Arınç: Şahit olduğum olayların çok küçük bölümünü anlattım – Fikrikadim

Arınç: Şahit olduğum olayların çok küçük bölümünü anlattım

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, katıldığı bir televizyon programındaki açıklamalarına gelen eleştirilere yanıt verdi. Arınç, “Bildiğim ve bizzat şahit olduğum olayların çok küçük bir bölümünü, en doğru şekilde anlattım. Söylediğim her sözün sonuna kadar arkasındayım” dedi. Arınç “Unutulmamalıdır ki, yıkmaya çalıştığınız çınarın gölgesinde, güneş görmemiş daha bir çok hakikat gölgeleniyor” ifadesini kullandı.

CNN Türk televizyonunda 30 Ocak’ta Taha Akyol’un sorularını yanıtlayan eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, program sonrasında AK Partili ve AK Parti’ye yakın bazı isimlerden gelen eleştiriler üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Arınç Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şahit olduğu olayların çok küçük bir kısmını anlattığını belirtti ve “Unutulmamalıdır ki, yıkmaya çalıştığınız çınarın gölgesinde, güneş görmemiş daha bir çok hakikat gölgeleniyor” dedi:

“Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, yaklaşık iki saat süren programda, bildiğim ve bizzat şahit olduğum olayların çok küçük bir bölümünü, en doğru şekilde anlattım. Türkiye’mizin yaşadığı, ya da ileride yaşayabileceği sorunların çözümü için faydalı olacağına inandığım çözüm önerisi ve tekliflerde bulundum. Söylediğim her sözün sonuna kadar arkasındayım”

Arınç programda, Dolmabahçe mutabakatından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın haberdar olduğunu söylemiş ve “Oturma düzeni dahil, kimin nasıl konuşacağı, taraflar o konuda anlaştılar. Cumhurbaşkanı’nın haberinin olduğunu biliyorum, tahmin ediyorum. Bana söylendiği kadarıyla sayın Başkanımız da sayın Yalçın Akdoğan da gelişmelerden anında kendisini bilgi sahibi kıldıklarını ifade ettiler” demişti.

Arınç bugünkü açıklamasında, “Bunları neden şimdi ve neden kamuoyu önünde konuşuyorsunuz?” diye eleştirenlere sadece birkaç cümle ile cevap vermek isterim” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Biliniz ki hiçbir gerçek “neden şimdi?” sorusunun muhatabı değildir. Ve biliniz ki, geçmişte de, bulunduğu her makamda, üstlendiği her görevde hakikati söylemekten asla geri durmamış birine “Neden şimdi, neden kamuoyu önünde?” diye sormak geçmişten bihaber olmak demektir.”

Troliçe sözleriyle kimi kastettiğimi herkes biliyordu

Arınç, geçen haftaki açıklamasında “Troller diyorduk, onların kadın olanları da varmış. Bizim camiada onlara troliçe diyorlar. Bunlar isim isim de biliniyor” ifadelerini kullanmıştı. Arınç, bu sözüyle ilgili tepkilere de şu yanıtı verdi:

“Program sırasında “troliçe” sözleriyle kimi kastettiğimi herkes çok iyi biliyordu. Nitekim yarası olan gocundu ve daha program bitmeden şahsıma hakaret etti. Bu kadın yazara birisinin cevabı gibi “Taraf’ın Lawrencesi” demek istemem. Onu, bu hakareti ve yargı süreci ile baş başa bırakıyorum.”

Arınç’a “Lawrence” benzetmesini yapan isim gazeteci yazar Hilal Kaplan’dı. Kaplan, Arınç’ın programdaki açıklamalarının ardından “Manisalı Lawrence’ın son çırpınışları ama faydasız; siyasî cenazeleri dikkate almıyoruz” ifadelerini kullandığı bir tweet atmıştı.

“1987 doğumlu genç arkadaşımız…”

Arınç, “Şu an önemli bir göreve getirilmiş olan ve dedesi ile birlikte siyaset yaptığım için bana da özel sevgisi ve saygısı olduğunu her fırsatta söyleyen, 1987 doğumlu genç bir arkadaşımız beni “sahip olduğu bütün makamları borçlu olduğu yol arkadaşına sırtını dönmekle” itham etmiş” dedikten sonra da, Milli Görüş ve AK Parti içindeki çalışmalarından ve kendisine yıllar içinde verilen görevlerden bahsetti.

Arınç’ın programdaki açıklamalarının ardından kendisini “yol arkadaşlarına sırtını dönmekle” suçlayan isim, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın’dı. Boynukalın, Twitter hesabından, “Yarabbi, sen bizleri menfaati bitince; sahibi olduğu bütün makamları borçlu olduğu yol arkadaşına sırtını dönen insanlardan muhafaza eyle” ifadelerini paylaşmıştı.

“Ya koltuk değneği ya da koçbaşı olursunuz”

Arınç açıklamasını şu sözlerle bitirdi:

“40 yılı aşan siyaset hayatınızda hiçbir şaibeyle anılmamış, akçeli, ökçeli işlerde de adınız geçmemiş, oturduğunuz makamları amaç değil, davanız için araç olarak görmüşseniz ve sizi seven, size inanan insanlar, konu siz olunca başlarını önlerine hiç ama hiç eğmemişse rahat konuşursunuz. Aksi hâlde; Ya altınızdaki koltuğu verenin koltuk değneği olur, ya da köşe verenin koçbaşı olursunuz. Milli Görüş’ten bugüne bizim siyasetimizde dava olarak isimler değil, ilkeler ve değerler vardır. Yüzünüzü isimlere çevirir ve isimleri dava edinirseniz, biliniz ki isimler fanidir ve insanlar hatadan hali değildir. Dava olarak ilke ve değerleri edinirseniz de biliniz ki, 14 asır sonra bile dipdiri, capcanlı bir davanız olur.”

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun