Nasipse Adayız – Fikrikadim

Nasipse Adayız

İlk kitabı Peri Gazozu ile epeyce ses getiren Ercan Kesal’ın novella türündeki yeni kitabı Nasipse Adayız, İletişim Yayınları etiketiyle 16 Ekim’de raflardaki yerini alacak. 

İlçe belediye seçimlerinde son üç dönemin oy oranlarını ve seçmen eğilimlerini anlamak için önümüze yığdığımız bilgisayar çıktılarında, gözümüze niye orada olduğunu anlamadığımız bir isim çarpıp duruyordu: “Abit Güleryüz.” Her seçimde istisnasız mutlaka aday olmuş, yok sayılamayacak kadar değilse de bir miktar oy almış, ama hep almış. Kronik bir aday. Çok düşük, bir daha aday olamayacak kadar utanç duyulacak bir oy değil aldığı oy; ama bir sonraki seçimler için en küçük bir ümit uyandıracak kadar da çok değil. Böyle tuhaf bir oy oranı!

Abit Güleryüz bahsi açılınca,

“O her seçimde mutlaka adaydır, onun işi de bu,” diyerek yine lafa karıştı Suat Hoca ve devam etti:

“Benim köylümdür Abit Abi, iyi tanırım.”

“Kim peki seçmen kitlesi, kim oy veriyor bu adama?” dedim merakla.

“Bizim köylüler… Hemşerileri Abit Abi’yi çok sever ve sadece ona oy verirler. O da zaten sadece onların oyunu alır, başkalarından alamaz. Yıllardır böyle, hiç değişmedi bu tablo.”

“Kendisi farkında değil mi bu durumun peki?” dedim safça.

Nasipse Adayız, Ercan Kesal, İletişim Yayınları

Nasipse Adayız, Ercan Kesal, İletişim Yayınları

“Yooo! O her seferinde ‘bu sefer kesin Reisim,’ diye giriyor. Her seçimde etrafa para saçar, yemekler yedirir, hediyeler dağıtır. Hemşerileri de bildikleri için bu durumu, seçim zamanını beklerler, borç istemek, yemek yemek, mobilya almak, başka işlerini halletmek için. Seçimler biter, üç aşağı beş yukarı yine aynı oyu alır. Abit Abi öfkelenir, kırılır, herkese küser. Birkaç hafta eve kapanır, kimseyle görüşmez. Ondan sonra çıkar tekrar, dükkânına gider. Aşağıda, caddenin sonunda mobilya mağazası var, orada durur. Hemşerileri bir süre gözükmezler gözüne. Abit Abi, içerde bekleyen borçlu senetlerin bir kısmını, sahiplerinden en çok kızdıklarını icraya falan verir, bir süre dükkâna gelen ziyaretçilerin yüzüne bakmaz, çay ısmarlamaz. Sonra nasıl olursa, tekrar Abit Abi’nin gönlü alınır, söz verdiği halde oy vermeyenlerin çetelesi yırtılır atılır, ‘insanoğlu çiğ süt emmiş işte,’ diye mırıldanır Abit Abi ve işlerine döner.”

Suat Hoca sustu sonra.

Bardakta kalan çayını kocaman bir yudumda bitirdi. Hikâye bitti zannedip, Abit Abi adına sevinecektim ki, erken davranmışım. Sesinde, acıyor mu, dalga mı geçiyor, anlayamadığım bir tınıyla, kaldığı yerden devam etti Suat.

“Ta ki, seçimlere bir yıl kala. O günler yaklaştıkça, Abit Abi’nin akıl hastalarının bahar gelip havalar ısındıkça ruh hallerinin değişmesi gibi, halet-i ruhiyesi de değişir. Önce her zaman giydiği kadife pantolonu, gömleğini, üzerindeki hırkayla birlikte kalın paltosunu fırlatır atar. Lacivert, kolları uzun, kuru temizlemeye gidip gelmekten parlamaya başlamış, evladiyelik takım elbisesini çıkartır dolaptan ve ilk davet edildiği dayanışma yemeğine katılır. Aynı akşam, hemşerilerinin köye yapılacak mezarlık duvarına gelir sağlamak için açık artırmaya çıkarttıkları Atatürk posterine veyahut köyün uzaktan çekilmiş panoramik manzarasının olduğu büyük boy çerçeveli fotoğrafa, herkesten daha fazla fiyat verir. Tüm salon dakikalarca alkışlar tabii ki. Bir de işin goygoycusu, kaşarlanmış puştlar vardır, sotada beklerler. Onlardan birisi alır mikrofonu eline, Abit Abi’yi anons eder. Adamcağız tantana ve alayüvala ile sahneye davet edilir, konuşma yaptırılır ve plaket verilir. Konuşmaya sesi heyecandan titreyerek başlayan Abit Güleryüz, ortalarda iyice açılır, alkışlar artarak yükselir, en sonunda da ‘hemşerileri isterse ve onların desteğiyle ve de Allah’ın izniyle, hiçbir görevden kaçmayacağını,’ söyleyerek yine alkışlar arasında ve omuzlarda taşınıp yerine oturtulur. Artık seçim sezonu açılmıştır ve Abit Güleryüz, üstü örtük de olsa adaylık bildirisini açıklamıştır. Ertesi sabah da zaten mutat yolculuk başlar. Dükkânı büyük oğlan Erdal’a teslim eder. 1973 model bir Mercedes’i vardır, onun sağı solu elden geçirilir, yeğeni Samet direksiyona geçer ve yola çıkılır. Bu arada, çekyat falan taşımada kullandığı Doblo’ya gülümseyen bir fotoğrafını giydirme yaptırır. Doblo ilçenin boktan sokaklarında başlar dolaşmaya. Anons değişmez zaten, her dönem aynı slogan çünkü: ‘Güleryüzlü bir kent için Abit Güleryüz!’

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun