Esed’le geçiş dönemi planı netleşiyor – Fikrikadim

Esed’le geçiş dönemi planı netleşiyor

Ankara, Washington, Moskova ve Tahran yönetimleri, Suriye’de geçiş dönemiyle ilgili planın ayrıntılarını tartışıyor. Türk Dışişleri’nden üst düzey bir diplomat, bazı köşe yazarlarına yaptığı bilgilendirmede, Suriye’de 6 aylık bir geçiş dönemi planlandığını söyledi.

Cumhuriyet, Hürriyet, Hürriyet Daily News ve Yeni Şafak köşe yazarlarına konuşan Türk Dışişleri’nden bir yetkili, Türkiye’nin de içinde bulunduğu IŞİD karşıtı koalisyon ülkelerinin Suriye’de yeni bir geçiş dönemi için yaptığı planın ayrıntılarının netleştiğini söyledi. Söz konusu gazetelerde yazan plana göre, altı aylık bir geçiş süreci öngörülüyor. Bu süreçte Esed ‘sembolik’ cumhurbaşkanı olarak görevde kalacak. Yetkileri geçici yönetim organına devredilecek. İstihbarat, savunma, hava kuvvetleri gibi kritik alanlardan Esed sorumlu olmayacak.

Cumhuriyet’ten Çiğdem Toker, ‘5-6 maddelik’ planın koalisyon ülkelerince oluşturulduğunu, Türkiye’nin de planı kabul ettiğini ve Rusya’yı ikna etmek için harekete geçtiğini yazdı. Toker’e göre önce Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu Soçi’de Lavrov’la yaptığı görüşmede, ardından Erdoğan Moskova’da cami açılışında Putin’le yaptığı görüşmede Rusya’yı planla ilgili bilgilendirdi.

Yetkili, Rusya ile yapılan görüşmelerde Türkiye’nin tutumunu şu şekilde özetledi:

“Suriye’nin istikrarlı, güvenliği ve kamu düzen olan bir ülke olması dışında bir beklentimiz yok. Böyle bir Suriye’nin de ancak mezhepçi olmayan çok kültürlü milli birlik bütünlüğünü korumuş seküler demokratik bir Suriye ile mümkün olacağını düşünüyoruz.”

Yetkili, Rusya’nın bu yaklaşımda mutabık olduğu ve Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu ancak ‘İran’ın mezhepçilik yapmadığı’ görüşünü aktardı.

Hürriyet’ten Verda Özer ise Obama’nın Esed’li altı aylık geçiş planını 28 Eylül’de Birleşmiş Milletler genel kurulu sırasında Putin’e ilettiğini yazdı. Özer, yazısında Türkiye’nin ayrı bir ‘5-6 maddelik’ planı daha öncesinde, Sinirlioğlu ve Erdoğan’ın ziyaretleri sırasında Rusya’ya ilettiğini belirtiyor. Rusya’nın ‘sizinle mutabıkız ve çalışmaya hazırız’ dediğini söylüyor.

Hürriyet Daily News’ten Murat Yetkin de, planın Birleşmiş Milletler toplantıları sırasında, ABD’nin de içinde olduğu dokuz ülke tarafından planın kararlaştırıldığını yazdı. Plan Rusya’ya ABD tarafından aktarıldı ancak Rusya’dan net bir cevap gelmedi.

28 Eylül’de Obama ve Putin’in görüşmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner Al Jazeera’ye görüşmenin ‘yapıcı ve çok iyi’ geçtiğini söylemiş, Suriye’nin birleşik bir ülke olarak kalması gerektiği konusunda iki ülkenin hemfikir olduğunu ancak ‘siyasi dönüşüm konusu zorluğun ortaya çıktığı yer’ olduğunu belirtmişti. “Biz Esed’in yarın gitmesi gerekir demiyoruz. Ama siyasi sürecin sonucu Esed’i içeremez” demişti.

‘Maksat, siyasi geçişi hızlandırmak’

Türk dışişleri yetkilisi, köşe yazarlarına Türkiye’nin Esed’siz Suriye görüşünden vazgeçmediğini, bu planın siyasi geçişi hızlandırmak için desteklendiğini belirtti.

Hem Erdoğan ve Sinirlioğlu’nun Rusya ziyaretleri, hem BM sırasında yapılan görüşmelerin ardından Rusya’dan henüz cevap gelmeden, Rusya Suriye’de hava saldırılarına başladı. Türkiye ve ABD, Rusya’yı sadece IŞİD’i değil Esed’le savaşan Suriye muhalefetini de vurmakla suçluyor.

Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi’ye göre Esed’li geçiş süreci Rusya’nın, Esed giderse Suriye hızla çöker itirazları üzerine geliştirildi. Selvi, Türkiye’nin geçiş süreci konusundaki ısrarını sürdüreceğini söylüyor.

IŞİD operasyonlarına ABD istediği için ara verildi

Hürriyet’ten Verda Özer’in yazısına göre, yetkili, Türkiye’nin Temmuz ayında IŞİD’e yönelik başlattığı operasyonlara da ABD’nin isteğiyle ara verildiğini söyledi. Türkiye’nin, uçaklar arası koordinasyonu sağlayacak sisteme dahil edilmesi için zaman gerekiyor. Bu sağlandıktan sonra ABD ile daha fazla işbirliği yapılacak.

Türkiye ile ABD arasında Temmuz ayında bir mutabakata varılmış, buna göre ABD İncirlik Üssü’nü kullanmaya başlamıştı. Türk yetkililer bu mutabakat sonucunda Suriye’nin kuzeyinde, Azez-Mare-Halep hattında ‘kendiliğinden IŞİD’den arındırılmış güvenlikli bölge’ oluşacağını söylemişti.

Ancak bugüne kadar belirtilen alanda böyle bir bölge oluşturulmadı. ABD, PYD’ye verdiği desteğe devam etti. BM görüşmeleri sırasında Al Jazeera’ye konuşan ABD Dışişleri Bakanlık Sözcüsü Mark Toner, “Yabancı savaşçı geçişinin hâlâ devam ettiği bu sınırdan IŞİD’in uzaklaştırıldığını görmeyi biz de istiyoruz. Biz burada bir ‘bölge’ oluşturmaya çalışıyoruz söyleminden kaçınıyorum. Biz sadece IŞİD’le savaşa devam etmek ve yok etmek istiyoruz.” dedi.

‘PYD mi biz mi?’

Yetkili, ABD’nin PYD’ye yaptığı yardımlarla ilgili de Ankara’nın Washington’a ‘O silahlar bizim topraklarımızdan çıkarsa ve bize karşı kullanılırsa, hem o silahları hem atıldıkları yeri anında yok ederiz’ dediğini söylüyor. ‘Kritik bir uyarı’ eşliğinde Ankara ‘Birkaç bin kişilik bir gücü müttefikinize tercih mi ediyorsunuz?’ sorusu da sorulmuş, yetkiliye göre ‘ABD mesajı aldı’.

Ancak Ankara’nın PYD’ye yapılan silah yardımını eleştirmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, ülkesinin PYD’ye verdiği silahlarla ilgili Türkiye’nin kaygılarını anladıklarını belirterek, “IŞİD’e karşı etkin bir biçimde mücadele eden bu grupları uygun bir biçimde desteklemeye devam edeceğiz” demişti.

Yetkiliye göre, PYD-IŞİD-İran ve Esed rejiminin anlaşma yaptığı Ruslara anlatıldı. Rusların cevabı ‘Bu tür savaşlarda böyle taktiksel işbirlikleri olur’ oldu.

Rusya Esed’i almak istemedi

Köşe yazarlarına göre, altı aylık geçiş döneminin sonunda Esed’e ne olacağıyla ilgili de soru işaretleri var. Rusya henüz bir yanıt vermediği için, altı ayın sonunda Esed’in görevi bırakacağı nasıl garanti edilecek henüz netlik kazanmadı. Ancak Rusya Esed’e savaş suçlarından yargılanmama ve ailesinin güvenliği ile ilgili kimin, nasıl güvence vereceği sorusu üzerinde duruyor.

Esed ve ailesini geçiş dönemi sonunda Rusya’nın alması önerisine ise Rusya “Kesinlikle olmaz. Esed’i biz alırsak, Batı’yla ilişkilerimize yeni bir gündem maddesi eklenmiş olur” diyerek karşı çıkıyor.

‘Kontrollü ve yönetilebilir olmalı’

Başbakan Ahmet Davutoğlu 28 Eylül’de, 70. Birleşmiş Milletler zirvesi için bulunduğu New York’ta düzenlediği basın toplantısında, Suriye’deki savaşın sonlandırılabilmesi için Beşşar Esed’li geçiş sürecine yönelik plana Türkiye’nin “kontrollü ve yönetilebilir” olması halinde onay verebileceğini dile getirmişti.

“Ülkenin yalnızca yüzde 14’ünü kontrol edebilen bir Tiran’dan bir diktatörden geçiş sürecini başarı ile yönetmesini beklemek mümkün değil. Bizim için geçiş süreci ne demek biliyor musunuz? Eğer birgün Türkiye’deki 2 milyon mültecinin Suriye’de barışa doğru bir süreç başladı, ‘Ben ülkeme dönebilirim’ dediği şey, şartlar geçiş sürecidir. Yoksa aldatma şeklinde Esed’in gücünü korunduğu ve bazı muhalif ınsurlarının da Suriye’de neredeyse ev hapsi gibi hükümet yönetimine katıldığı bir formül gerçek anlamda bir geçiş süreci olmaz. Geçiş süreci Suriye halkının bu üsrece ikna edilmesi ile olur.”

“Bizim ve Sayın Obama’nın orada (BM Genel Kurulu’nda) vurguladığı yani aynı noktada olduğu husus Esed’in gidişini sağlayacak kontrollü ve yönetilebilir bir geçiş süreci. Yani yönetilebilir bir geçiş süreci bir kere güvenlik düzenlemelerinin de içinde olduğu ve kesinlikle geçiş sürecinin sonuçlarının göründüğü ne zaman, hangi şartlarda bu geçiş sürecinin tamama ereceğinin taraflarca kabul edileceği bir yöntemle olur. Esas itibariyle geçiş sürecinin adı konduğunda da ‘Esed’siz bir Suriye’ geçiş sürecidir. Bunu böyle tanımladığımızda zaten Esed’in bu konuda rolünün olamayacağı açık şekilde ortaya çıkar.”

‘Pozisyonumuz üç aşamadan geçti’

Başbakan aynı gün Türk gazetecilerle bir araya geldiğinde de Türkiye’nin, Suriye’de ayaklanmanın başladığı 2011’den bu yana 3 farklı pozisyon aldığını anlatmıştı. Başbakan, “Önce Esad gitsin demedik. Sonra Esad’ın da içinde olduğu bir geçiş süreci olsun dedik. Ancak 2012 sonrasında Esad’lı bir çözümün yürümeyeceğini söyledik” dedi. Davutoğlu’nun, “Rusya’nın Suriye’deki tutumu malum. Türkiye’nin tutumunda bir değişiklik var mı?” sorusu üzerine sözleri şöyleydi:

“Bizim Esad ile ilgili pozisyonumuz üç aşamadan geçti. Aceleci şekilde ‘Esad gitsin’ demedik. 2011 yılında Esad’lı kalıcı formül için çok çalıştık. O zaman Batılılar Esad’ı dışlarken ben gidip yedi saat ‘bir reformlar silsilesi yapın, biz de sizi destekleriz’ dedik. 2011 Şubat’tan 2011 Eylül’üne kadar, Esad’ı reforma teşvik ederek, Suriye krizini çözmeye çalıştık. 2011 Eylülü’nden 2012 Temmuzu’na kadar, Esad geçiş sürecinde bulunsun, Esad’ın ve muhalefetin onayladıkları kişiler geçiş sürecini yönetsin formülü üzerinde durduk. Bir geçiş süreci tanımlayalım, o dönemde Esad geçiş sürecinde kalsın, geçiş süreci tamamlanınca Esad bıraksın. Bunu ilgili ülkelerle konuştuk. Böyle dedik. Ama 2012’den sonra hava saldırıları ve kimyasal silah kullanımı başlayınca, çok büyük bir göç dalgası oluşunca, Suriyelilerin Esad’ı kabullenmeyecekleri anlaşıldı. Biz Esad’lı bir çözümün yürümeyeceğini söyledik.”

‘Esad Suriye’nin sadece yüzde 14’ünü kontrol ediyor’

“Bugün Esad Suriye’nin sadece yüzde 14’ünü kontrol ediyor. İçerideki 7-8 milyon yerinden edilmiş ve dışardaki 5 milyon mülteci ve Suriyelilerin büyük bölümü Esad’dan nefret ediyor. Onun içerisinde olduğu bir süreci kabul etmiyor. Suriyelilerin kabul ettiği her şeyi biz kabul ederiz ama Suriyelilerin Esad’lı bir formülü kabul etmeleri mümkün değil. Biz bu aşamalardan geçerek Esad’lı bir çözümün yürümeyeceğine karar verdik ve şu anda da kanaatimizi koruyoruz. Esad’ın kalması Suriye’de krizi derinleştiriyor ve DEAŞ’a alan açıyor. DEAŞ gibi örgütler, muhalefetin girmesi gereken alanı dolduruyor. DEAŞ mevcudiyeti Esad’a, Esad’ın varlığı DEAŞ’a yarıyor, birbirini takviye ediyor ve meşruiyet kazandırıyor.”

Aljazeera, Cumhuriyet, Hürriyet, Hürriyet Daily News 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun