Avrupa için mutlu bir yeni yıl olacak mı? – Fikrikadim

Avrupa için mutlu bir yeni yıl olacak mı?

Bundan bir iki yıl sonra AB şimdikinden çok daha farklı görünüyor olacak. Bu, parçalanmış, karşısına çıkan her sorunda tökezleyen bir AB de olabilir; İngiltere’yi çatısı altında tutmuş, sığınmacılar, sınırlar ve iltica meselelerinde kendini toparlamış bir AB de.

Carl Bildt

Carl Bildt

Avrupa Birliği (AB) yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken, siyasi sorunlardan oluşmuş kusursuz bir fırtınayla da karşı karşıya. Daha önce kullandığı ve bir dizi felaketi ancak zar zor atlatmasına yarayan strateji ise artık yeterli olmayacak gibi.

AB elbette kriz yönetimine yabancı değil. Örneğin, avro krizinin Birliği yok etmesi beklenirken, krizin ardından yapılan zorlu zirvelerle sorun birkaç yılda az çok halledildi. Yunanistan hâlâ kötü durumda, ama AB ve avro bölgesi üyeliğini koruyor. AB’nin ise artık ekonomi politikası koordinasyonu için daha güçlü mekanizmaları var.

“İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkmasının sonuçları ile başa çıkmak, takip eden yıllarda siyasi açıdan Avrupa’yı havasız bırakarak karşı karşıya olduğu diğer onlarca sorunla mücadele edemez hale getirir.” Carl Bildt

Ancak bugünkü durum, AB’nin şimdiye dek içine düştüklerinden çok daha zorlu, özellikle de karşı karşıya olunan ciddi sorunların sayısı düşünülecek olursa.Avrupa, AB liderlerinin bir zamanlar hayalini kurduğu “dostluk çemberi” yerine, büyük ölçüde İslamcı terör ve Rusya’nın Doğu Ukrayna’daki saldırgan tavrının etkisiyle bir “ateş çemberine” dönüşmüş durumda.

AB’nin açık toplumları ve sarsılmaz hukuk devleti ilkesi ile çevre ülkelerde de bu değerleri yayacağı fikri, Avrupa’nın yakın çevresindeki karışıklıklar ve bu karışıklıkların Birlik topraklarına da gerilim ve istikrarsızlık olarak yansımasıyla birlikte alaşağı oldu.

Söz konusu sorunlardan biri de Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da yaşanan çatışmanın körüklediği mülteci krizi. Şüphesiz, yerinden yurdundan edilen bu insanların sadece çok küçük bir kesimi şu anda AB’ye girmeye çalışıyor ve bu yıl gelmesi beklenen bir milyon mülteci, Birlik nüfusunun ancak yüzde 0,2’sine tekabül ediyor.

Fakat bu kadar çok sayıda insan çok kısa bir süre içinde az sayıda ülkeye gelince, AB de mülteci akınını yönetmekte zorlanır hale geldi ve Schengen Bölgesi içindeki bazı sınırlarda denetimler yeniden kuruldu.

Uzun vadeli sorunlar

AB ülkelerinin 2016’dasınır denetiminin sağlanmasıve göçmen yükünün eşit şekilde paylaştırılması için gerekli kilit adımları atmayı kabul ederek, acil çözüm bekleyen bu sorunu ele alması beklenebilir. Ancak mültecilerin Avrupa toplumuna entegre edilmesi ve yabancı düşmanı siyasi partilerin yükselişi gibi daha uzun vadeli sorunların çözümü çok daha zor olacak.

AB’nin önünde mülteci krizi ve artçı şokları haricinde de son derece zorlu bir gündem var. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ve ortak dijital pazar konularında kaydedilecek ilerleme de, sermaye piyasaları birliğinin hayata geçirilmesine yönelik çabalar da AB’nin küresel rekabetçiliğini koruyabilmesi açısından büyük önem taşıyor.

Bu yetmezmiş gibi, 2003’ün daha iyimser günlerinde geliştirilen stratejinin yerine Haziran ayına kadar yeni bir “küresel dış strateji ve güvenlik stratejisi” getirilmesi gerekiyor.

AB’nin bu çaba gerektiren gündem maddelerini yerine getirebilmesi için elinden gelenin en iyisini yaparak birden fazla cephede aynı anda ve etkili bir şekilde işbirliği gerçekleştirmesi şart. İngiltere’nin üyelikten ayrılmayı değerlendirdiği şu günlerde ise bu son derece zor olacak.

“2016’nın Avrupa için mutlu bir yıl olup olmayacağı, önümüzdeki on yılın hem Avrupa hem de ABD dahil Avrupa’ya bağlı olanlar açısından mutlu geçip geçmeyeceğini de belirleyebilir.” Carl Bildt

Her ne kadar İngiltere Başbakanı David Cameron’ın Şubat ayına kadar Avrupalı ortaklarıyla anlaşmaya varma ihtimali gittikçe artıyor görünse de, İngiliz seçmenlerin Cameron’ın 2017 yılı için söz verdiği referandumda anlaşmayı onaylama ihtimali muhtemelen yüzde 50’den yüksek değil.

Birinci dereceden felaket

Elbette referandumlar nitelikleri gereği önceden kestirilemez. Danimarkalılar 3 Aralık’ta sandık başına giderek AB’nin içişleri ve adalet kurallarının kabul edilip edilmeyeceğini (ki “evet” oyu çıksaydı, vaka bazında değerlendirilmek şartıyla Avrupa genelinde geçerli kurallar benimsenecekti) oyladı.

Referandumdan “hayır” oyu çıkacağını pek az kimse tahmin edebildi. Yüzde 53 gibi yüksek bir ret oranıysa neredeyse kimsenin aklına gelmemişti. Belli ki mülteci akını bu sonuçta etkili olmuştu.

Benzer şekilde, İngiltere’deki referanduma kadar olan süreçte, bilhassa da seçim tarihinin iyice yaklaştığı günlerde karşılaşılacak herhangi bir kriz durumu da İngilizlerin tercihini etkileyebilir.

Neticede yaşanan belirsizlik son derece zarar verici. AB üyeliğinin devamı aleyhine çıkacak bir sonuç, Avrupa için birinci dereceden felaket olur. Böyle bir durumda, AB jeopolitik nüfuzunu büyük ölçüde kaybederken, diğer ülkelerdeki Birlik karşıtı kuvvetler güç kazanır.

Yarım yüzyıldan uzun bir süre büyüyen AB, bir anda daralmaya başlar. İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkmasının sonuçları ile başa çıkmak, takip eden yıllarda siyasi açıdan Avrupa’yı havasız bırakarak karşı karşıya olduğu diğer onlarca sorunla mücadele edemez hale getirir.

Ne olursa olsun, kesin olan bir şey var: Bundan bir iki yıl sonra AB şimdikinden çok daha farklı görünüyor olacak. Bu, parçalanmış, İngiltere’nin üyelikten ayrılmasıyla başlayan çöküşün yarattığı derin endişeye gömülmüş, o yüzden de karşısına çıkan her sorunda tökezleyen bir AB de olabilir.

Veyahut İngiltere’yi çatısı altında tutmuş,sığınmacılar, sınırlar ve iltica meselelerinde kendini toparlamış, TTIP ve ortak djital pazar hedeflerini neticelendirmişbir AB de.

Bu bakımdan, 2016’nın Avrupa için mutlu bir yıl olup olmayacağı, önümüzdeki on yılın hem Avrupa hem de ABD dahil Avrupa’ya bağlı olanlar açısından mutlu geçip geçmeyeceğini de belirleyebilir.

Kaynak: Al Jazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun