Demirtaş: Yeni bir çözüm süreci başlamalı

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, silah ve demokratik siyasetin bir arada olmayacağını vurgularken; partisinin sırtını ne silaha, ne de PKK’ya dayadığını söyledi. Demirtaş yeni bir çözüm sürecinin başlatılması gerektiğini belirtti. 

Demirtaş, HDP’nin kendini Kandil, İmralı ve Türkiye’de artan milliyetçilik, şiddet olayları arasında sıkışmış hissetmediğini kaydederken, ”Devletin de siyaseti silahla baskı altına alma, zor altına alma politikasını asla kabul etmiyoruz. PKK’nin de silahlı şiddet eylemlerini kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bizi zorlayan şey, savaşın kendisidir. Yoksa biz; PKK, Ankara ve İmralı arasında sıkışmış falan değiliz” dedi.

”PKK’nin nihai olarak Türkiye’ye karşı savaşı bitirip, silahları tümden bırakacağı bir sürecin yeniden başlaması gerektiğini düşünüyoruz” diyen HDP Eş Başkanı, ‘yeni müzakere sürecinin kapalı kapılar ardında değil, yasal bir çerçevede şeffaf, parlamentonun devrede olmasıyla yürütülmesi gerektiğini’ söyledi.

Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK’nın silahlarını betona gömmesi çağrıları konusunda ise ”Parlamentonun bu iş için bile bir yasa çıkarması lazım. Silahlarını nereye bırakacak? Hangi betona gömecek? O betonun çimentosunu, kumunu nereden alacak? Bunun bile bir yasasının olması lazım. Dolayısıyla parlamento bu kadar ciddiyetsiz yaklaştıkça, silahı bırak çağrılarıyla bu iş olmuyor” diye konuştu.

1 Kasım genel seçimi için yürüttüğü kampanya çerçevesinde Türkiyeli seçmenlere seslenmek üzere Londra’ya gelen Selahattin Demirtaş, BBC binasında BBC Türkçe Servisi‘nin sorularını yanıtladı.

– Ankara saldırılarından sonra devleti katil olmakla suçladınız. Üzerinden bir hafta geçti, Başbakan özür dilemenizi bekliyor. Bugün olsa reaksiyonunuz farklı mı olurdu?

Demirtaş: Geçen hafta içerisinde ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı aslında. Türkiye’de bir çok gazete aslında IŞİD elemanlarının, canlı bomba olarak kullanılan IŞİD elemanları dahil olmak üzere, istihbaratın takibi altında olduklarını, aslında gözaltına alındıklarını, serbest bırakıldıklarını, hatta telefonlarının dinlendiğini ve Ankara emniyetinde Ankara eylemini yapabileceklerine dair istihbarat olduğunu ortaya çıkardılar. Dolayısıyla ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Burada özür dilemesi gereken Başbakan’ın kendisi. Devlet içerisinde IŞİD’e sempatiyle bakan, IŞİD’i kendi çıkarları için kullanan bir anlayış, bir ekip var. Siyasi iktidar da bütün bunlarla iyi geçinen bir politika izledi. Dolayısıyla sorumluluk devlette ve hükümettedir.

– Sadece ihmalle suçlamıyorsunuz yani devleti?

Demirtaş: Hayır, hayır. İhmallik bir şey değil. Hem Suruç, hem Diyarbakır hem de Ankara saldırılarının tamamında devlet içinden bir işbirliği söz konusu. Örneğin Diyarbakır’da bombayı patlatan şahıs bir gün önce kaldığı otelden gözaltına alınıyor. IŞİD üyesi olmaktan hakkında arama kaydı var, buna rağmen kendisine herhangi bir soru sorulmuyor ve serbest bırakılıyor. Peki onu serbest bırakan polis açığa mı alındı, soruşturuldu mu? Hayır. Terfi etti. Emniyet amiriyken emniyet müdür yardımcısı oldu. Bunlar ihmalle falan açıklanacak şeyler değil.

– Peki siz saldırıların aydınlatılmaması ve soruşturmalara ilişkin eleştirilerinize hükümetten ne yanıt alıyorsunuz?

Demirtaş: Hükümet sürekli bir savunma içerisinde ve aslında ne devletin, ne hükümetin ne IŞİD’in bu işte bir sorumluluğu yok diyor. En çok da IŞİD’i savunuyorlar. Yani hiçbir zaman tek başına ‘IŞİD bunu yapmıştır ve kınıyoruz’ cümlesini hükümetten duymuş değiliz. IŞİD’le birlikte en az 4-5 örgütü birlikte saydıktan sonra “Hepsi bizim için aynıdır” diyebiliyorlar. IŞİD’i bir kokteyl içerisinde ancak eleştirebiliyorlar. Dolayısıyla biz hükümetten bir beklenti içinde değiliz. Anlayış olarak da IŞİD’e ters bir anlayışa sahip olduğunu düşünmüyorum AKP’nin.

– Siz 7 Haziran’dan bu yana çatışmalarda, saldırılarda bine yakın kişinin hayatını kaybettiğini söylediniz, bunların arasında PKK saldırılarında ölen asker ve polisler de var. ‘PKK konusunda dilinizin yeterince sert olmadığı’ eleştirilerine ne diyorsunuz?

Demirtaş: Biz Türkiye’deki siyasi konumumuz itibariyle özgün bir partiyiz. Ankara’da hükümetle, devlet yetkilileriyle, İmralı’da Sayın Öcalan’la, Kandil’de KCK yöneticileriyle aynı anda görüşme yapabilen tek parti biziz. Dolayısıyla bütün çevreler üzerinde belli bir ağırlığımız var ve tamamı için de bir ara bulucu rolü, ikna edici, tarafları buluşturan bir çaba, faaliyet içerisindeyiz. O nedenle bizim ağırlığımız diğer partilere göre çok daha fazladır. Biz diğer partilerin kullandığı dili, literatürü kullanmak zorunda hissetmiyoruz kendimizi. Bizim PKK’ye yönelik bir eleştirimiz CHP, MHP ve AKP’nin en sert kınamasından daha etkilidir. Dolayısıyla PKK’ye karşı kullandığı şiddet yöntemleri ve silaha yeniden başvurması nedeniyle sürekli eleştiri yaptık, ateşkes, barış çağrısı yaptık. Bu PKK üzerinde diğer partilerin yaptığı kınama gibi çağrılardan çok daha etkili oldu.

– Ama geriye dönüp baktığınız zaman 7 Haziran’dan sonra çatışmalar, saldırılar tırmandı. Geçen hafta da PKK eylemsizlik kararı aldı. Peki PKK niye yapmış oldu bunu?

Demirtaş: 24 Temmuz’dan sonra biliyorsunuz hükümet Kandil’e hava saldırıları başlattı. Burada PKK’nın niye ateşkesi bozduğundan çok, hükümetin ateşkesi neden bozduğu doğru sorudur. Bu ortaya çıkmadığı sürece de anlaşılamaz. Bakın, uzun süre hükümet ateşkesi bozmak için elinden geleni yaptı. Seçim döneminde Ağrı, Diyadin’de ateşkes devam ediyor olmasına rağmen operasyon yaptılar. Orada çok sayıda asker yaralandı, oradaki partililerimiz yaralı askerleri ölümden kurtardı. Hükümetin amacı neydi? Ateşkesi erken bozmaya çalıştılar. Fakat biz şunda ısrarcı olduk; ‘hükümet ne kadar savaş politikasında ısrar ederse etsin biz kesinlikle PKK silah kullanmamalıdır’ dedik. Ateşkesini sürdürmelidir ve en nihayetinde kamuoyunun barış isteyenlerin talepleri, baskıları, istekleri sonucunda PKK yeniden ateşkes ilan etti.

‘Bir parti silahla oy toplayabiliyorsa, hükümet istifa etmeli’

– Hükümet, Kandil’e dönük saldırıların Ceylanpınar’da, Suruç saldırısının hemen sonrasında iki polisin öldürülmesi üzerine başlatıldığını söylüyor. Bir de, PKK’nın HDP lehine silahlı bir seçim kampanyası yürüttüğünü söylüyor. Bunu Cumhurbaşkanı da söyledi, hükümet yetkilileri de. Siz buna ne diyorsunuz, silahla siyaset bir arada olabilir mi?

Demirtaş: Ceylanpınar’da iki polisin uyurken katledilmiş olması kesinlikle bizim de sert bir şekilde reddettiğimiz, hatta çatışma ahlakına, savaş ahlakına uymadığını belirttiğimiz bir saldırıydı. Ama dikkat edin, daha önce de ateşkes döneminde PKK adına benzer bazı saldırılar oldu. Pazar yerinde, çarşıda vurulan astsubaylar, uzman çavuşlar oldu. Peki hükümet o saldırılardan sonra ‘ben ateşkesi bozdum, Kandil’e uçaklarla 400 hava saldırısı düzenliyorum’ dedi mi? Demedi. Niye demedi? Çünkü o zaman ateşkes kendisine yarıyordu. Şimdi ise savaş politikasının kendisine yarayacağını düşündü ve toplumun tamamını gerilime ve gerginliğe sürükleyecek bir karar aldı. Deniyor ya ‘PKK silah zoruyla oy topladı.’ Bakın biz Türkiye’nin her yerinden oy topladık. Eğer silahla oy almış olsak kırsaldan aldığımız oy oranının daha yüksek olması gerekir. Bu bir çarpıtmadır. Seçim sonucunu tanımama, meşruiyetine gölge düşürme, iftira kampanyasıdır. HDP İzmir’den de oy aldı, Antalya’dan da oy aldı. Bir de şu var; bunu söyleyen başbakan ya da cumhurbaşkanının istifa etmesi lazım bence. Eğer bir parti silah zoruyla, başkasının silahının desteğiyle altı milyon kişiyi sandığa götürüp oy alabiliyorsa, o ülkede hiç kimse güvende değildir.

– 6 milyon seçmenin oyunu aldınız. Eş Genel Başkanınız Figen Yüksekdağ’ın tartışılan bir açıklaması var. “Sırtımızı PKK’ye, PYD’ye dayıyoruz” diye. Sizin, 6 milyon oy almış bir parti olarak, sırtınızı halklara dayamış olmanız gerekmiyor mu?

Demirtaş: Öncelikle şunu belirtelim. Siz BBC gibi ciddi bir kuruluşsunuz. Eş genel başkanımızın “Sırtımızı PKK’ya dayıyoruz” diye bir cümlesi varsa, ikimiz de istifa etmeye hazırız. Eş başkanımız “Sırtımızı, YPG’ye ve orada direnen güçlere dayıyoruz” demiştir. Kime karşı? IŞİD saldırılarına karşı. Biz IŞİD’in değil, oradaki YPG’nin ve diğer güçlerin yanındayız. “Biz sırtımızı PKK’ye dayıyoruz” diye bir cümle asla yoktur. Biz sırtımızı ne silaha, ne de PKK’ye dayıyoruz, ama Suriye’deki, özellikle Suriye’nin kuzeyindeki Rojava Kürdistanı’ndaki savaşta, biz YPG’den yanayız, PYD’den yanayız ve bunu söylemekten de hiç imtina etmedik. Biz IŞİD’den yana değiliz. IŞİD barbar bir tecavüz ordusudur, PYD bir halk hareketidir bizim için. O nedenle oradaki savaşta biz onlardan yanayız tutumunu ortaya koyduk. Yoksa eş başkanımız “Biz sırtımızı PKK’ye dayıyoruz” diye bir açıklama asla yapmadı. Bunun düzeltilmesi lazım.

– “HDP Türkiye’de her tarafa derdini anlatabilecek, konuşabilecek bir siyasi hareket” dediniz. Kandil, İmralı ve Türkiye’de artan milliyetçilik, şiddet olayları arasında sıkışmış hissediyor musunuz kendinizi?

Demirtaş: Bir sıkışmışlık değil ama şunu her zaman inanarak söyledik: Silah ve demokratik siyaset bir arada olmaz. Bu, devlet için de, hükümet için de, muhalefet için de geçerli. Devletin de siyaseti silahla baskı altına alma, zor altına alma politikasını asla kabul etmiyoruz. PKK’nin de silahlı, şiddet eylemlerini kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bizi zorlayan şey savaşın kendisidir. Yoksa biz PKK, Ankara ve İmralı arasında sıkışmış falan değiliz. Ama savaşın kendisi herkesi zorluyor, sadece HDP’yi değil. Demokratik siyaset alanını daraltır savaş. Dünyanın neresinde silahlar çok konuşursa, siyasetin sesi az duyulur. Savaşın, çatışmaların, kanın, gözyaşının olduğu yerde şüphesiz ki her parti kendi siyasetini, politikasını anlatmakta zorlanır. Ama dediğim gibi bu sadece bizim için değil, bütün partiler için geçerli.

Devamı: BBC

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun