Bel ve sırt ağrısıyla ilgili bilmeniz gerekenler – Fikrikadim

Bel ve sırt ağrısıyla ilgili bilmeniz gerekenler

Mesude ERŞAN

Mesude ERŞAN

Her fıtık ameliyat gerektirir mi? Doktorlar hastaları kandırıyor mu? Ağrı türleri neler; hangisi en tehlikelisi? Türkiye’nin en iyi cerrahlarına sorduk. İşte dev ’bel ağrıları’ dosyası!

Bel ağrısı çeken hemen herkesin korkusu “bel fıtığı” (disk hernisi). Zira bu tanıyı alan pek çok hastanın gündeminin ilk maddesi bir anda ameliyat oluyor. Bazen doktorların yönlendirmesi bazen de oradan buradan duyduklarıyla felç olma, idrar-dışkı kaçırma, cinsel fonksiyonlarını kaybetme gibi korkular yaşıyorlar.

Tıp literatürü, bel fıtığı hastalarının sadece yüzde 1-3’ünün ameliyatlık olduğunu söylüyor. Aslına bakarsanız buna ne fizik tedavi ve rehabilitasyon ne algoloji (ağrı) uzmanları ne de omurga cerrahları itiraz ediyor. Ama pratikteki uygulamalara baktığımızda çok daha fazla hasta ameliyat ediliyor. Üstelik ilaç, egzersiz, yaşam tarzı değişiklikleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi yöntemlerle tedavi edilebilecekleri halde.

Bu yazı dizimizde, ilgili uzmanlara bir kez daha “Bel fıtığında ameliyat şart mı?”, “Ameliyat için doğru hasta kim?”, “MR’a bakıp hasta ameliyat edilir mi?”, “Fıtık kendi kendine düzelir mi?”, “Beli ağrıyan kime gider?” gibi akla ilk gelen soru sorduk. İşte cevapları!

MR’A BAKMAK YETER Mİ?

Tam 16 kez bel fıtığı ameliyatı oldum. Cerrahım en son bir tıp fakültesinin fizik tedavi ve rehabilitasyon kliniğine yolladığında, omurgamdaki bütün diskler ve yapılar ameliyat edilmişti. Dik durabilmem için doktorum omurgama radyoterapi yaptı. Adım atamıyor, yatamıyordum. Ağrılarım nedeniyle çığlık çığlığaydım. Üstelik artık morfin bağımlısı olmuştum. Önce morfin bağımlılığından kurtardılar. Arkasından egzersizlerle kalan kaslarım güçlendirildi. Omuriliğe devamlı uyarı veren pil takıldı ki idare edebileyim.

Perşembe gecesine kadar hayatımda belim hiç ağrımadı. İlk kez cuma sabahı yataktan kalkarken şiddetli ağrı duydum. Gittiğim beyin ve sinir cerrahisi uzmanı, “Kapıdan çıkarsan felç olursun” dedi. Aynı gün ameliyat oldum. Şu anda ameliyatlıyım ve şoktayım.

Belki yukarıda okuduğunuz örnekler iki uç örnek… Ancak her ikisi de, gerçek hasta hikayesi. Aslında, beli ağrıyan 100 hastanın ancak yüzde 1 ila 4’ü fıtık. Fıtık hastaları içinde ameliyat adaylarının oranı ise sadece yüzde 1-3. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, “Beli ağrıyanların yüzde 97’sinin nedeni mekanik (yüklenme, zorlanmaya bağlı)” diyor. Hastaların yüzde 1’inin tümör, enfeksiyon ya da romatizma nedeniyle beli ağrıyor. Yüzde 2’si böbrek taşı, kadın hastalıkları ve doğum, safra kesesi gibi sorunlardan ağrı çekiyor. Yine beli ağrıyanların yüzde 70’inin aslında sorunu kasları. Hasta kaslarını güçlendirir, oturuşunu düzeltir, egzersizini doğru yaparsa bel ağrısı kalmıyor.

İLK 4 HAFTAYA DİKKAT: Prof. Dr. Ketenci, beli ağrıyan hastaya ilk 4 haftada MR dahil hiçbir tetkik yapılmaması gerektiğini söylüyor: “Örneğin hasta akut bel ağrısıyla başvurduğunda, bizim açımızdan önemli olan, hastada kırık, kanser, enfeksiyon veya ciddi felce yol açabilecek ihtimalleri elemek. Bu ihtimallerin olmadığı tüm hastalarda, ilk 4 haftada tanı testlerine gerek görmüyoruz. MR, bu ilk aşamada bizi yanlış yönlendirebiliyor. Hastaya şikayetini soruyorum, ‘3 bel fıtığım var’ diyor. Halbuki bel fıtığı bir şikâyet değil.

MR KAFAYI KARIŞTIRIYOR!

Hastaların kafasını en çok karıştıransa, doktora dahi sormadan çektirdikleri MR (manyetik rezonans) görüntüleri. Hayatında hiç beli ağrımamış, 45 yaş üstünde insanların MR’ları çekildiğinde bile, yüzde 65’inde ‘ameliyatlık düzeyde fıtık’a rastlanıyor. Dolasıyla MR’da görülen her fıtık, sorun yaratmıyor, bel de ağrıtmıyor. Prof. Dr. Ketenci, “Yaş ilerledikçe omurgamızdaki değişiklikler yalancı bir fıtık görüntüsü ortaya çıkarabiliyor. Yine vücudumuzu yoğun kullandığımızda omurgadaki bozulma, yıpranma fıtık görüntüsüne yol açıyor. Ama bunlar hastanın gerçekten fıtık olduğu anlamına gelmiyor. Hasta MR’ındaki görüntüye rağmen hiçbir belirti yaşamayabiliyor” diyor

Halk arasında “Fıtığın alınması lazım” görüşü yaygın. Halbuki gerek bilimsel veriler, gerekse hasta pratikleri, vücudun fıtığı yenebildiğini gösteriyor. Fıtıklaşma yavaş yavaş başladığında, bölgedeki omurilik ve sinir kökleri uyum sağlıyor. Buna bağlı ağrı vb. sorunlar yaşatmıyor. Prof. Dr. Ketenci, bu konuda da şunları söylüyor: “Ama o dönemde bir nezle-grip geçirilirse, zorlanırsa, dışarıya taşmış yapı biraz daha şişiyor ve sinirlere hafif temas ediyor. Böylece ağrı ortaya çıkıyor. Ödemi azalttığımız zaman da sorun ortadan kalkıyor. Aynen bir yaranın, dikiş izinin onarılması gibi fıtıklar da vücut tarafından düzeltiliyor. Bu yüzden de “fıtık=ameliyat” diyemeyiz. Daha da önemlisi “bel ağrısı=fıtık” değil.

Kaynak: Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun