Serdivan kültürel iktidar merkezlerine karşı direnebilir mi?! – Fikrikadim

Serdivan kültürel iktidar merkezlerine karşı direnebilir mi?!

Servet-Kızılay-fikrikadim

Servet Kızılay

Uzun zamandan beri ülkemizde insanların zihni yapısını belirleyen ve şekillendiren kültürel iktidar(lar), belirli bir tekelle ve merkezi yapısıyla  bizlere ne okuyacağımızı, nasıl düşüneceğimizi, göreceğimizi “öğreterek” terbiye etmektedir. Bunları yaparken piyasalarında arz –talep ilişkilerini de iyice gözetmekten geri durmamaktadır. Sözkonusu iktidar(lar)ın tek renkli düşünce modelleri ve yöntemleri yoktur. Zaten renkleri sunanlar da kendileridir. Hangi rengin baskın, geçerli olması gerektiği, onların çıkarlarıyla orantılı olarak belirlenir.

Osmanlı’nın Modernleşme süreciyle birlikte kültürün bir iktidar merkezine dönüşmesi ve oradan pazarlanması, kültürün kendi doğasından kaynaklanan anlamdan farklılıklar gösteriyordu. Daha evvel de ilim ve sanatla uğraşanlar, tanımlanmış bir “sınıfa” dahil edilebilirdi. Mesela; “ilmiye sınıfı” gibi. Bunda bir aykırılık görülmezdi. Onlar siyasilerle içiçeydi, dahası bir ölçüde siyasiydi. Lâkin Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan yeni sınıfla aynı içeriğe ve işleve sahip değildi. Eskiden kültürün fikrin sanatın bir merkez olması, insanların gösterdikleri büyük çabalara dayanırken bir anlamda tabii bir seyirle ve dinamik değişken bir yapıyla yerini bulmuşken; yeni sınıfta başka iktidar merkezlerine dayanan, bir anlamda yapay ve statik katı değişmez bir yapıyla araçsallaştırıldı. İlim ve sanat kendisi için (sanat, sanat içindir tartışmasının dışında) talep edilen bir şeyken, yeni sınıfla birlikte politik angajmanlarla birlikte, ekonomik döngüsü de olan bir silaha evrildi. Toplumu dönüştürmek için projeler üreten kültürel iktidar merkez(ler)i, iktidarların kültürel araçları şeklinde merkezileştiler. Dolayısıyla Sultan eliyle açılan medreseler, ulufe dağıtılan sanatçılar…vb önümüze serilen karşıt örnekler, bilhassa Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıkan kültürel iktidar merkezleriyle karıştırılmamalıdır. Aradaki fark, sadece fonksiyon değişimi değildir ve sadece bununla izah edilemezdir.

Kültürel iktidar(lar) bizlere kendilerinin istediği kadar lütfeder. Onların kültür adına yaptıkları daima “hayati öneme” sahiptir. Etkinlikleri herkes duymak zorundadır. Mesela; sadece İstanbul’da gerçekleşecek olan Bir Caz Konseri’ni günlerce TV lerden duyurarak Çorum’daki köye ulaştırırlar. Yani yaptıkları “evrensel”dir; bütün insanlığı ilgilendirir fakat kendi dışında gördüğü etkinlikleri duymaz ve kendi içinde duyurmaz. Zirâ zavallılar bir şeyler yapıyordur kendi çaplarınca.

Kültürel iktidar(lar), çoğalan ve yayılan bir niteliğe sahiptir. Burada genel olarak bahsettiğimiz merkezileşen iktidar; en büyük pastaya sahip, baskın ve totaliter karekterli olanıdır. Bunun dışında kalan iktidar(lar) da vardır. Zaten asıl sorun, geniş çerçevede ilmin ve sanatın bir pastaya dönüştürülmesi, bir pasta olarak algılanmasıdır. Anadolunun küçük şehrinde aynı yapıyı taklid eden kültür “ağaları” görmek mümkündür. Yani yukarıdan aşağıya birbirini ezen, birbirleri üstüne binen insan katmanlarından oluşan pres makinasını hissetmek mümkündür. Belki bunun için iktidarın genişleyen ve içine alarak dönüştüren yapısını gösteren Mişhel Fuko, onun her yerde olduğunu söylemekten geri kalmamıştı fakat arkasından hemen ilâve etmişti: “iktidar her yerdedir, direniş de!”.

Serdivan, büyük iktidar merkezlerine karşı ne kadar başarır bilinmez ama Fikir ve Sanat Akademisiyle bir direniş yeri olmak amacını ve kararını taşıyor. İlmin ve sanatın kendisinin hayatımızda bir merkeze gelmesini, bizim varoluşumuzu anlamlı kılan bir eylem olarak onları hayatımıza dahil etmek istiyor. Şayet ilim irfan sanat ve kültürün bütün unsurları merkez olacaksa bu doğal akışla yatağını bulan ve tekelleri kıran- yıkan bir nehir olmalıdır. Kalıcılığını bundan almalıdır ve beşer olanı insan kılacak, insan yapacak şey buradan geçmelidir. Görünen o ki; Akademi, itirazlarını muhalefet yapma amacıyla sergilemiyor. Ciddi, samimi, kalıcı işler yaparak ortaya koyuyor. Her ne kadar itirazlar; büyük, orta ve küçük iktidar merkez(ler)inin kulaklarından içeri şimdilik girmemiş olsa da, sesler sözlere yükselerek kendilerini dinletecek bir yapıya – imkâna kavuşmayacağını kimse iddia edemez. Hatta o iğrenç, tekebbür sahibi kültürel iktidar merkezleri bile.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun