Suriye batağından Kürtlerle çıkabilmek – Fikrikadim

Suriye batağından Kürtlerle çıkabilmek

Oral Çalışlar / Radikal

Oral Çalışlar / Radikal

Suriye krizini de, iç çatışma ortamımızı da sağlıklı bir dönüşüm içine sokabilmek için, öncelikle Kürtlerle yeni bir siyasi ortaklık yaratabiliriz, yaratabilmeliyiz…

Suriye meselesine  objektif bakmaya çalışalım. Neler yanlış, neler doğru? Ankara’da 100 insanımızın canına mal olan saldırıyı, Suriye batağının üzerimize sıçraması, bizi giderek etkisi altına alması olarak okumak mümkün.

Önce yanlışlardan başlayalım: Hükümet (ya da devlet) Suriye Kürtleriyle ilişki konusunda istikrarlı bir siyaset izleyemedi. Bölgeye egemen Kürt örgütü PYD’nin yetkili isimleriyle, zaman zaman uzlaşma görüşmeleri, zaman zaman ise düşmanlığa varan, inişli çıkışlı bir ilişki yaşandı. PYD’nin bölgedeki diğer Kürt gruplarına kötü davrandığı, onları yok etmeye yöneldiği yönünde saptamalar yapan AK Parti iktidarı, Suriye’deki muhtemel Kürt oluşumunu (bence baştan hatalı şekilde) “kırmızı çizgi” olarak ilan etti.

Çözüm süreci Türkiye’de sürerken, diyalog ve müzakere imkanları aranırken, Türkiye Kürtleriyle güçlü bağları olan PYD’nin (bazı hallerde) düşman ilan edilmesi, sürecin ruhuna da aykırıydı. Bir başka ülkenin sınırları içindeki oluşumlara böylesine müdahaleci yaklaşılmasının yanlışlığının ötesinde, bu yaklaşımlar Türkiyeli Kürtler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Kobani direnişi, bu açıdan bir kırılma noktası oldu.

Suriye politikasının diğer bir sorunlu yönü ise, muhaliflere verilen desteğin biçimi ve dozuydu. Başlarda Batı ile birlikte hareket ediliyordu. Ancak Batı bir aşamadan sonra muhaliflere desteği keserek tutum değiştirdi, Türkiye bu sahada yalnızlaştı.

Yalnızlaşma, Türkiye’nin daha sert bir dil kullanmasını  beraberinde getirdi. Türkiye’den gelen askeri/siyasi destek, Suriyeli muhalifler içindeki ayrışma nedeniyle, radikal örgütlerin de eline geçti. Türkiye’nin bu alanda Batı’yla kopuşu giderek derinleşti. Batı, Suriye konusunda seyirci rolünü tercih ediyor gibiydi.

“Esad gitsin”e odaklı dış politikanın, artık çok da gerçekçi tarafı kalmamıştı.

OLUMLU YAKLAŞIMLAR

AK Parti iktidarının yerinde siyasetlerinden birisi, Irak’taki Şii Maliki yönetiminin yanlışlıklarına vurgu yapmasıydı. Maliki’nin Sünnilere düşmanca davranması konusunda, ABD başta olmak üzere Batı’yı uyarmasıydı.

Irak’ta Sünnilere yapılan acımasız baskı, bu kesim içinde radikal öfkeyi artırdı. IŞİD, adım adım bölgedeki Sünni kesim içinde yaygınlık kazandı… Maliki sonunda devrildi, ama artık iş işten geçmişti. Bölge kaosa sürüklenmişti. Tabii şu da tablonun bir diğer boyutu: Batı’nın Şii tercihi nedeniyle Bağdat’ta artık İran’ın borusu ötüyor.

Türkiye’nin yerinde kararlarından biri de, Suriye içine bir kara harekatı yapması yönündeki baskılara direnmesiydi. Kobani Krizi sırasında, ABD’den gelen çağrılara rağmen, müdahalenin dışında kalındı.

Yaşanan faciayı (Suriyeli göçmenlerin sınıra dayanmasını) Türkiye’nin politikalarının sonucu olarak gösteren değerlendirmeleri, haksız buluyorum. Türkiye hiçbir zaman “asıl karar verici ülke” olmadı. ABD ve Rusya arasındaki sarkaçta ikincil bir güç olunması nedeniyle, süreci yönlendirecek bir rol oynanması mümkün değildi.

BUNDAN SONRASI

Esad kalsa da, kalmasa da, artık eski “Suriye Devleti”nden söz edilemez. Belli ki etnik ve mezhebi özelliklere bağlı olarak bir yeni yapılanma söz konusu olacak. Sürecin mağdur kitlelerinden birini, Sünniler oluşturuyor. IŞİD’in onların ürünü olması bir paradoks.

Şiiler ve Kürtler açısından, durum biraz daha anlaşılabilir gibi görünüyor. Bağdat’taki Şii hakimiyeti, Şam’daki Esad rejimiyle paralel hareket ediyor. Yanlarında Lübnan Hizbullah’ı ve tabii bir büyük devlet olarak İran var. Daha büyük bir devlet olarak da Rusya.

Kürtler ise, Batı’nın desteğini alıyorlar. Özellikle IŞİD’le mücadelede bir kara gücü olarak önemseniyorlar. PYD, ABD’den destek aldığını açıkladı.

TÜRKİYE-PYD İLİŞKİLERİ

Türkiye, son gelişmelerde en sert tepkiyi PYD’ye gösteriyor. “PYD terör örgütüdür” vurgusu, sürekli tekrarlanıyor. Batı’nın buna pek aldırış ettiği söylenemez.

Ankara’nın PYD’ye artan öfkesinin bir nedeni, PKK ile son dönemde girişilen ağır silahlı çatışma. PKK, 7 Haziran’dan bu yana tam anlamıyla bir savaş yürütüyor ve bu savaşı daha da yaygınlaştırabileceği tehdidinde bulunuyor. Suriye benzeri kantonal yönetimler kurma hedefi içinde olduğu yönünde bir izlenim veriyor.

Yazının devamı radikal.com

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun