Peki, maratonla ilgili duyduğunuz her şey doğru mu? – Fikrikadim

Peki, maratonla ilgili duyduğunuz her şey doğru mu?

Gün geçmiyor ki; arkadaştan çevrenizden birini daha Instagram’da can hıraş koşarken görmeyesiniz… “O yaptıysa ben de yaparım” dediniz, bir heves girdiniz. Ya da “Ben yapamam yahu…” deyip baştan gemileri yaktınız… Peki, maratonla ilgili duyduğunuz her şey doğru mu?

“MÜZİKSİZ ASLA KOŞULMAZ”

En büyük yalanlardan biri… Aksine müzik olmadan daha iyi koşuluyor. Müzik, temponuzu ayarlamanızda önünüzdeki en büyük engellerden biri çünkü; özellikle maratonun son anlarında. Eğer saatlerce koşacaksanız kesinlikle tam bir konsantrasyona ve kendinizle baş başa kalmaya ihtiyacınız var.

“BÜTÜN KASLARIMI KAYBEDERİM”

Ağırlık çalışan sporcular, eski sevgili görmüş gibi koşu bandından kaçarlar genelde. Ancak bu sadece enerjinizi tamamen tükettiğiniz durumlarda gerçekleşir ve maratonun son dakikalarında olur. Ancak gerçekten olması gerektiği gibi beslenir ve güç antremanlarını ihmal etmezseniz; depoladığınız enerji sayesinde kas kaybını en aza indirebilirsiniz.

“HAYATIM HİÇ DEĞİŞMEZ”

Kimbilir belki de edebilirsiniz ama maratona merak salan herkes sosyal hayatına kaldığı yerden devam edemiyor. Arkadaşlarınız sizi bir yemeğe veya film izlemeye çağırdığında “Kusura bakmayın, gelemem” demeyi öğrenmeniz gerekiyor. Ne kadar çabuk öğrenirseniz o kadar iyi.

“KOŞARKEN SIVI TÜKETİLMEZ”

Maraton sırasında vücudu susuz bırakmak yapacağınız en büyük hatalardan biri. Maraton sırasında vücut çok su kaybediyor. Örneğin 63 kg olan biri yarı maraton sonrası 62 kiloya kadar düşebiliyor. Yarış sırasında kaybettiğiniz suyu telafi etmeniz oldukça önemli. O yüzden özellikle size enerji veren sıvıları tüketmenizde fayda var. Ancak yeni araştırmalar maraton sırasında ’fazla sıvı tüketimi’nin de doğru olmadığını düşünüyor. Bunu dengelemeyi öğrenmelisiniz.

“ÇOK KOŞARSAN SAKATLANIRSIN”

Bu da hareket etmekten pek hazzetmeyen arkadaşlarınızın sıkça söylediği bir yalandır. Elbette sağlık sorunları olanlar için geçerli olabilir ancak doğru ve düzenli antremanlar yani yavaş yavaş artırılan tempoyla hazırlanırsanız sakatlanma ihtimaliniz çok düşük. Koşudan önce ve sonra ısınma hareketlerini ihmal etmez, arada da masaja gidip kaslarınızı ödüllendirirseniz o ihtimal 0’a iniyor.

“BU, PROFESYONELLERİN İŞİ!”

Elbette üç gün önce koşmaya başlayıp Iron Man olamazsınız. Ancak maratona katılmak için gerçekten zaman ve emek ayıran herkes, birkaç ay sonra yarı maratonda yarışabilecek hale gelebilir. Elbette maraton, mahallede arkadaş kovalamaya benzemez ama çok da “profesyonel işi” görüp kendinizi çekmemeniz lazım.

 “İSTANBUL’DA MARATONA HAZIRLANACAK YER Mİ VAR?”

Kusura bakmayın ama İstanbul’da “El insaf!” dedirtecek kadar maratona hazırlanacak koşu alanı var. Yeşilköy, Ataköy, Kadıköy’den Tuzla’ya kadar aralıksız parkur, Belgrad ve Aydos’taki parkurlar; en olmadı Bebek sahili aklımıza ilk gelenler…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun