Mark Toner: Geçiş döneminde Esed’e yer yok – Fikrikadim

Mark Toner: Geçiş döneminde Esed’e yer yok

Ece Göksedef

Ece Göksedef

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner mülteci krizi sebebiyle Suriye’de hızla siyasi çözüme gidilmesi ihtiyacı doğduğunu söyledi. Rusya’nın askeri ikmalini ‘Esed’e destek’ diye niteleyen Toner, geçiş sürecinde Esed’in yerinin olmayacağını tekrarladı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sebebiyle Dışişleri Bakanı John Kerry ile birlikte New York’ta bulunan Mark Toner, Al Jazeera’nin sorularını yanıtladı. Suriye’de bugünkü duruma gelmemek için ABD dahil tüm aktörlerin daha fazlasını yapabileceğini; bu noktadan sonra odaklanılan şeyin ‘IŞİD’in zaman içinde yok edilmesi’ olduğunu söyledi.

IŞİD’in yok edilmesiyle birlikte Suriye’de geçiş sürecinin de başlaması gerektiğini belirten Toner, Rusların Ortadoğu’daki müttefikini desteklemek istediğini, Esed’den sonrası için kaygılandığını belirtti. ABD’nin geçiş sürecinde Esed’in varlığını kabul etmeyeceğini hatırlattı.

Türkiye ile ABD arasında anlaşmazlık noktalarından olan Suriye’de YPG’ye desteğin devam edeceğini söyleyen Toner, Suriye’nin kuzeyinde kanton yönetimleri oluşturan PYD’yi kastederek, “Grupların kendilerine özel bir alanda yönetim ortaya çıkarmalarını istemiyoruz” diye ekledi. Güvenli bölgenin hâlâ gündemde olmadığı bilgisini verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Kerry, bugün ABD’nin Suriye konusundaki pozisyonunu tekrarladı, Esed’in Suriye’nin geleceğinde yeri olmadığını söyledi. ABD bunu yıllardır söylese de Esed’e yönelik ciddi bir adım atmadı, yıllar sonra da Suriye’de IŞİD’le savaşmaya başladı. ABD’nin Suriye konusundaki isteksizliğinin sebebi nedir?

“Yapmaya çalıştığımız Suriye’deki ılımlı muhalefetle çalışmak ve zorlandığımız şey de bu. Biz bunu söylüyoruz, Amerikalı yetkililer söylüyor, asıl zorluk Suriye muhalefetini bir araya getirmek ve Esed rejimine karşı birleşik bir cephe oluşturmak. Ama gerçekte bu onlar için çok zor bir durum. Biliyorsunuz, Suriye’nin dışında toparlanabilen bir muhalefet var. Bir de Esed’in ordusu tarafından sürekli saldırıya maruz kaldığı için bir araya gelmekte zorluk çeken içerideki muhalefet var. Bir araya gelememeleri sürpriz değil ama çok zor.

Obama, ‘Suriye topraklarında ABD ordusunun bir rol oynayacağını öngörmüyoruz’ derken gayet açıktı. Ancak yapmak istediğimiz şey, dürüstçe, askeri bir çözüm istemiyoruz. Burada amaç eninde sonunda siyasi bir çözüm bulmak. Sadece IŞİD’den bahsetmiyorum, Esed ve Suriye muhalefetinden bahsediyorum.

Şimdi bir aciliyet hissiyatı doğdu. Şimdi herkes Avrupa’daki mültecilerin ya da Türkiye sahilindeki çocuğun  yürek parçalayıcı görüntüleriyle, hem Amerika’da hem dünyanın her yerinde bir aciliyet hissine girdi.

Kerry bugün verdiği röportajda da dün Putin’le çok iyi bir görüşme gerçekleştirdiklerini, yapıcı ve samimi olduğunu söyledi. Anlaşma alanları da var. İki taraf da IŞİD’e odaklanılması gerektiği ve IŞİD’in yok edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda Suriye’nin laik, birleşik bir ülke olarak kalması gerektiği konusunda hemfikiriz. Üçüncüsü de siyasi bir dönüşüm gerektiği konusu. Burası çengelin, zorluğun olduğu yer.

Biz ‘Esed’in yarın gitmesi gerekir’ demiyoruz. Tabii yarın gitse harika olurdu. Ama bu son hamle, siyasi sürecin sonucu Esed’i içeremez. Bunu biz dikte etmiyoruz, Suriye halkı böyle istiyor. Suriye halkına yaptığı onca korkunç şeyi saymaya gerek yok.

IŞİD ve diğer radikal örgütlerin orada köklenmesi için ortamı o yarattı. Ülkeyi, yapıyı mahvetti.”

Evet ama IŞİD ve diğer örgütler burada sonradan ortaya çıktı, ilk yıllarda Esed’i durdurmaya yönelik bir adım atılmadığı için güç boşluğu oluştu ve bu gruplar Suriye’ye yerleşti…

“Sorunuzu anlıyorum, katılıyorum da. Herkes daha fazlasını yapabilirdi, yapmalıydı da. Ama biz de sessizce kenarda oturmadık. Koalisyon kurmaya, Birleşmiş Milletler bünyesinde sonuca ulaşmak için süreci devam ettirmeye çalıştık. Çok zor ulaşılan Cenevre Bildirisi etrafında yürüyen süreç var. Bunlar silahlı mücadele değil diplomasi, sahne arkasında yürüyen diplomasi. Biz askeri bir çözüm olmayacağı konusunda gayet açıktık.

Yaptığımız her şeyi olmuş kabul etmemeliyiz. Suriye’deki tüm deklare edilmiş kimyasal silahların ülke dışına çıkışını sağladık. Bu çok önemli, çok fazla hayat kurtardı. Bu silahlar IŞİD’in eline geçseydi ne olurdu? Haklısınız, Esed rejimi halkına zulüm uygulamaya devam etti. Ve durması lazım.”

Kimyasal silahların ülke dışına çıkarılması yeterli olmadı mı diyorsunuz?

“Büyük bir adımdı. Ama sadece diyorum ki bu çok karışık, kaygan ve çok zor bir durum. Bunu sınır ülkesi olarak Türkiye’den daha iyi kimse anlayamaz.

Türkiye’nin mültecilere destek için yaptıkları çok önemli ve takdire şâyan. Şimdi mültecileri Avrupa’da görüyoruz ama Türkiye bu sorunla yıllardır uğraşıyor.

Biliyorsunuz ABD mülteciler konusunda en büyük donör ülke. Suriye içinde yerlerinden edilmiş insanlar ve Türkiye, Ürdün, Lübnan gibi komşu ülkelerdeki Suriyeli mülteciler için milyarlarca dolar veriyoruz.”

Ama şimdiye kadar çok sayıda mülteciyi kabul etmediniz. Sayıyı artıracak mısınız?

“Bu çok karışık bir süreç. İnsanlar BM Mülteciler Yüksek Komiserliği üzerinden bile gidip sığınmacı olarak başvurmuyor, doğrudan kaçıyor Avrupa’ya. Bunu kendi ülkemizde de görüyoruz. Sınırımıza suçtan, savaştan, kötü ekonomiden kaçmış olan kaçak göçmenler geliyor. Biz de bununla en iyi şekilde mücadele etmeye çalışıyoruz. Türkiye de çalışıyor, şimdi Avrupa çalışıyor.

Sonuç olarak burada çözüm, sayıları artırmak değil, bu insanların evlerine geri dönebileceği bir ortam yaratmak. Bu insanlar Türkiye’de, Almanya’da yaşamak istemiyor, Suriye’de evlerinde yaşamak istiyor.”

Türkiye, göçmenlerin geri dönebilmeleri ve Suriye içinde kalabilmeleri için ‘güvenli bölge’ formülünü öneriyor ancak ABD henüz bunun gündemde olmadığı söyledi. Mülteci krizinin büyümesinin ardından gündeme gelme ihtimali var mı?

“Kuzey Suriye’deki durumla ilgili Türkiye ile düzenli diyalog halindeyiz. İncirlik için müteşekkiriz, şimdi Türkiye IŞİD’e karşı hava hareketleri de gerçekleştiriyor. Bunun Türkiye için sınırında olan yaşamsal bir tehlike olduğunun farkındayız. Bir çeşit ‘bölge’nin oluşumu için istekliliğini de anlıyoruz. Ama biz IŞİD’i tamamen temizlemek istiyoruz. Bunu daha önce konuştuk. ‘Tamam, burası güvenli bölgenin sonu, buranın ardında IŞİD kalabilir’ demek istemiyoruz. Peşlerinden gidip savaşa devam etmek istiyoruz. Bunun uzun bir savaş olacağının farkındayız ama IŞİD’le savaşmak ve dağıtmak, sonunda yok etmek istiyoruz.

Kuzey Suriye’de bir alan yaratmaya çalışıyoruz ve Türkiye ile, sınırlar üzerindeki kaygısıyla ilgili olarak konuşuyoruz. Yabancı savaşçı geçişinin hâlâ devam ettiği bu sınırdan IŞİD’in uzaklaştırıldığını görmeyi biz de istiyoruz. Yabancı savaşçı geçişi de Türkiye ve Avrupa için başka bir sorun. Biz burada bir ‘bölge’ oluşturmaya çalışıyoruz söyleminden kaçınıyorum. Biz sadece IŞİD’le savaşa devam etmek ve yok etmek istiyoruz.”

ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde Kürtleri desteklemesi Türkiye’de memnuniyetsizlik yarattı. İncirlik’in açılmasının ardından ABD Dışişleri’nden gelen ‘Şimdi PYD’de verdiğimiz destek güçlenecek’ yönündeki açıklamalar da bu memnuniyetsizliği artırdı. Türkiye ile bu konuda yaşanan gerginliğe son vermek için ABD bir adım atacak mı?

“Türkiye ile sürekli fikir alış verişi yapıyoruz. NATO müttefikimiz ve askeri alanda sürekli birbirimize danışıyoruz. Güçlü bir diyalog var. Bu konuları da sürekli tartışıyoruz. PKK yabancı bir terörist grup. Türkiye PKK’ya karşı hava operasyonları düzenliyor, Türkiye’nin bu operasyonlarının bir gerekçesi var, halkını koruyor. PKK ise saldırmaya devam ediyor.

Biz YPG’nin IŞİD’e karşı savaşan etkili bir grup olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple onları desteklemek istiyoruz. Şu konuda da çok açığız; Kuzey Suriye’nin bazı bölümlerini kurtardıkça, güçlü bir denetim görmek istiyoruz, kapsayıcı bir yönetim. Başka grupların gelip kendilerine özel bir alanda yönetim ortaya çıkarmalarını istemiyoruz.”

Kantonlar gibi mi?

“Evet, kesinlikle. Denetimin iade edildiğini, kapsayıcı bir yönetimin oluştuğunu görmek istiyoruz. Tekrar söylüyorum, Suriyelilerin evlerine geri dönebileceği ve birlikte yaşayabileceği bir ortam görmek istiyoruz. Oraya gelmek biraz vakit alacak.

Bu bölgeler özgürleştirildikten sonra laik bir otorite tarafından kapsayıcı bir yönetim istiyoruz.”

Ama aynı zamanda günlük basın brifinglerinizde PYD ve PKK arasında bir bağ olduğunu kabul ettiğinizi söylüyorsunuz.

“Bu çok karışık bir ilişki. PKK’nın terörist bir organizasyon olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin PKK ile savaşını da anlıyoruz. Sonuçta biz barış sürecine, diyaloğa geri dönülmesini umuyoruz. Ama YPG’nin IŞİD’e karşı yaptığı şeyleri de bundan ayrı tutuyoruz.”

Obama ve Putin’in yaptığı ikili görüşmeden sonra ABD’li yetkililer basına ‘Rusya’nın pozisyonu bizim için açık. Suriye’ye gönderdiği silahlar ve uçaklarla IŞİD’le savaşacak ama aynı zamanda Esed’e de destek verebilir’ diye açıklama yaptı. Ancak aynı zamanda sahada askeri koordinasyon sağlanmasına karar verildi. Bu koordinasyon Esed’e verilecek desteği kabullenme, politikada ve güçte kayma anlamına mı geliyor?

“Sanmıyorum. Haklısınız Savunma Bakanımız Ash Carter Rus mevkidaşıyla konuştu. Ama askeri konuşmalar, ihtilafların giderilmesi için yapılması gereken konuşmalar. Bizim kaygımız Rus uçaklarının, hava savunma sistemlerinin Suriye’ye yerleştirilerek bunların sadece IŞİD’le savaşmak için kullanılacağının söylenmesi. Hava saldırısı düzenleyen ABD uçağıyla Rus uçağının denk gelmediğinden ve ihtilaf oluşmadığından emin olmalıyız. Kimsenin bu şekilde zarar görmesini istemeyiz. Bu çok operasyonel seviyede yapılan bir konuşmaydı.

Bir de siyasi tarafın konuşması gerekiyor. Bununla ilgili BM Genel Kurulu’ndan önce çalışmaya başladık, bu sırada da çalışıyoruz. Sonrasında da pozisyonlarımızı netleştirmek için Rusya ile politik diyaloğa devam edeceğiz.

Dürüst olmak gerekirse ben Rusya’nın pozisyonu açısından net olduğumuzu söylemezdim. Yüzde yüz emin değiliz. Yüzde yüz emin olduğumuz şey IŞİD’e karşı savaşmak istedikleri. Ancak bu esnada Esed’e destek verecek olurlarsa bu siyasi çözüme ulaşma amacına zarar veren bir hareket olur.” Devamı İçin: Al Jazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun