Hayatın gerçeği neydi bu sarhoş mu yoksa içtiğim çaylar mı? – Fikrikadim

Hayatın gerçeği neydi bu sarhoş mu yoksa içtiğim çaylar mı?

Malatya Sıtmapınarı, Sabah çay ocağı çıkışı… Gece… Hararetli tartışmaların bittiği, çenelerin yorgunlukla susmayı tercih ettiği, üst üste içilen çayların hazımsızlığı ile şişkin karınlar…

Tartışmalar hararetli… İbn Arabi’den, Karl Marks’a, Hegel’den, Kant’a, Weber, Toynbee, Spinoza… aradan bir Voltaire, kim nereden araya soktu bilinmez Ebu Hanife’ye, muhabbeti beğenmeyen ekler İmam’ı Rabbani’nin vahdet-i şuhudunu, “Gazzaliyi unutma!” der bu konunun şu bağlamında. Schopenhaur’u anmadan olmaz der bir diğeri, Türkler, Kürtler, Oğuzlar…  aradan çaylar gelir, sayması unutulur, çaycıdır hesabı tutan, parayı verecekleri de aradan gözler, içen çok ama beleşçiler had safhada… 

-Lan sana dur diyorum lan!  Dursana! neden sözümü dinlemiyorsuzzz şerefsiz! olum bak gelirsem seni doğrarım, bak kızdırma beni!

Sarhoş… Karşı kaldırımda birine sesleniyor gibi. Göz göze geliyoruz… 

-Abim sakallı abim! sen iyi bir gence, abimize benziyorsun. Belli, saçların taralı, elbilseler desen düzgün, gözler parlıyor… Abi biliyor musun bizim orada gözü parlayanın aslında zekası parlar diyorlar  Dursana ulaan!  Abi, aman kusura bakma, yanlış anlama sana demiyorum aha şuradakine diyorum.

Yukarı doğru bakıyor, gözler kayık olduğundan tam olarak anlamıyorum nereye baktığını.

-Yok yok üzerime alınmıyorum abi. Kime bağırıyorsun bu saatte hayırdır? Gece vakti başına bela alma şimdi…  Kendime seslice diyorum aslında gecenin bir vakti geldi bela buldu beni…

-Yok yok. Bizim belayla işimiz olllmazzz hocam! Görmüyor musun çıkmış inşaatın iskelesine düşecek oradan şimdi gece gece…

Kafamı kaldırıp bakıyorum iskelede duran kimse yok. “Kim abi orada” diyorum? Ulan sarhoş şerefsiz hayal görüyor herhal…

-Kedi…. Nankör kedi! Görmüyor musun, kör müsün abi! O da biri değil mi? O da insan değil mi abi?

-Heee haklısın…

-Sana bir şey sorayım hocam. Ben bu alkolü bırakmak istiyorum ne yapmam lazım?

Tipik, sakallı, hacı hoca görünce çekilen vicdan azabı. “Sen kendine nasihat ediyorsan ya…”

O nasıl oluyor hocam?

-İçkiyi bırakman gerektiğine inanıyorsun. Kendin inandıktan sonra ben sana ne diyeyim. Bırak işte!

 -Sen de haklısın abimmm! Seni tutmayayım hocam hayırlı geceler!

-Gecelerin hayırlı olsun…

İki adım attık arkadan sesleniyor. “Ya hocam sen bana niye nasihatte bulunmuyorsun? Ben sana ne yaptım haa?”

 -Ya yürü git manyak herif! Gece vakti bela mısın olmm sen? Tamam, anladık işte… Kedi canını sıkıyor, meredi bırakmak istiyorsun, gece vakti kafan bozulmuş bilmem ne falan filan! Ama çek tekeri kaldırımdan, baz gaza, laf yapma, caz hiç yapma…

-Vay hocam benim artistim, yiğidim beş vakitlim… Özür!… Abi gece gece seni rahatsız ettik.

İki adım daha…

– Hoca hoca! Ollmm cehennem bana yok sana var ollmm…

-Gel buraya gel sen bi’ gel!

-Çık...

-Gel gösteriyim sana. Cehennemin kimin için olduğunu, gel!

-İn lan şerefsiz oradan! Hoca şimdi sana da kızacak ha!! Beni dinlemiyorsun bari hocayı dinle lan! 

-Sen gelsene buraya!

-Hışşşt… Tehdit yok tehdit yok hoca

“Gelmeyecek tırstı hıyar” diyip arkamı dönüyorum. Yol uzun. Gecenin kaçı oldu bu yavşak nereden çıktı karşımıza diye düşünürken

-Hoca Hoca beni bekle!

-Has…

-Ya bari iki ayet oku… Nazar ayeti biliyor musun hocam! acik üfle yav

-Gel sen gel üfleyecem, sen gel!

-O hoca aybediyorsun ha! Ne öyle ben sana üfleyecem bilmem neler…

-Ollmm sen bela mısın? Benden ne istiyorsun bu gece. Eve gideceğim lan eve! Almayacaklar beni.

-Özür dilerim hocam sen de haklısın haydi iyi geceler.

-Son mu?

Son hocam bu gece son daha ağzıma sürmeyeceğim.

-Ulan onu sormuyorum. Arkamdan bir daha seslenmeyeceksin değil mi.

-Heee tamam…

Gecenin bütün bilmişliğini, entelektüel tartışmalarının heyecanını bir sarhoşla uğraşmaktan bitirmiştim. Zihnim allak bullaktı.. Bu sarhoşun, bildiğim bütün şeyler umrundan dahi değildi. O da yaşıyordu bu hayatı, ben de… Bildiğim şeyleri bilmeden yaşaya biliyordu… Ben yaşamımı bildiklerimle sağladığıma inanırken…. Belki o hayatı, yaşamı daha başarılı bir şekilde yaşıyordu. Gecenin sarhoşu, gündüzün belki bilmem neyiydi… Hem o belki benden daha neşeli ve hayattan daha zevk alıyordu.. Hayatın gerçeği neydi bu sarhoş mu yoksa içtiğim çaylar mı…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun