Yakın tarihimizden katliamlar ve itiraflar – Fikrikadim

Yakın tarihimizden katliamlar ve itiraflar

Ayşe Hür / Radikal

Ayşe Hür / Radikal

Gerçek failleri yıllar sonra ortaya çıkan ama faillerin cezasızlık geleneğinden yararlanan bazı örnek olaylar aktaracağım bu hafta…Sadece “gerçeğin çok yüzü olduğunu” akılda tutmamız için anlatıyorum bunları.

Dün Türkiye tarihinin en korkunç terör katliamı gerçekleşti. Bu yazıyı yazarken ölü sayısı resmen 86, gayriresmi 93, yaralı sayısı resmi 186, gayriresmi bundan çok fazlaydı. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğunu belirtti yetkililer. Yüreğim cayır cayır yanıyor, yanacak. Anlamı olmadığını bilsem de, başınız / başımız sağolsun diyor, yaralılara acil şifalar, geride kalanlara dayanma gücü diliyorum…

Olayı üstlenen bir örgüt yok henüz. Bu ilginç, çünkü terör örgütleri işledikleri suçları göğüslerini gere gere üstlenirler, çünkü terörün amaçlarından biri örgütün hedeflerini, gücünü geniş kitlelere ilan etmektir. Bekleyip göreceğiz. Olayın nasıl olduğuna (intihar saldırısı mı, bomba mı, bombanın türü ne vb…) dair bilgi de yok. Bu anlayışla karşılanabilir çünkü kesin bilgiye ulaşmadan açıklama yapmayı doğru bulmayabilir yetkililer, ama olayda eksikliğini kabul eden bir devlet yetkilisi de yok henüz. Aslında bu da hiç garip değil çünkü biz neredeyse tüm Cumhuriyet tarihi boyunca kamu görevlilerinin, siyasilerin ‘sorumsuzluğu’ konusunda geniş bir külliyata sahibiz. Sadece son yıllarda Roboski, Reyhanlı, Soma, Ermenek, Diyarbakır, Suruç ve daha nice katliamın ne failleri, ne sorumlularını öğrenebildik. Bakalım bu sefer farklı olacak mı? Bakalım bu olayın gerçek failleri ortaya çıkarılabilecek mi?
Bakalım tek bir siyasi, tek bir kamu görevlisi olayda payı olduğunu kabul edip istifa edecek mi?

Bu arada her ne kadar geçen hafta hakkımda “Terör örgütünün eylemlerini övme suçundan” dava açılmışsa da, amacı ne olursa olsun şiddeti hele de öldürmeyi bir mücadele yöntemi olarak onaylamayan yılların pasifisti olarak daha önce sosyal medyada ve yazılarımda defalarca belirttiğim gibi PKK, HPG gibi örgütlerin polislere, askerlere ve az sayıda olsa da sivillere yönelik saldırılarını şiddetle kınadığımı tekrarlamalıyım. Bu saldırılarda ölenler için de yüreğim cayır cayır yanıyor, yanacak…

Söylenecek çok şey var ama yazıya da başlamam gerek. Gerçek failleri yıllar sonra ortaya çıkan ama faillerin cezasızlık geleneğinden yararlanan bazı örnek olaylar aktaracağım bu hafta. Amacım başta 20 Temmuz 2015 Suruç Katliamı olmak üzere son dönemlerdeki olayların kimin işi olduğuna dair çıkarımda ya da imada bulunmak değil, çünkü bunun için elimde hiç bir somut delil yok. Sadece tarihsel pratiklerimizden süzülüp gelen kanaatlerim var. Ama kanaatlerimi de kendime saklayacağım. Sonuç olarak bu olay IŞİD, PKK, DHKP-C gibi örgütler tarafından da düzenlenmiş olabilir, ya da devletin veya uluslararası güçlerin karanlık örgütleri veya onlar tarafından yönlendirilen unsurlar tarafından düzenlenmiş olabilir. Sadece “gerçeğin çok yüzü olduğunu” akılda tutmamız için anlatıyorum bunları. Bu yazıyı yerine oturtabilmek için önce geçtiğimiz haftalarda bu sayfalarda yayımlanan “Devletin karanlık yüzü: JİTEM” (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/devletin_karanlik_yuzu_jitem-1420112) başlıklı yazımı okumanız iyi olur… Tekrar başımız sağolsun…

KATLİAMLAR

1. Mardin-Başyurt, Açıkyol ve Pınarcık katliamları

23 Ocak 1987’de Midyat’ın Başyurtlar köyüne bağlı Efeler mezrasını basan bir grup 7’si çocuk, 1’i kadın, 2’si erkek toplam 10 köylüyü katletti. Ama katliam nedense o günlerin gazetelerine yansımadı. 9 Mart 1987’de Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Açıkyol köyüne düzenlenen baskında 6’sı çocuk, 1’i kadın olmak üzere 8 kişi öldürüldü. Mayıs 1987’de Ramazan Candan adlı militan Midyat’ta teslim olduktan sonra bu eylemleri PKK’nin gerçekleştirdiğini itiraf etti. (Bu ‘itiraf’ terimini unutmayın, yazı boyunca bir kaç kez daha karşımıza çıkacak.) Öldürülen kişiler korucu ve ailesiydi. 23 Mayıs 1987 tarihli Milliyet gazetesine bakılırsa eylemlerin nedeni hem korucuları cezalandırmak hem PKK’nin adını dünyaya duyurmaktı. Gazeteye göre Candan çok ‘pişman’dı (‘pişman’ terimini de aklımızda tutalım) ve “Devletimizin vereceği her türlü cezaya razıyım. Yaptıklarımdan yüzüm kızarıyor” demişti.
20 Haziran 1987’de Mardin Ömerli’ye bağlı Pınarcık Köyü’nde 16’sı çocuk 30 kişinin öldürüldü. Olay PKK’ya maledildi. Ama gazeteler olayın üzerinde fazla durmadılar. 20 Ağustos 1987’de Siirt’in Kılıçkaya Köyü’nde 12’si çocuk 24 kişi katledildi. Olağan şüpheli yine PKK idi.

Milliyet gazetesinin 6 Eylül 1987 sayılı nüshasındaki bir habere göre, 46 yıla mahkum PKK militan Sakine (Cansız) Polat (ki kendisi 2013’te Paris’te katledildi) “Hedefimiz kadınlar ve çocuklar değildir ancak bir halk savaşı vermekteyiz. Böyle zararlar mücadelenin bir sonucudur” demişti. 24 yıla mahkum PKK militanı diye takdim edilen Mahmut Tanrıkulu da “Eylemlerimiz kadın ve çocuklara yönelik değildir. Ancak köy korucuları ailelerinden izole edilemiyor. Eylemlerimiz sırasında yine kadın ve çocuklar ölebilir. Kurşun adres sormaz.” demişti.

Yazının devamı için tıklayın

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun