Soner Yalçın AKP içindeki “Uyuyan hücreler”i soruyor – Fikrikadim

Soner Yalçın AKP içindeki “Uyuyan hücreler”i soruyor

Soner Yalçın AKP içinde uyuyan hücreler olduğunu iddia ettiği yazısında bu hücrelerin Cemaatin desteğiyle de uyandırılmaya çalışıldığını detaylandırıyor… AKP ile cemaat arasındaki çekişmenin siyasal sürecini kronolojik olarak analiz ettiği yazıda TSK içinde paralel yapının adamlarının neden halen kollandığını ise sorgulamayı ihmal etmiyor…

Soner Yalçın - Sözcü

Soner Yalçın

Geçen hafta ardı ardına “tesadüfi” olaylar oldu…
Çarşamba günüydü…
AKP Başdanışmanı Hüseyin Çelik birden bire blogger oldu ve yazdığını Zaman gazetesi kamuoyuna duyurdu:
“PKK’nın şehirlere yerleştiğini Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a defalarca söyledik.”
Cuma günüydü…
Bülent Arınç, CnnTürk’te Taha Akyol’un programına konuk oldu… (1 Kasım itibarıyla “başım ağrımasın” diye AKP ilişkileri konusunda hayli titiz olan Doğan Grubu, ne söyleyeceğini tahmin etmesine rağmen Bülent Arınç’ı ekrana çıkardı! Beyaz’ın programı için bile gereksiz özür dileyen Doğan Grubu’nun, Erdoğan’ı eleştiren Arınç’ı ekrana çıkarma yürekliliğini göstermesi ilgi çekiciydi. Grubunu ikna ettiği için Taha Akyol’u tebrik etmek gerekir! Neyse.) Bülent Arınç dedi ki:
“Dolmabahçe Mutabakatı’nda okunan metin hükümetin önüne gelmişti. Oturma düzenine kadar her şey kararlaştırılmıştı. Cumhurbaşkanı’nın haberi olduğunu biliyorum, tahmin ediyorum. Yalçın Akdoğan anında haberi olduğunu aktarmıştı.”
Pazar günüydü…
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, “Abant Toplantısı”nda yine bilindik liberal isimleri bir araya getirdi. Sonuç bildirgesinde dediler ki:
“Sur ve Cizre ilçeleri başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sivil insanlarımız zarar görmekte, göç etmek zorunda kalmakta ve kadim kültür mirasımız yok edilmektedir. Kürt sorununun çözüm yöntemi silahlı mücadele ve şiddet değildir.”
Ardı ardına…
AKP aleyhine yapılan bu ani açıklamaların bir sebebi olmalı… Cemaatçiler AKP’nin en yumuşak yerine neden aniden vurmaya başladı?
Mesele salt…
Çelik, Arınç ve Abant Toplantısı Cemaat’in, “yıkılmadım ayaktayım” mesajını verme kaygısı mı? Moral için AKP içindeki bu derece önemli “uyuyan hücreler” uyandırılır mı?
AKP’ye yönelik böylesine bir başkaldırı için, daha önemli bir gerekçe lazım.
Şu mu?…

İtirafçılar korkusu

Dün… Yani…
Pazartesi günü…
55’i tutuklu 122 kişinin yargılandığı “Cemaat Ana Davası” başladı.
1 Numaralı sanık ABD’de oturan firari Fethullah Gülen…
2 Numaralı sanık ABD’de oturan firari (kod adı Fuat Avni) Emrullah Uslu…
Eski emniyet müdürleri Yurt Atayün’den ve Ömer Köse’ye; Ekrem Dumanlı’dan Gültekin Avcı’ya kadar kamuoyunun tanıdığı Cemaat’çilerin yargılandığı davanın iddianamesi 10 bin 529 sayfa.
İddianame diyor ki:
Türkiye; İran ve Brezilya arasında 17 Mayıs 2010 tarihli Tahran deklarasyonu imzalanınca Paralel Yapı, İran ile yakınlaşmanın önüne geçmek için düğmeye bastı.
İlk hedefleri, deklarasyondan bir hafta sonra 25 Mayıs 2010’da MİT Müsteşarlığı’na getirilen Hakan Fidan’dı! ABD, İsrail ve Cemaat, Hakan Fidan’ı “İrancı” olmakla suçladı!
Cemaat’in asıl hedefi MİT’i ele geçirmekti. Müsteşar Emre Taner akıllı manevralarla Cemaat’in bu sinsi manevrasının önüne geçti. Cemaat’in tek umudu, Emre Taner’in emekli olmasıydı; yerine kendi adamlarını getireceklerdi, olmadı.
Bu kez Hakan Fidan’ı tasfiye etmek için 7 Şubat 2012’de düğmeye bastılar. Beceremediler.
17-25 Aralık’ı devreye soktular. Başaramadılar.
Meseleyi uluslararası mahkemeye taşımak için MİT TIR’larına operasyon düzenlediler.
İşte… Bu son operasyon nedeniyle “Cemaat Ana Davası”nda yargılanan 26 asker var.
İşte… Meselenin bam teli burası…
Cemaat, duruşma sürecindeki “itirafların” önüne geçmek için, AKP içindeki Hüseyin Çelik ve Bülent Arınç gibi “uyuyan hücrelerini” harekete geçirdi.
Peki… Kim bu itirafçılar?

FETO’nun askerleri

Cemaat…
Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki asker hücrelerinin ortaya çıkmasından korkuyor.
Ordu içindeki müritlerinin çözülmesinin önüne geçmek istiyor.
İşte… Bu davadaki 26 askerin içinden iki ismin önemli bilgilere sahip olduğu belirtiliyor. İtibarıyla konuşmamaları istenmiyor.
Fethullah Gülen’in tek umudu; ABD ve İsrail’in desteğiyle askeri darbe yapmak!
Objektif şartların oluşmasını bekliyor; PKK terörü AKP’nin gücünü azaltsın; ve büyük bir ekonomik krizle kaos ortaya çıksın! Askerler yönetime el koysun!
Bunlar ruh sağlığı pek yerinde olmayan Fethullah Gülen’in sanrıları mı?
Göreceğiz!..
Ve fakat…
Sürece yakından takip eden biri iseniz kafanızda sorular oluşuyor: TSK içindeki Cemaatçiler neden ısrarla korunuyor?
Baksanıza…
Herkesin ağzında “kumpas” sözü…
Peki bu kumpası yapanlar sadece Cemaat’in polisi, savcısı, hakimi mi?
Örneğin…
Kayseri’de Cemaat’in sivillerine yönelik kaç operasyon yapıldı.
Nedense…
Askeri savcı olduğu dönemde Ahmet Zeki Üçok; askeri belgelerde oynama yapıp el altından yayınlatan, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı’ndaki üç astsubaya, “Cemaat müridi olduklarını” ve “Işık Evleri’nden talimat aldıklarını” itiraf ettirdi. Arkası çorap söküğü gibi gelecekti…
Sonra ne oldu dersiniz; Savcı Üçok cezaevine atıldı; Balyoz’dan 16 yıl hapis cezası aldı.
Hangisini yazayım…
Gölcük Donanma Komutanlığı’na 43 klasörü hangi asker koydu?
Sizler bunun gibi kumpasları okumaktan bıktınız.
O halde…
Tarihinin en büyük ihanetiyle vurulan TSK, aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen içindeki bir tek Cemaatçi’yi neden ortaya çıkarmadı? Aksine…
“TSK Paralel Yapı’yı koruyor” diyen askerlerine dava açmakla meşgul!
Mesele hazin…
Ve tehlikelidir…

Kaynak:  Sözcü

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun