“Melâmîlik ve Osmânlı Devri Melâmîleri” Kitabı Hakkında Birkaç Söz – Fikrikadim

“Melâmîlik ve Osmânlı Devri Melâmîleri” Kitabı Hakkında Birkaç Söz

OSMANLI-DEVRI-MELAMILERŞaban Er’in bundan önce yayınlanan “Nahîfî Süleymân Efendi Külliyâtı” kitabında olduğu gibi “akademik bir pâye, makâm ve sâye için yazmadığını” bildirdiği, oryantalist esâslı ve usûllü değil, “Ehl-i Sünnet İ’tikâdı gayreti”yle kaleme aldığını söylediği, Eski[mez] Türkçe [Osmânlıca], Arabça, Farsça yazılmış yüzlerce “orijinal” kaynaktan, Ehl-i Sünnet âlimlerinin eserlerinden istifâdelerle hazırladığını beyân ettiği son eseri “Melâmîlik ve Osmânlı Devri Melâmîleri” isimli büyük boy 638 sayfalık, ciltli eseri Kutupyıldızı Yayınları’ndan çıktı. Onun üslûbuyla yazalım:

Âşığım Çâr-ı Yâr’e
Ehl-i Beyt-i Muhtâr’e
Her {necm-i tâb-dâr}e
Melâmîyim, Melâmî!

Melâmîlik” ve “Melâmîler” öteden beri merâkları celb eden bir mevzû ve bu sâhada yazılmış çok az eser var. Şaban Er Hoca’nın bu eseri, hepsinden çok farklı. 243’ü Eski[mez] Türkçe [Osmânlıca], 63’ü Arabça, 4’ü Farsça ve 11’i Latin Harfli Türkçe eserden istifâdelerle hazırlanmış.. “Giriş”te “Melâmîlik” ve “Melâmîler” hakkında Ehl-i Sünnet âlimlerinden ba’zılarının Arabça ve Osmânlıca kitâblarından tercümeler ve sâdeleştirmelerle nakiller var. 20 sayfa kadar yazılmış.

KEWEN1

{Şeyh Mollâ Nûreddîn Abdurrahmân-ı Câmî Hazretleri’nin ilk 3 sayfasını kendi mübârek el yazısıyla Hicrî 876 Senesi’nin Şevvâli [1472 Mârt ayı sonları] sonlarında yazıp Hicrî 886 Senesi’nin Cemâzi’l-Evvel ayı başlarında [1481 Hazîrân sonları] Konya’dan Sultân İkinci Bâyezîd Hân’a gönderdiği Farsça manzûm “Silsiletü’z-Zeheb” kitâbının 2b-3a varağının tıpkıbasımıdır. Sol sayfanın altında Sultân İkinci Bâyezîd Hân’ın tuğrâsı vurulmuştur. Eserin aslı Süleymâniye Kütüphânesi, Âşir Efendi Kısmı, No: 159’dadır.}

Sonra Arabça, Farsça, Eski Türkçe kaynak eserlerden 30 kadarı muhtevâsıyla, yazma nüshalarıyla, yazarlarıyla, bulundukları kütüphânelerle tanıtılmış. Bibliyografi ve biyografi olarak bu kısım çok mühim.. Kitâbın tamâmında Göynük’lü Seyyid Bıçakçı Ömer Dede Efendi’den Halvetî-Şa’bânî, Nakşî-Müceddidî, Melâmî Şeyh Fâtih Türbedârı Hâcî Ahmed Amiş Efendi de dâhil yaklaşık 500 senelik zamânda yaşayan 50 kadar Melâmî şeyh efendiler hayâtları, silsileleri ile tanıtılırken, daha çok müellif nüshaları kullanılarak çok geniş manâda eserleri tanıtılmış. Son kısımda, ba’zıları ilk kez bu eserde olmak üzere Melâmî şeyhlerinin kabirlerinin fotoğrafları konmuş. [Sayfa: 623-638] Bizim görebildiğimiz kadarıyla, bu kitâbda şunlar da var:

Melâmîler’in Ehl-i Sünnet İ’tikâdında oldukları orijinal vesîkalarla isbât edilmiş.

Melâmîliğin ne olduğu en sıhhatli, en mu’temed eserlerden yazılmış.

Monlâ Abdurrahmân-ı Câmî Hazretleri de dâhil Şeyh Abdullâh Rûmî [Bosnevî], Harîrîzâde Seyyid Muhammed Kemâleddîn Efendi, Seyyid Sarı Abdullâh Efendi, La’lîzâde Seyyid Abdülbâkî, Cevrî İbrâhîm Efendi, Mîralay Seyyid Eyyûb Sabrî Paşa, Seyyid Abdülkâdir-i Belhî Efendi ve başka zâtların kendi el yazılarıyla yazdıkları eserlerinin mü’ellif nüshalarından tıpkıbasımlar yapılmış.

Şî’a, Hurûfî, mufaddıla oldukları iddiâ edilen Hayrabolu’lu Şeyh Ahmed-i Sârbân Efendi, Oğlan Şeyh İbrâhîm Efendi, Seyyid Abdülkâdir-i Belhî Efendi ve başka ba’zı Melâmî büyüklerinin Ehl-i Sünnet İ’tikâdı’nda oldukları orijinal eserlerle, bunların kendi kitâblarından ve mektûblarından hareketle isbât edilmiş. Hattâ Şî’a kaynakları da kullanılmış.

Oğlan Şeyh İsmâ’îl-i Ma’şûk, diğer adıyla Derviş Kemâl, bu zamâna kadar yazılanlardan çok farklı, orijinal kaynaklar kullanılarak çok ayrıntılı yazılmış.

Edebiyatçıların, eserlerinde kullanmayı her zamân ihmâl ettikleri arşiv vesîkları kullanılmış ve 30 kadar arşiv vesîkasının tıpkıbasımları yapılmış.

Simâvne Kâdîsı İsrâ’îl Efendi’nin oğlu Şeyh Bedreddîn Mahmûd Efendi’nin “Vâridât”ından hareketle, bu zamâna kadar pek yazılmayan ve hattâ hîç bilinmeyen orijinal kaynaklar ve eserler kullanılarak, kendisinin “Şî’a, Râfızî, mülhid, harâmları helâl sayan ibâhiyyeci, ihtilâlci, devlete âsî, sapık, saptırıcı” olmadığı 30 sayfa kadar vesîkalarla yazılmış. “Vâridât”a yazılan Arabça ve Türkçe şerhlerden tercümeler ve iktibâslar yapılmış.. [Sayfa: 487-518 arasında.]

Kitabın fiyatının artmaması için olmalı ki, tıpkıbasımlar renksiz yapılmış olsa da, gayet net çıkmış.

Melâmîlik ve Osmânlı Devri Melâmîleri” kitâbının dili, muhteşem Osmânlı Türkçesi’nin asâletini, nezâketini ve biraz da zorluğunu taşıyor. Bu zamâna kadar Melâmîler hakkında yazılan ansiklopedi maddelerinin muhakkak yenilenmesi, tashîh edilmesi gerektiğini, bu eseri okuyan ve okuyacak olan herkesin kabûl edeceği gerçeğini biz de burada yazmış olalım. Kitâbın 533-534. sayfasından bir bölüm aşağıdadır:KEWEN2

Ebû Bekr ü Ömer, Osmân u Hayder
O deryâdan çıkuben işbu cevher
Velîler içre budur bize rehber
Bizim mürşidimiz Şeyh Bedreddîn’dir

 

Ehâdîs-i Nebevî Sallallâhü Aleyhi Ve Sellem”: Şahsî kütüphânemizde bulunan Seyyid Muhammed Nûru’l-Arabî Hazretleri’nin 9 sayfalık Arabça yazmasıdır. 88 Hadîs-i Şerîfyazılıdır. Hicrî 9 Rabî’u’l-Evvel 1316’da [28 Temmûz 1898], Seyyid Hazretleri’nin talebelerinden olup Prizren’in Sarâçhâne Mahallesi’nde ikâmet eden Hâcî Fazlîzâde Hakkî Efendi tarafından istinsâh edilmiştir. Başka bir yerde yazma bir nüshasını bulamadık. Seyyid Hazretleri’nin mübârek sohbetlerinden yazılan bu 88 Hadîs-i Şerîf’den ba’zıları, me’âlen şöyledir:

Birinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Ebû Bekr, bendendir ve ben ondanım. Ebû Bekr, dünyâda ve âhırette benim kardeşimdir.}

İkinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {İnsânların hayrlısı, insânların kendisinden fâ’ide gördüğü insândır. İnsânların şerlisi, insânların kendisinden zarar gördüğü insândır.}

Üçüncü Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Kim bir zengine, zenginliğinden ötürü ikrâm ederse, o kimsenin dîninin üçte ikisi gider. [yıkılır.]}

Altıncı Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Nemâz, mü’minin mi’râcıdır.}

On üçüncü Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Nemâz, dînin direğidir. Kim nemâzı ikâme ederse [devâmlı kılarsa], dînini muhakkak ikâme etmiş [ayakta tutmuş] olur; kim nemâzı terk ederse, dînini muhakkak yıkmış olur.}

Yirminci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Dünyâ, âhıret ehline harâmdır. Âhıret, dünyâ ehline harâmdır. Allâhü Teâlâ’nın dostlarına, ikisi de harâmdır.}

Yirmi beşinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Benim ümmetimin âlimleri, İsrâ’îloğulları’nın peygamberleri gibidir.}

Yirmi yedinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Âlimlerin en kötüleri, âmirlerin [devlet adamlarının] kapılarında olanlarıdır.}

Otuz birinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Cömerdin yemeği devâ, cimrinin yemeği belâ[dert, hastalık]dır.

Otuz ikinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {İşlerinizde şaşırdığınızda, hayrete düştüğünüzde, kabirdekilerden isti’âne ediniz! [yardım isteyiniz!]}

Otuz altıncı Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Kibr edene kibr etmek, sadakadır.}

Kırk birinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli{Kim âşık olur, iffetini muhâfaza eder ve aşkını gizlerse ve o hâliyle ölürse, şehîd olarak vefât eder.}

Kırk ikinci Hadîs-i Şerîf’in me’âli: {Alî, bendendir ve ben Alî’denim.}

Sekseninci Hadîs-i Şerîf’in me’âli{Âbdest, mü’minin silâhıdır.}”

Be hey Yûnus, sana ‘Söyleme!’ derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince?!
Hîç kendi kendine kaynar mı kazan?!
Çevre yanın âteş eylemeyince

Kaynak: Tarih ve Madeniyet

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun