Star Wars efsanesi böyle başladı… – Fikrikadim

Star Wars efsanesi böyle başladı…

Sinema severler 25 Mayıs 1977 yılında daha önce hiç görmedikleri bir dünya ile karşı karşıya kaldılar. Bu dünya, eşi benzeri olmayan bir dünyaydı. Aynı zamanda bu yıllarca sürecek bir destanın da başlangıcı olacaktı. Sinema tarihinin en büyük destanı: Star Wars… Uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside…

29 yaşında kafayı uzayla bozan George Lucas, yazdığı dokuz bölümlük Star Wars serisini bitirdiğinde koltuğunun altında senaryosuyla kapı kapı dolaşmaya başladı. Pek çok stüdyo tarafından reddedildi ta ki 20th Century Fox gelinceye kadar. Senaryo kabul edildi ama bazı şartları vardı.

Yapımcılarında ondan isteği bir şey oldu dokuz bölümden oluşan serinin çekimlerini altıncısı ile başlamak. Lucas da seriyi altı film yaptı ve dördüncü bölümle ilk Star Wars filmi çekildi. Bu yüzden filmlerin sıralaması 4-5-6-1-2-3 olacaktı.

Luke Skywalker, Han Solo, Prenses Leia, Obi-Wan Kenobi, Darth Vader, Senatör Palpatine. Saptırıcı kalkan jeneratörü, kamino kılıç oku, Naboo Kraliyet Yıldız Gemisi, tüylü Ewoklar, pörtlek gözlü Gunganlar… Hepsi ve daha fazlası George Lucas’ın sinema tarihine armağanıdır.

‘Barış, bir yalandır, hayatta sadece tutku vardır. Hayata tutkuyla bağlanarak daha da kuvvetleniyorum, kuvvettim arttıkça elimdeki güç de artıyor, güçle zaferler kazanıyorum, zaferlerim sayesinde zincirlerimi kırıyorum. Ve ’Force’ beni özgür bırakıyor…’  Bu cümle modern hayattı o rekabetçi dünyasını olmamızı sağlayan bir ‘kod’ gibi görünse de aslında George Lucas’ın bilimkurgu destanı ‘Star Wars’ta önemli yeri olan Sith’lerin kodu…

Lucas’ın efsanevi öyküsü çok uzun zaman önce çok uzak bir galakside geçse de oldukça fazla insanı, gerçekçiliğiyle içine çekmeyi başardı. Aslında serinin büyük kısmının başarılı efektlerle bezenmiş tamamen hayali bir dünyada geçtiğini düşünürsek gerçekçilik konusunda izleyicinin sıkıntı yaşaması düşünülebilirdi.

Ama Lucas’ın dehası tam da buarada devreye giriyor. İzleyen herkesi ‘gerçek olsa’ düşüncesine sevkeden Lucas, bir şekilde varoluşunun parçası ve dinlerin çıkış noktası olan ‘yaşam enerjisi’ni tanımladı. Hem de oldukça evrensel bir kelimeyle; ‘Force’…

Modern Zamanların İlyada’sı
Lucas 1977’de yola çıkarken fantastik hikayesinin böyle bir destana dönüşeceğinin kestirebiliyor muydu bilemeyiz ama kimse onun modern dünyanın Homeros’u olacağını ve İlyada’sının ise ‘Yıldız Savaşları’ olacağını tahmin edemezdi. M.Ö.12. yüzyılın Truva Savaşı’nın karşılığı 20. yüzyılda ‘Yıldız Savaşları’ oldu. Zaten Lucas’ın Yunan trajedyasından, Roma mitolojisinden ve Japon destanlarından beslendiği aşikar. (Tabii bir de ‘Force’dan doğan Anakin ‘İsa’ Sykwalker unutulmamalı) Tüm bunların üstüne Dünya üzerinde birçok hayranın kimliklerindeki din hanesine ‘Jedi’ yazdırmalarına da şaşırmamak gerek.

Tasarım harikası gemiler
Lucas, 1977 yılında sinemaseverlerin karşısına geçtiğinde izleyicileri yepyeni bir olguyla, yeni bir dünyayla tanıştırdı. Beyazperdenin en özel figürlerinden ışın kılıçları, uzayda süzülerek ilerleyen dev kruvazörler, tasarım harikası gemiler…

Lucas, hikayesiyle yeni bir evren yaratmakla kalmayıp benzeri görülmemiş fikirleri de hayata geçirdi, kendi hayal dünyasından izleyicilere bir pencere açtı. ‘Zehir’ bir kere kana karışmıştı… Okuyucuların kafasında kurgu yaratmak bilinen bir durum olsa da sıfırdan bir gerçeklik yaratıp enjekte etmek farklı birşeydi.

Bu dahilikteki, çılgın nokta ise Lucas’ın tasarımlarının gerçek hayatta ‘uçurulabilir’ ve ‘kullanılabilir’ olması idi. Zaten ‘gerçek’liği güçlendirmenin sadece özel effektlerle de sağlanmayacağı birçok kez kanıtlanmıştı.

Kimse mükemmel değil
Lucas’ın tek kusuru olarak görülebilecek durum ise aşk sahnelerindeki ‘yabancılık’ hissi. Anakin Skywalker’ın aydınlık yolunu kaybedip karanlık yola sapmasında aslında iki kutsal aşkını koruma çabası var ama ne annesine olan büyük sevgisinin ne de Padme’ye olan aşkının yeteri kadar beyazperdeye yansıtılmadığı söylenebilir. Ama Yoda da İmparator’u yenemiyor kimse mükemmel değil…

Lezzetli ve çok katlı bir pasta ile karşımıza çıkan Lucas, kremaya müziği de eklemeyi unutmadı. 6 filmin de müzikleri 5 Oscar, 17 Grammy, 3 Altın Küre, 2 Emmy Ödüllü besteci John Williams tarafından bestelendi. Williams’ın dövüş ve savaş sahnelerine olan katkısı yadsınamaz. Qui-Gon Jinn ve Darth Maul’un kapıştığı sahnede seyiriciyi içine çeken unutulmaz tını ‘Kaderlerin düellosu’(Duel of Fates) kesişen yollara bir göndermeden de öte.

Hikaye devam ediyor
Şu anda ‘Star Wars’ ‘Klon Savaşları’ animasyon serisi ile devam ediyor. Merak edilen hikayenin ne kadar daha devam edeceği? Lucas kesin bir dille 7-8-9 gibi bir üçlemenin söz konusu olmadığını  açıkladı. Zaten daha önce de televizyon dizileri yoluyla hikayenin devam edeceğini belirtmişti. Luke Skywalker’ın karanlık tarafa geçişi ve İmparator’un tekrar ortaya çıkışı gibi kalp atışlarını oldukça hızlandıracak hikayeler sadece kitaplarda kalacak…

400 bölümlük dizide ise serinin 3’üncü bölümüyle 4 ‘üncü bölümü arasında bir hikaye anlatılacak ve tamamen farklı karakterle tanışma fırsatı bulacağız. Lucas, ilk sezonunu kendisinin yöneteceği projede daha sonra her bölümde farklı bir ismin kamera arkasaına geçeceğini de belirtti.

Ve tabii ki pazarlama… Lucas, ‘Star Wars’u yazmasaydı pazarlama konusunda bir kitap yazıp bir şekilde yine 21. yüzyıla damgasını vurabilirdi. İlk serinin yayınladığı tarihten itabaren ‘lisanlı ürün’ politikası izleyen Lucas, özellikle ikinci serininin 1999 yılında beyazperdeye taşınmasından sonra ‘Star Wars’u tam bir pazarlama harikasına dönüştürdü. Restaurantlardaki menülerden, kıyafetlere, karakterlerin maskotlarına ve oyunlara kadar tüm ürünler Lucasfilm Ltd. lisansıyla satışa sunuldu ve gişe başarısıın üstünde maddi başarı elde etti.

Güç bizimle olsun…

Bumerang - Yazarkafe
Etiketler:
George Lucas Star Wars

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun