Mumyaların gizemini çözen yeni teknoloji – Fikrikadim

Mumyaların gizemini çözen yeni teknoloji

Londra’daki Britanya Müzesi (British Museum), kullandığı son teknolojiyle mumyalara ve Antik Mısır’da yaşayan insanların yaşamına ışık tutuyor.

Biritish Museum’daki Antik Hayatlar, Yeni Keşifler adlı sergi eski Mısır’da yaşamın nasıl olduğuna dair ipuçları veriyor. Serginin küratörleri John H Taylor ile Daniel Antoine sekiz mumya üzerinde kullanılan son teknoloji ile antik dönem Mısır’a ve Nil nehri kıyısında yaşama ve ölüme ışık tutmayı amaçladı. “Bu mumyaları birer birey olarak daha yakından tanımak gerekiyordu,” diyor Taylor.

Modern insan için eski Mısırlıların heykel ve tabutları resmi görünebilir. Küratörler bu nedenle maskenin arkasına geçip gerçek Mısırlıların yaşamını keşfetmek istemiş. Fakat tabutun ardını görmek hiç de kolay olmamış.

19. yüzyılda Avrupa’yı kasıp kavuran ‘Mısır merakı’ yüzünden mumyaların sargıları özensiz bir şekilde açılmış, bu ise büyük zararlar vermişti. Bu nedenle Britanya Müzesi mumyaları açmama kararı almıştı. Fakat bunu yapmadan içeride ne olduğu konusunda arkeologların fikir edinmesi nasıl mümkün olacaktı?

Bilgisayarlı tomografi

20. yüzyılda röntgen kullanımı mumyaların ne içerdiğini öğrenmeyi kolaylaştırdı. Fakat sargıların altındaki görüntü bulanık ve belirsizdi. Bu sorunu gidermek için arkeologlar son 20 yıldır bilgisayarlı tomografi yöntemini kullanıyor. Böylece sargıları açıp mumyaya zarar vermeden kafatasını ve deri altını ayrıntılı bir şekilde görmeleri, hatta ilk kez onların hangi tarihe ait olduklarını tespit etmeleri mümkün oldu. Çünkü bilgisayarlı tarama yöntemi sargı, deri ve yumuşak dokuların en ince tabakalar halinde bile görülmesini sağlıyor.

Sergideki mumyalardan biri üst düzey bir rahibin kızı olan Tamut’a ait. M.Ö. 900 yıllarına ait olduğu düşünülen mumya 1891’den bu yana Müze’nin koleksiyonu arasında yer alıyordu. Tutkala batırılmış keten beziyle sarılı olan ve üzeri incelikle boyanmış dış tabakanın içinde Tamut’un kalıntılarının ne durumda olduğu bugüne kadar bilinmiyordu.

İçerde ne var?

Fakat bilgisayarlı tomografi sayesinde Tamut hakkında çok şey öğrenildi. Tamut’un saçları kısaydı, bu da peruk taktığına işaret ediyordu. Uyluk bölgesindeki damarlarda yağ birikintisi vardı. Bu ise kolesterollü gıdalarla beslendiğini, belki de kalp ve damar hastalıklarından mustarip olduğunu gösteriyordu. Diğer mumyalar gibi Tamut’un da dişleri hiç sağlıklı değildi.

Mumyalama sırasında beyni burun deliklerinden çekilerek çıkarılmıştı. El ve ayak tırnakları altın yapraklarla kaplıydı. Eski yazıtlarda bunun amacı “yeni hayata başlamak” olarak ifade edilmişse de ilk kez bir mumya üzerinde görülüyordu.

Mumyalama işlemini yapanlar Tamut’un derisine ve gövdesine sahte gözler, muskalar, Horus’un Oğulları adı verilen heykelcikler gibi büyülü nesneler de yerleştirmişti. Tomografi taraması öylesine ayrıntılıydı ki yoğunluğu ölçülerek bu heykellerin balmumundan yapıldığını tahmin etmek zor olmamıştı.

Mumyalama işlemi

Antik Mısır’da binlerce yıldır uygulanan mumyalama işlemi de oldukça incelikli bir hal almıştı. M.Ö 600’lü yıllara ait olan ve Teb şehrinden geldiği bilinen bir mumyanın yarı boşaltılmış kafatasının içinde bulunan ince çubuk mumyalama sırasında ne tür araçlar kullanıldığını gösteriyordu. Çubuğun yoğunluğu onun muhtemelen kamıştan yapılmış olduğuna işaret ediyordu.

Mısırlı mumyalayıcılar burun delikleri hizasında kafatasında küçük bir delik açıyor ve beyni buradan çekip çıkarıyordu. Antoine, 2 cm çapındaki bu deliklerin açılması sırasında burun boşluğundaki başka hiçbir ince kemiğin kırılmadığını, bunun ise mumyalayıcıların anatomi bilgisinin ne kadar ileri düzeyde olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Beden bozulmaya başlamadan önce tüm organların hızla çıkarılması gerekiyordu.

Müzede kullanılan teknoloji 200 yıldan fazla bir süredir hiçbir mumya açılmamış olmasına rağmen Mısır uygarlığına dair birçok bilgiye ulaşmamızı sağlıyor.

bbc

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun