“Cüzdanlarımızda karttan bol bir şey yok” – Fikrikadim

“Cüzdanlarımızda karttan bol bir şey yok”

Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimler Derneğinin kuruluşunun 100. yılın da Derneğin İstanbul Anadolu Yakası Şube Başkanı Oktay Kaya, karşılaştıkları zorlukları ve beklentileri Gökçen Göksal’la yaptığı söyleşide dile getirdi. Şehit yakınları ve gazilerin tek bir isteği var; hatırlanmak…

Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık,  Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin muhatap aldığı ve denetlediği tek kurum olduklarını belirten Kaya “10 bin üyemiz var. Üye sayısının artmasını istemeyen bir kurumuz” diyerek sözlerine başlıyor

HER KURUM AYRI BİR KART İSTİYOR

Gazi ve şehit yakınlarının muzdarip oldukları çok konu var, bunların başında kart meselesi geliyor. Eskiden toplu taşıma araçlarına SGK’nın verdiği kartla bindiklerini ve bu kartın her yerde geçerli olduğunu belirten şehit yakınları ve gaziler yeni uygulamanın derhal son bulmasını istiyor. Yaşadıkları bu sıkıntılı durumu aktaran Kaya ”Eskiden SGK’nın verdiği gazi kartı Türkiye’nin her yerinde geçerliydi. Şimdi bir de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kartını veriyorlar. Herkes ayrı bir kart istiyor. İBB ayrı, demiryolu ayrı, vapur hatları ayrı, İDO ayrı kart istiyor. Gazi kartlarımız buralarda geçmiyor. Örneğin bir gazimizi başka bir şehirde gazi kartını gösteriyor, şöför diyor ki bu kart burada geçmez; ya para ver ya da otobüsten in. Hatta bir gazimizi otobüse almayarak darp ettiler. 81 ilde geçerli bir kart istiyoruz. Kart çıkarırken de bin bir zorlukla karşılaşıyoruz. Rencide ediliyoruz. Mail adresi zorunluluğu getirmiş bir kurum. 70 yaşındaki şehit annesi babası nerden alacak maili, alsa nasıl kullanacak bu en basit örneği. Hep bir zora sürme durumu var. Cüzdanlarımızda karttan bol bir şey yok” diyerek yetkililere sesleniyor.

KEYFİ UYGULAMARDAN BIKTIK

“Bacağınız kopsa yüzde 40 engelli sayılıyorsunuz ama dizden 2-3 parmak aşağıdan kesildi ise engeliniz yüzde 37 oluyor yani bir iki santimler engelliniz kalkmış gibi muamele görüyorsunuz. Sanki o iki parmaklık fark engellinin engelini ortadan kaldırıyormuş gibi, alay eder gibi uygulamalar ile karşılaşıyoruz. Neticede adamın ayağı kopmuş, iki parmak az olsa, fazla olsa ne olacak, bu durum  bir iş kazasında meydan gelmedi ki. Gaziye eziyet değil mi bu? Kafasına göre sakatlık derecesi raporundan puan kırpanlar babalarının tarlasından mal mı kırpıyor. Rapor almak için gidiyorsunuz tam teşekküllü bir hastaneye heyete giriyorsunuz. Birinin verdiğini diğeri onaylamıyor. Ayrı ayrı 2 hastanede farklı 2 heyet, 14 doktordan alıyorsunuz raporu. Gidiyorsunuz Maliye Bakanlığı’ndaki 3 uzman sizin raporunuzu incelerken, “Bunda bir sahtekarlık olabilir” diyor. İyi de resmi rapor. Yok olmaz bir daha kontrol edilsin. Askeri hastaneyi kabul etmiyor. O sanki başka ülkenin kurumu. Bu gaziler başka bir ülkenin gazisi midir? Bu gibi onur kırıcı, insanlığa aykırı, vatansever duyguları inciten uygulamaları düşmanca buluyoruz.”

28 yaşında gazi olan Ali Basmakçı belden aşağısı tutmadığı için tekerlekli sandalyede hayatını sürdürüyor. Dernekte asansör olmadığı için gazilerimiz Basmakçı’yı sırtlarında taşıyıp derneğin bulunduğu kata çıkartıyor.

gazi-şehit-aileleri

PROTEZLERİNİ KENDİLERİ ONARIYORLAR

Bacağı kopmuş gazilerimize proteze ve silikon kısıtlaması var. Bu konuda bacağı kopan gazilerin büyük sıkıntı çektiklerini belirten Kaya şunları söyledi: “Her protez yapımında yeniden heyet raporu istiyorlar. Kopmuş bacağın uzayacak hali yok neden yeniden heyet raporu isteniyor. Heyete giriyoruz doktorlar bizle pazarlık yapıyor. Zaten protez ve silikon konusunda kısıtlamalar var. Gazilerimiz bu gördüğünüz yerde protezlerini kendileri onarıp yeniden kullanıyorlar.”

GAZİLERİMİZİN PSİKOLOJİSİ BOZUK

Gazilerin yaşadıkları sorunlar nedeniyle psikolojilerinin yerinde olmadığını belirten Kaya “Gazilerimizin psikolojilerini düzeltmeye yönelik projeler hazırlanmalı. Çoğu zaten kendi başına evden dışarı çıkamıyor. Bütün günleri evde geçiyor. Aileleri de onlara bakmak için büyük fedakarlık yapıyorlar. Onları alıp topluma katmalı sosyal hayatın içinde sokmalıyız. Mesela gazilerimiz ayda ya da iki haftada bir evlerinden alınıp, bir etkinliğe götürülmeli. Kendilerini ifade edecek alanlar açılmalı. Bunlar yapılmıyor. Biz bu binada şehit gazi ve yakınlarımızın rehabilite olması için bazı aktiveteler yapmaya çalışıyoruz ama bütçemiz yeterli değil. Masraflarımızın büyük kısmını 1. Ordu Komutanlığı karşılıyor.”

HER ŞEY KAĞIT ÜZERİNDE KALIYOR GERÇEKTE ÖYLE DEĞİL

“HALEN o kadar çok eksiğimiz var ki. Doğalgazımız var ama yakamıyoruz yakarsak biliyoruz gelen faturayı ödeyemeyeceğiz. Çatılarımızdan hala su damlıyor. “Kaymakamlıklarda şehit yakını ve gazilerle ilgilenen bir birim olmalı” diyen Kaya “Şehit yakınlarına ve Gazilerine sadece kağıt üzerinde öncelik var. Şehit anne ve babasına gazilere devlet hastanelerinde öncelik yok. Özel hastahanelerde para alıyor. Vakıf üniversitelerinde şehit çocuğu ve gazi çocuğu sayısı yok denecek kadar az hatta yok. Buradan sesleniyorum vakıf üniversitelerine açıklasınlar kaç şehit gazi çocuğu bu üniversitelerde okuyor. Bir de bunlar yetmezmiş gibi bir de gazilerden yüzde 10 katkı payı alıyorlar.”

EDİP NERGÜZ: Diyarbakırlı. 1993 yılında Silopi’de gazi olmuş. 4 çocuğu var. Kafasına kurşun isabet etmiş. Hafızasını kaybetmiş. Hafızası yeni yeni kendine geliyor…

En çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen şehit ve gazi haberlerine üzülüyor.

RAMİZ SERTEL: 1947 Sancak doğumlu… İki oğlunu peş peşe şehit vermiş. Yaşıyorum ama nasıl yaşadığımı gelin bir de bana sorun diyor. 3 oğlundan 2’si şehit  olmuş 1’i de kanserden vefat etmiş.

Şehit ve gazi evinin en güzel yeri mescide ayrılmış. Buraya gelen şehit yakınları ve gazileri mescitte namaz kılıp şehitlerimiz için Kur’an-ı Kerim okuyor.

YILMAZ ARSLAN: 1992 yılında Bitlis Mutki de gazi olmuş. Ayak bilekleri oynuyor denge sorunu yaşıyor. Bu yüzden yürürken zorlanıyor. Karlı havalarda sokağa çıkamıyor.

Kaynak : Milli Gazete

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun