Umut kapısı siyaset – Fikrikadim

Umut kapısı siyaset

Muhammed Işık

Muhammed Işık

Gücümüz sözümüze bile yetmiyor. Hislerimize kelimeler bile tercüman olamıyor.

Ne istediğimizi, arzuladığımızı anlatamıyor, karşımızdakine aktaramıyoruz.

Dilimiz, dinimiz gibi buhran içinde! Fikrimizle zikrimiz uyuşmuyor.

Para, makam ve şehvet için yapamayacağımız şey yok.

Edebimiz, ahlakımız ve irfanımız göreceli. Ne tam olarak insan olabildik ne de hayvan!

Müslümanlığımız kelimeler arasına sıkışıp kalmış. İnsanları çabucak kırıp dökmemiz, onları adam yerine koymamamız, insana yakışır bir değer vermememiz bu yüzden olsa gerek.

Övünç duyduğumuz medeniyetlere ne kadar da uzağız. Övünmek tek başına yeter mi? Bilmenin tek başına yetmediği gibi övünmek de tek başına hiçbir işe yaramaz.

Başarıya ulaşmak için eksiğimiz yok kendi varlığımızdan başka! Kendi varlığımız veya yokluğumuz en büyük engelimiz. Güdümlü bombadan ne farkımız var? Eleştirdiğimiz şeyleri yapmaya hevesli olmamıza ne diyeceğiz?

Beş yıldızlı otellerde keyfimiz gıcırken Müslüman kimliğimizi acaba resepsiyona mı bıraktık? Yoksa hiç Müslüman olamadık mı?

Örfümüz, âdetimiz ve töremiz de bizimle birlikte tatile mi gitti?

Gücenmeyin, kırılmayın ve darılmayın!

Bu ülkede kitabına uygun Müslüman bulmak, samanlıkta iğne aramaya benziyor.

Bana ibadethanelerin dolup taşmasını örnek olarak göstermeyin! Bu bir ölçü olamaz. İnsanların kalplerini delik deşik mi edelim? Hem sana ne? Sana ne kim neyse?

Bana ne? Ona ne? Kime ne?

İnsan özgürdür ve inançlara saygılıyız. İnsanın inancına karışmak benim haddim değil.

Temel sorunumuz; İnsanlar inandığı dini bilmiyor. Dinin ibadet kısmını öğrenmiş ve kadük bir şekilde yaşıyor.

Çok mu abarttım! Bilmiyorum. Düşüncemi yazıyorum.

Bir önceki yazımda “İnsanların umut kapısı siyaset olmamalı!” derken insanlar hangi kapıdan umut dilemeli? Veya umut dilemek, beklemek, dilenmek ne kadar doğru? Soruları da zihnimi kurcalıyordu.

Siyaset terim anlamı ile gereklidir. İnsanlar siyaset kurumuna katılmalı ve etkin olmalıdır. Siyaset kurumu olmadan, siyaset işletilmeden devletler güvenle yönetilemez.

Günümüze geldiğimizde siyaset asıl mecrasından çıkmıştır. Elitlerin, egemen güçlerin güdümüne girmiştir. Siyaset asıl mecrasına girmeden vatandaşın siyasete güvenmesi, siyasete umut bağlaması, siyasetçilere bel bağlaması çok yanlıştır. Vatandaş kendini geliştirecek, iyi yetişmiş bir birey olacak, nemelazımcı olmayacak.

Körü körüne insanlar siyasete bağlı kalmamalıdır. Siyasetçiler insanların bu konuda kendilerine bu derece bağımlı olmasını isteyebilirler ama insanlar siyasete bu kadar bağlanmamalıdır. İnsanlar umutlarını, ümitlerini, hayallerini başka unsurlara bağımlı olarak belirlememelidir..

” Devlet gelsin elim ayağım olsun, yemeği ağzıma tutsun!” diye bekleyen çok insan var. Sabır yok, sebat yok, özveri yok, emek yok, ilim – irfan gayreti yok. ” Hep benim olsun” anlayışı var.

Ne yapıyorsun da ne istiyorsun? Devlet iş versin, aş versin, ev versin, eş versin. Sen de yan gel yat. Kuru gürültü yap. Niye yaşıyorsun o zaman, ottan ne farkın var?

Siyasetçilerin müridi olmak yerine siyasetçileri mürşit olmamız gerekmiyor mu?

Siyasetçilerin görevi, sorumlu olduğu insanların haklarını, hukuklarını, geçimlerini ve güvenli geleceklerini temin etmektir. Devleti yönetmeye talip olanların kişisel hırsları, arzuları, hayalleri ve beklentileri olamaz. En yakınındaki ile en uzağındaki vatandaşını bir kabul eder ve eşit muamelede bulunur. Görevlendireceği insanları sadece ve sadece hakkaniyetle belirler. Bunun böyle olmadığı bir ortamda siyaset kurumuna umut bağlanması mümkün değildir.

Siyaseti yok kabul edelim gibi bir derdimiz yok. Siyaset güçlü olmalı ve vatandaş siyaseti yönetmeli, gündem belirlemeli, gerekiyorsa sistem değişikliklerine ön ayak olmalı, vekilini kendisi seçmeli, gerekiyorsa görevden almalı, parti yöneticilerini kendisi belirlemelidir.

X Parti benim partim ne yaparsa yapsın oyum ona veya Y partisine ölsem yine oy vermem mantığı yanlıştır. Siyaset gereklidir ama nasıl siyaset? Hangi koşullarda? Partizan mı olacağız yoksa birey olarak siyaset belirleyen mi?

Birey tek başına ne yapabilir? Bireyler bir araya gelip siyaseti nasıl belirleyebilir? İslam dini siyaseti nasıl belirlemiş? Müslüman bir insan siyasete nasıl yaklaşmalı?

Bu sorular da kafamı kurcalıyor ve doyurucu bir tefekkür bile yapamıyorum. İlmim ve irfanım yetmiyor. Şaşıp kalıyorum…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun