Bunca İngiliz Edebiyatı alimi yıllarca neyi araştırıyorlar Allah aşkına! – Fikrikadim

Bunca İngiliz Edebiyatı alimi yıllarca neyi araştırıyorlar Allah aşkına!

Yabancı dil eğitimi Tanzimat Dönemi’yle başlar. Ondan önce daha çok din merkezli olarak medreselerde Farsça ve Arapça gibi diller öğretilirdi. Cumhuriyet Dönemi’nde dil eğitiminin yurtdışına bağımlı olduğu veya misyon okullarının yeteri kadar insan kaynağına ulaşamadığı gibi gerekçelerle 1928’de TED koleji kurulur.  Ardından Anadolu liseleri dönemi başlar…  Cumhuriyetten itibaren doksan küsur senedir yabancı dil öğrenmeye çalışıyoruz. Ortaöğretimden başlayıp üniversite eğitimi de dahil dil eğitimi aldığımız halde yabancı dil öğrenemiyoruz. Peki neden olmuyor?  Namık Kemal Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Boynukara ile konuştuk.

Neden Yabancı dil öğrenemiyoruz?

-Niye herkes yabancı dil öğrenmek zorunda bunu anlamış değilim. Seçmeli ve zorunlu olduğu alanlar var. Okula gidenlerin yüzde kaçının, sonraki yıllarda yabancı dil veya dillere ihtiyacı var? Fransızca, Almanca ve Farsça öğrendim ve hepsini unuttum. Bu konuyu iyi tespit etmek lazım. Yani bence ders secmeli olmalı. Kişi, ileriki yıllarda yapmak istediği meslek hangi dili gerektiriyorsa onu öğrenmeli.

Mutlaka öğretilecekse motivasyon olacak… Dili öğrenirse mesleki ya da toplumsal hayatta bunun maddi ya da manevi/kültürel/entelektüel bir karşılığı olduğuna inandırılması gerekir. İyi yetişmiş öğretmen, uygun öğrenci sayısı, uygun sınıf ve donanım gerekir. 
40-50 kişilik sınıflarda dil eğitimi olmaz, olmuyor. Ders alan öğrenci aldığı dersin önemine inanmıyor. Öğretmenler yeterli değil.

Yani daha çok mesleki dil eğitimine mi önem verilmeli?

-Evet! Bunun için ilkokuldan üniversite bitinceye kadar her sınıfa ders koymak gereksiz. Bu arada, dili çok iyi öğreten okullar da var. Hepimiz biliyoruz. Galatasaray, Saint Joseph, Alman Lisesi gibi… Ancak buraya Türkiyenin en seçkin öğrencilerinin gittiğini ve çok büyük bir bölümünün dile ihtiyaç duyacakları bir meslek seçme şanslarının olduğunu unutmamak gerek. Anlayacağınız milyonlarca saat heba olup gidiyor

Mesleki ihtiyaca göre dil eğitimini vurgulayarak söylüyorsunuz. Ama bir yandan da internet çağında yaşıyoruz. İngilizce olmadan bilgiye ulaşamıyoruz. 

-O zaman siz ve sizin durumunuzda olanlar öğrensin. Şuna emin olun; sekiz aylık bir kursta öğrendikleriniz, yıllara dağıtılmış bir programda öğrendiklerinizden çok daha fazla olacaktır.

Yıllarca zorunlu yabancı dil eğitiminin anlamı ne o zaman? Bir lobi mi bunu bize dayatıyor ya da toplumsal bir kompleksin ürünü mü?

-Dil eğitiminin seçmeli olmasını bir dönem Hasan Celal Güzel uyguladı ama yoğun itirazlardan dolayı vazgeçildi. Zorunlu oldu da sanki herkes bülbül gibi şakımaya mı başladı. Sadece dersi seçenler eğitilseydi çok daha iyi sonuç alınırdı. Bu işin ciddi ekonomik boyutu var.

Bir lobiye mi işaret ediyorsunuz? Bu kocaman bir sektör oluşturmuş durumda sanırım.

-İngilizce bir tane gramer var. Her sene bir iki renk yazı örnekle süsleyip satıyorlar. Dünyanın parası…

Evet! Ayrıca dershaneler var.

-İşin çivisi çıkmış durumda… Binlerce çalışan, bir yığın teknoloji/ekipman… Randıman  %20 civarında

Okullarda zorunlu olduğu halde kimse öğrenemiyor. “Öğrenmek isteyenler kursa gitsin.” dediniz. İnsanlar üstüne para verdiği halde yine öğrenemiyor.

-Batı ülkelerinde hemen hemen her dille ilgili kurslar var. İhtiyaçları kadarını öğreniyorlar. Herkesin Kraliçe Elizabeth gibi konuşmasına ya da simultane çeviri yapacak düzeyde dil öğrenmesine gerek var mı? Bir kutsallığı mı var İngilizce’nin?

Peki ilgi alanımıza göre dil öğrenmeye ne zaman başlamalıyız? Kim öğretecek bize bunu?

-Oktay Sinanoğlu’nun ifadesiyle sonuçta tarzancadan farksız. Mecbur muyuz işimize yaramayacak bir yığın kelime, deyim, gramer kuralı öğrenmeye… Hep küçük yaşta dil daha iyi öğrenilir savı var. Eğer çocuk çift dil kullanılan bir ortamda büyüyorsa doğrudur. Aksi halde buna katılmıyorum. O zaman üniversite düzeyinde hazırlık sınıfı ne anlama geliyor?

Yani üniversitelerdeki hazırlık kursları yeterli mi demek istiyorsunuz?

-Eğer hakkı verilirse bu iş bir yılda çözümlenir.

Nasıl hakkı verilecek?

-Sınıf, donanım, öğretme yeteneği ve bilgisi olan hocalar gibi hazırlık sınıfları da çar çur ediliyor. Vizeler, finaller, tatil, toplantı…. Hepimize öğretilen bir kural var; bilgi kullanılırsa kalıcı olur aksi halde unutulur. Dil kullanıldıkça gelişen ve unutulmayan bir olgudur.  Shakespeare okuyor ama İngilizce bilmiyor. Çünkü bunun gereğine inanmıyor. İdare et mantığı…

Bölüm Başkanı olduğunuz için soruyorum. İngiliz Dili Edebiyatı okuyan bir öğrenci öğrenebiliyor mu dili?

-Yüzde 15-20. okur, yazar, anlar ve konuşur. O da kendi gayretleriyle… 50-60 öğrencinin olduğu bir sınıfta dili nasıl öğreteceksiniz! İkincisi; mezun olan İngilizce bilgisiyle öğretmen olmuyor ki KPSS’den yüksek puan alan öğretmen oluyor

Akademide yabancı dilde araştırma görevlileri farklı bir sınavla mı geliyor sanki. Onlar da ALES’le geliyor öyle değil mi? İngiliz Dili Edebiyatında bir araştırma görevlisi ne yapar Hocam? Bu kadar okul bu kadar akademisyen gerekli mi sizce?

-Asla gerekli değildir. Dahası bölümlerin kuruluş amaçlarıyla verilen eğitim asla örtüşmüyor.

Amacı ne bu bölümlerin?

-Pratiğine bakarsan saçmalıktan başka bir şey değil.  Teorik olarak da bu bölüm İngiliz dili, kültürü ve edebiyatını ileri düzeyde incelemeyi amaçlar. Şakayla karışık hep söyle derim; Türkiye’nin kaç tane İngiliz Edebiyatı alimine ihtiyacı var? Ve Allah kısmet ederse bu sayıya ne zaman ulaşacağız? Çeşitli isimler altında aynı işlevi olan bir sürü bölüm var…

Kaça çıktı bu bölümler? 

Özel ve devlet toplam 70 civarında. Belki bu sayı artmıştır. Edirne’den Kars’a nerdeyse her iki üniversiteden birinde var bu bölümler.

Karşımızda yanlışlar üzerine kurulmuş koca bir sistem var

-Alan memnun veren memnun devam ediyor. Devlet de memnun. Her sene bir-iki bin öğrenci sokaktan kurtarılmış oluyor. Emek israfı, zaman israfı, mekan israfı, para israfı… İngiliz Edebiyatı bildiği için iş bulan bir öğrenci düşünebiliyor musunuz?

Peki ne olacak?

-Benim önerim şu: Ülkenin ihtiyacına uygun olarak öğretmen yetiştiren İngilizce Öğretmenliği Bölümü. Öğretmenlik bölümlerinde bir yıl formasyon, üç yılı da dil eğitimi ve dil öğretimi içeren bir müfredat. Gerisi zaman kaybıdır. Kültür ve edebiyat araştırması yapacak bir ya da iki tane İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Amerikan Dili Edebiyatı bölümleri açmak yeterli.  Bunca İngiliz Edebiyatı alimi yıllarca neyi araştırıyorlar Allah aşkına! Sanırsın kutsal metin inceliyorlar. Dahası var; vatandaş İngiliz Edebiyatına bu kadar meraklıysa, halı hazırda yazılmış onbinlerce kitap, makale var. Çevirileri vatandaşın istifadesine sunsunlar. Zaten öğrenci mezun olduktan 2-3 sene sonra ne var ne yok unutuyor. Geriye kala kala “What this it is a book?” kalıyor. Özel sektör Shakespeare bilen öğrenciyi ne yapsın!

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

5 adet yorum var.

  1. ümit diyor ki:

    Saygıdeğer hocam adına üzüldüm! Bu ülkenin temel problemlerinden biridir bu ezelden beri; aldığı formasyonu yaşamın problemlerini çözmede değerlendirememek. Bir kürsü, bir alan olarak İngiliz Dili-Edebiyatı bölümünü temsilen birisinin bir köy kahvesinde ihtiyar heyetiyle tartışır vari gözlemlerle (!) alana ve kürsüye ilişkin görüşlerini (!) belirtmeye çalışırken içinden geçtiği formasyona bu denli yabancılaşması bu alan ve kürsünün geleceğine dair ürkütücü bir şey. Hele hele bir yandan da kendi üniversitesindeki “çift ana dal” (!) diploması verilmesi de bizatihi bu yaman çelişkilerin çok somut bir tezahürü! Çok yazılılabilirdi, lakin bu söyleşinin yok sayılması, hiç yapılmamış olmasını isterdim! Üzücü gerçekten!

  2. Tahsih diyor ki:

    Teşekkür ederim. İçinde bulunduğu sistemi hem de o sistemi koruması, güvenliğini sağlaması için görevlendirildiği makamından ve o makamın kaygılarına kapılmadan öz eleştiri yapabildiği için. Sistemin insanımızı, çoçuklarımızı tüketişine vicdani olarak itiraz edişine…

  3. aslı diyor ki:

    Hayati bey’e teşekkür ederim. Yıllarca ingilizce öğrenmeye çalışan biri olarak gündem de tutulması gerektiğine inanıyorum bu meselenin. Sayın Boynukara’nın da cesareti için teşekkürler. üzücü olansa Fransa bombacılarının gölgesinde kalmış olması

  4. Hasan Boynukara Hasan Boynukara diyor ki:

    Umit beye kısa not; yabancı dil ogrenme pragmatik bir cabadir. Türkiyedeki ingiliz dili ve edebiyati bölümlerinin sayısı ingilteredekilerden fazla. Bu bölümlerden mezun olanların yüzde doksani öğretmenlik yapiyor. Geriye kalanlar da yine dil bilmeyi gerektiren alanlar.
    Fransızca bir ara çok popülerdi. İhtiyaç azaldı bolumlere ogrenci gelmedi bir kısmı kapandi. Fransiz edebiyatı onemini kaybettiği için mi böyle oldu. Rus edebiyati dunyanin en saygın edebiyati dir. Niye her yerde Rus Dili ve Edebiyatı yoktur? Çünkü Rusca’ya aşırı bir talep yok. Vesselam

  5. Hacer diyor ki:

    Benim anlamadığım yıllardır üniversite hocalarımız sistemi eleştiriyorlar. Hukuk mezunuyum. Bizim meşhur bir hukuk hocamız vardı o da kimi zaman medyada hukuk anlayışımızı, okullardaki ders düzenini eleştirirdi… ama bir şey değişmiyor. bıraksın o zaman bu işi!

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun