Türkiye’den bir Ahmet Kaya gelip geçti – Fikrikadim

Türkiye’den bir Ahmet Kaya gelip geçti

Bir döneme müziği ve siyasal duruşuyla damgasını vuran Ahmet Kaya 16 Kasım 2000’de Paris’te son albümünün kayıtlarını yaptığı bir dönemde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bugün Ahmet Kaya’nın ölüm yıldönümü sevenleri onu hiç unutmadı…

Ahmet Kaya’nın 1957 sonbaharında doğduğu şartlar düşünüldüğünde, ömrünün çoğunu sonbaharlarla geçireceğini tahmin etmek pek de güç değildi aslında. Ne kumaş fabrikasında işçi olarak çalışan babasının dünyayı değiştirmek gibi bir iddiası vardı ne de doğduğu şehir Malatya’nın ve ailenin kırk metrekarelik evinin dünyanın güzelliklerini rahatça görebilecekleri bir penceresi. Belki doğanın her türlü nimetiyle onurlandırdığı topraklardı doğduğu topraklar; ama dünyanın o yöresinde görülebilecek pek bir güzellik yoktu o yıllarda. İkinci Dünya Savaşı’nın iyiden iyiye yoksullaştırdığı Türkiye, küçük Ahmet’in doğumundan üç yıl sonra cumhuriyetin ilk büyük askerî darbesine şahit olacak, idam sehpalarında başbakanlarını, bakanlarını görecekti. Otuz dört yıllık genç cumhuriyet, çok büyük acılara gebeydi. Binlerce yıldır din uğruna, altın uğruna ve hatta bazen bir kadın uğruna onlarca ırktan milyonlarca insanın kanının döküldüğü Anadolu topraklarının acısı dinmeyecekti kim bilir kaç yıl daha.

Ahmet Kaya, 80’li ve 90’lı yıllara damga vuran albümleriyle tam bir dönem sanatçısıdır. Altı yaşında babasının hediye ettiği bağlama ile müziğe tutunan Kaya, ailesiyle 1972’de İstanbul ‘a göç etti ve hayatı bu koca şehirde değişti. Büyük kentte yaşamanın sıkıntılarını daha atlatamadan, 16 yaşında yasadışı afiş basmaktan kendini hapiste bulan Ahmet Kaya, dışarı çıktıktan sonra arkadaşlarıyla çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya başladı. Askerlik çağında da ordu orkestrasında yer alan Ahmet Kaya, sivil hayata dönüşünde Emine Kaya ile evlenir ve Çiğdem adında bir kız evlada sahip olur. Ancak ekonomik sıkıntılar yüzünden hem özel hem de iş hayatında sıkıntılar yaşayan usta sanatçı. 1984 yılında çıkan ilk albümü olan “Ya Rıza Şimdi” ilde beklediği ilgiyi göremez. Ancak sesi çok beğenilen Kaya, hapiste tanıştığı, Selda Bağcan’ın kardeşi olan Sezer Bağcan sayesinde “Ağlama Bebeğim” adlı albümüyle 1985’te bir anda müzik piyasalarına bomba gibi düşer.

Kendine has sesi, müzik tarzı ve şarkı sözlerindeki derinlikle özgün bir dinleyici kitlesine ulaşan Ahmet Kaya, bir anda 1980 sonrası siyasetten arındırılmış Türkiye’nin biraz protest, biraz siyasi, ve çoğunlukla isyankar sesi olur. Yaptığı müzik pop, halk müziği ve arabeskle tam olarak uyuşmayan Ahmet Kaya için tüm otoriteler “özgün müzik” yorumunu yapar. Bu şekilde, klişeleşmiş müzik akımlarına karşı bir duruş olarak milyonlarca dinleyicinin tercihi olan Kaya’yı toplumun tüm kesimleri benimser. Ahmet Kaya her ne kadar solcu ve Kürt kimliği ile öne çıksa da, özellikle 80’lerde ve 90’ların sonuna kadar hem solcu, hem de sağcılar tarafından beğenilerek dinlendi. Ahmet Kaya’nın şarkı sözleri tüm politik akımların davalarına ruh verdiği ve her kesimin özlemlerini, hasretlerini, mücadelelerini dile getirdiği için, tüm albümleri yok sattı. 90’lı yılların sonlarında yaptığı bazı açıklamalar ve demeçler sebebiyle toplumun farklı kesimlerinden farklı yorumlar alan Ahmet Kaya, hakkında açılan davaların ardından Türkiye’yi terk etti.

16 Kasım 2000’de Paris’te son albümünün kayıtlarını yaptığı bir dönemde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Ahmet Kaya’nın ardından anısına 7 farklı albümü daha çıkartıldı. Bu albümlerden 4’ü şarkılarının yeniden düzenlendiği ve kişiliğine saygı için kayıt altına alınan çalışmalardan oluşuyordu.

 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun