedeniyle Ukrayna nüfusu, sürekli azalma eğiliminde. Ukrayna toplumunun tamamına yakını okur-yazar. Ülkede eğitim düzeyi çok yüksek.

Nüfusun büyük kısmını (yaklaşık yüzde 77’sini) etnik Ukraynalılar oluşturuyor. İkinci büyük etnik grup olan Rusların oranı yüzde 17. Türk kökenli bir halk olan Kırım Tatarlarının sayısı ise 300 bin civarında. Kırım Tatarları’nın çoğu, Kırım Yarımadası’nda yaşıyor. Ayrıca Romanya sınırına yakın bölgelerde Moldovalılar ve Rumenler, Macaristan sınırındaki Transkarpatya bölgesinde Macarlar yaşıyor.

Etnik Ukraynalılar, 1930’lara kadar esasen köylerde yaşıyorlardı. Kent merkezlerinde Ruslar, Polonyalılar ve Yahudiler çoğunluğu oluşturmaktaydı. 1930’larda başlayan sanayileşme sonucunda, kırsal alanlardan köylere yoğun göçler yaşandı. Yine 30’lu ve 40’lı yıllarda Polonyalıların Polonya’ya gönderilmesi ve Yahudi nüfusun hem Nazilerin soykırımı hem de İsrail’e göçler sonucunda azalması üzerine yerlerine Ukraynalılar yerleşti. Günümüzde, etnik Ukraynalıların da büyük bölümü kentlerde yaşıyor.

Ukrayna’da nüfusu 1 milyondan fazla olan beş şehir, sırasıyla başkent Kiev, doğudaki Harkov, güneydeki Odessa ve doğudaki Dnepropetrovsk ile Donetsk, ‘Beş milyonerler’ şeklinde anılıyor. Nüfusu 3 milyon civarında olan başkent Kiev, ülkenin en büyük şehri. Donetsk ve Dnepropetrovsk kentleri, Ukrayna’nın sanayi merkezleri. Batı Ukrayna’daki Lvov de yine ülkenin başlıca şehirleri arasında yer alıyor.

Ukrayna’da ağır sanayinin bulunduğu Güney ve Doğu Ukrayna’da halkın önemli bölümü Rusça konuşuyor. Buralarda Ukrayna kültürünün etkisi zayıf. Ukrayna milliyetçiliğine soğuk duran bu bölgelerde, Rusya yanlısı akımlar güçlü. Nitekim Şubat 2014’te Kiev’de hükümete Batı yanlısı ve milliyetçi partilerin gelmesi, bu bölgelerde tepkiye neden oldu ve silahlı çatışmalara zemin hazırladı.

Orta ve Batı Ukrayna bölgeleri, Ukraynaca konuşulan ve Batı yanlısı akımların güçlü olduğu yerler. Ülkenin en batısındaki Galiçya’da, “Rusya’nın düşmanı, bizim dostumuzdur.” şeklinde bir anlayış hakim.

Ekonomi

Ukrayna, Avrupa’nın en bereketli topraklarının bulunduğu bir yer. 2. Dünya Savaşı’ndaki Nazi işgali sırasında Hitler, Ukrayna topraklarını vagonlara yükletip gübre olarak Almanya’ya taşıtmıştı. Avrupa’nın tahıl ambarı olarak bilinen Ukrayna’da özellikle buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ve sebze üretimi yapılıyor. Tarımın büyük ölçüde özel işletmelerce yapılmasına karşılık, toprakların mülkiyeti devlete ait.

Ukrayna, eski Sovyet devletleri içinde en sanayileşmiş olanlarındandı. Ülkenin özellikle doğu ve güney bölgeleri, ağır sanayinin yoğunlaştığı yerlerdir. Ukrayna ekonomisinin belkemiğini oluşturan metalürji ve kimya sektörünün dışında, uçak ve diğer motorlu taşıt üretimi gelişmiştir. Avrupa piyasalarında son yıllardaki durgunluk, Ukrayna metalürji sektörünü son derece olumsuz etkilemiştir.

Ukrayna’nın ihracat ve ithalatında ilk sırada Rusya yer alıyor. İhracatta, Rusya’nın ardından Türkiye ve Mısır geliyor . İthalatta ise Rusya’nın ardından sırasıyla Çin , Almanya, Belarus ve Polonya geliyor.

Geçmişte Ukrayna ekonomisine büyük katkı sağlayan turizm sektörü, bir taraftan Ukrayna’daki siyasi kriz, diğer taraftan ülkenin turizm merkezi Kırım’ı Rusya’nın ilhak etmesi nedeniyle çöküşün eşiğin geldi. Ülkenin petrol ve doğalgazda Rusya’ya bağımlı olması ve sanayinin doğalgaza dayalı olması, Ukrayna’nın Rusya’ya bağımlı kalmasına sebebiyet veriyor. Geçmişte IMF ile imzaladığı stand-by anlaşması, Ukrayna’nın önceki yönetiminin halkın kullanımına sunulan doğalgaza sübvansiyon uygulamaktan vazgeçmemesi ve diğer bazı sert önlemler almaya yanaşmaması nedeniyle askıya alınmıştı. Yeni yönetim, Nisan 2014’te IMF ile 17 milyar dolarlık yeni bir stand-by anlaşması imzaladı.

Haziran 2014’te göreve başlayan cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, aynı ay içinde Avrupa Birliği ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşması imzaladı. böylelikle yakın bir gelecekte Ukrayna’nın ekonomik olarak Rusya’dan uzaklaşıp AB ekonomisine entegre olacağı değerlendirmesi yapılıyor.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun