Kırılmak küsmek incinmek – Fikrikadim

Kırılmak küsmek incinmek

Rasim Özdenoren / Yenişafak

Rasim Özdenoren / Yenişafak

Bu fiillerin taşıdığı somut fiili durumlar olduğu gibi onlara yüklediğimiz mecazi anlamlar da varbulunuyor.
Örneğin kırmak/kırılmak fiili bir nesneyi bir veya daha çok parçalara ayırma anlamını taşır. Fakat mecazen de birine karşı kırgın duruma gelmeyi, kırılıp gücenmeyi ifade eder.

Küsmek fiilinin de genelde mutfak kültüründe kullanıldığı bir karşılığı bulunuyor. Örneğin yoğurdun tutmamasını küsmek fiiliyle ifade ederiz. Çorba, muhallebi gibi yemeklerin kıvamını tutturamayarak küçük kütleler haline gelmesini o yemeğin küsmesi olarak ifade ederiz. “Çorba ısınmaya başladığında karıştırmazsan küstürürsün” dediğimizde, o çorbanın sıvı halden çıkıp topak topak olduğunu söylemiş oluruz. Gene örneğin bir gülü sapından değil de yapraklarından tutmaya kalkıştığımızda solar, buruşur, ona da: “Gül küstü” deriz. Ama bu fiil mecazen kullanıldığında insan ilişkilerinde birbirine darılma anlamına gelir.

İncinme de öyle… Bu fiil, vücudun bir yerinin çarpma, vurma, burkulma, sıkışma gibi etkenlerle ağrıyıp sızlaması anlamında kullanıldığı gibi; insan ilişkilerinde birinin bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, incinmek, gücenmek, darılmak anlamlarını da tazammun eder.
Birbirine yakın anlamlar içeren bu fiillerin kaynağı, temel nedeni nedir acaba?
İnsan ilişkilerinden bahsediyorum.
Niçin birine kırılırız ya da küsüp inciniriz?
O kişi hakkında duygu dünyamızda belli bir beklentiye yer vermişsek ve fakat o beklentinin karşılığını görememiş, bulamamışsak kırgınlık (küskünlük, incinme) duygusunu yaşarız.
Ancak bu beklenti kime karşı geliştirilmiş olmalıdır?
Sıradan birinin ika ettiği aynı fiil üzerimizde kırılma duygusu uyandırmaz. Tanımadığımız birine mektup yazmışsak ondan beklediğimiz cevabı alamamışsak bu fiil üzerimizde kırılma duygusu uyandırmaz. Belki hayal kırıklığına uğrarız, ama bir dostumuzdan, sevdiğimiz birinden beklenen fakat gelmeyen mektup türünden bir kırılma, incinme duygusu yaşamayız…
Demek ki, kırılma, küsme, incinme duygusuna kapılmamız için ilişkimizin özel bir düzlemde gelişmiş olması gerekiyor. Bu duygular tek taraflı yaşanabileceği gibi iki taraflı da olabilir. Kıran/kırılan, küsen/küstürülen, incinen/inciten hallerinin her birinde fiil tek taraflı yaşanabileceği gibi iki taraflı da yaşanabilir.

Bimen Şen’in şarkısını anımsayalım (güftenin sahibi bilinmiyor): “Seninle ey gül-i ahsen / Barışmam buse vermezsen / Gücensen küssen incinsen / Barışmam buse vermezsen.”

Şarkıyı terennüm eden âşık, sevgilisine küsmüş; ona karşı nahif duygular besliyor; barışmak için bahane arıyor ve sevgiliye yüklediği müeyyide sadece bir buse…

Dostlar ya da birbirini seven kimseler arasında barışın, huzurun yeniden oluşturulması için anlıyoruz ki, tarafın veya tarafların birbirine yanaklarını dokundurması yeterli olacak. Müeyyide ise, işte bir buse de müeyyidedir… Yeter ki, iş inatlaşmaya götürülmesin…

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun