Mardin’de cenaze, Cizre’de taziye – Fikrikadim

Mardin’de cenaze, Cizre’de taziye

Türk bayrağı sarılı tabutun üzerine kapanmış, yüzünü ağabeyinin yanağına dayar gibi dayamış ağlıyor.

“Senin yerine ben öleydim ağabey. Ben öleydim senin yerine…”

Mardin’in Nusaybin ilçesinde PKK’nın bombalı saldırısında ölen Komiser Yardımcısı Oktay İzgi, polis memurları Çağdaş Arslan ve Sezgin Uludağ için İl Emniyet Müdürlüğü’nde tören düzenleniyor. Saldırı sert sözlerle kınanıyor, yetkililer aileleri teselli etmeye çalışıyor.

Ama Oktay İzgi’nin kardeşi, ağabeyinin acısına daha fazla dayanamıyor. Sarıldığı tabutun üzerinde baygınlık geçiriyor. Yere yığılırken polis memurları koluna giriyor, gözü yaşlı ailenin diğer fertlerinin yanına usulca götürüyorlar.

Türkiye’nin birçok ilinde bugünlerde benzer görüntüler sık sık tekrarlanıyor.

Image caption Temmuz’dan beri saldırılarda yaşamını yitiren polis ve asker sayısı 120’yi aştı.

PKK ile güvenlik güçleri arasındaki ateşkesin bozulmasından bu yana geçen iki ay zarfında cenaze törenleri artık neredeyse günlük hayatın parçası haline geldi.

Hükümet, PKK saldırılarında 120’yi aşkın polis ve askerin hayatını kaybettiğini söylüyor.

BBC’ye konuşan Mardin Valisi Ömer Faruk Koçak, “PKK’nın yaptığını tek bir kelimeyle özetleyebilirim: Terörizm” diyor.

Image captionMardin Valisi Koçak: “Teröristler yüksek sivil kayıp oluşturmaya çalışıyorlar. Sivillerin zarar görmemesi için Şırnak Valimiz sokağa çıkma yasağı ilan etti.”

Vali Koçak, “PKK yönetimine mesajım insanlık suçu olan terörizmi bu toprakların çocuklarına empoze etmekten vazgeçip insanlık için faydalı işler yapmalarıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, terörizme karşı tüm devletlerin yaptığı gibi kendini savunma, halkını savunma, halkın güvenliğini koruma faaliyetleri yürütmektedir.” diye konuşuyor.

Mardin Valisi bu bağlamda geçtiğimiz hafta boyunca Şırnak’ın Cizre ilçesinde ilan edilen ve sekiz gün kesintisiz süren sokağa çıkma yasağını da savunuyor ve şöyle diyor:

“Sokağa çıkma yasağı sivilleri korumaya yöneliktir. Teröristler sivillerin arasına giriyor. İnsanları terörist faaliyetlerine karşı canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Mümkün olduğu kadar yüksek sivil kayıp oluşturmaya çalışıyorlar. Bundan dolayıdır ki sivillerin zarar görmemesi için Şırnak Valimiz sokağa çıkma yasağı ilan etti. Sivillere zarar verme niyeti olsa bunun için sokağa çıkma yasağı ilan etmeye gerek yok.”

Mermi kovanlarından oyuncak

Mardin’den 155 kilometre kadar ötede, Şırnak’ın Cizre ilçesinde hala sokağa çıkma yasağı boyunca yaşanan çatışmaların izleri var. Özellikle de Nur Mahallesi’nde…

Sokaklar halen yer yer çöp yığınlarıyla dolu, kimi hendekler kapanmamış, bazı barikatlar yıkılmamış…

Bir duvarda “Biz Kürdüz” yazısı dikkat çekiyor. Başka duvarlara PKK’nın, örgütün gençlik yapılanması YDG-H’nin isimleri yazılmış. Çocuklar zırhlı polis araçları önünde oyunlar oynuyor.

Evler çatışmalardan yorgun, çoğu delik deşik… Elimizde mikrofonu gören, gelip başından geçenleri anlatmak istiyor.

Kevser Uytun bizi evine çağırıyor. Evinin sokak başındaki bir zırhlı araçtan açılan ateşin altında kaldığını söylüyor.

“Sandık ki herhalde evi yok ettiler, taş üstünde taş kalmadı sandık. Camlar paramparça oldu, dolaplar parçalandı.” diyor.

Image caption Kevser Uytun: “Çocuklarla birlikte sürünerek kendimizi dışarı atmaya çalıştık. Hepsi ölecek sandım.”

Salonundaki dolap kurşun izleriyle dolu. Beş yaşındaki oğlu eve düşen mermi kovanlarını kendine oyuncak yapmış. Bir fincana koyup boşaltıyor.

Kevser Uytun sanki tekrar yaşıyormuşçasına o anı anlatıyor:

“Çocuklarla birlikte sürünerek kendimizi dışarı atmaya çalıştık. Çocuklar çığlık çığlığaydı. Hepsi ölecek sandım. Allah için benim üç çocuğum camın önünde duruyorlardı. Taramalı tüfekle ateş açtılar o anda. Yüreğim ağzıma geldi. Bu nasıl olur, böyle bir şey bir insanın başına nasıl gelir?”

Evin duvarında nasılsa sağlam kalmış bir resim asılı. Resimde bir bebek görülüyor. 18 aylık Mehmet Uygun, beş yıl önce aynı evde hayatını kaybetmiş. “Gaz bombası fişeği isabet etti, öldü” diyorlar.

Cemile’nin annesinden barış çağrısı

Cizre’nin bir diğer mahallesi Cudi’ye gittiğimizde ise kurulan taziye evini görüyoruz. Sıra sıra sandalyeler dizilmiş, ölenlerin yakınları başsağlığı dileklerini kabul ediyorlar.

Image caption Emine Çağırga: “Biz yine ellerimizi kenetleyelim, barışı getirelim. Barıştan güzel hiçbir şey yoktur. Analar diyor ki artık yeter.”

10 yaşındaki kızı Cemile kapısının önünde vurulan, kızının cesedini hastaneye götüremeyen, önce koynunda, sonra da iki gün boyunca buzlukta saklayan Emine Çağırga ve eşi Ramazan da burada…

Emine Çağırga, göğsüne çengelli iğneyle kızının bir vesikalık resmini tutturmuş. Elinde Cemile vurulduğunda yerden topladığı mermi kovanları var.

“Allah biliyor söyleyecek hiçbir şey kalmadı benim için. Cemile benim meleğimdi. Canımdan bir parçaydı.” diyor.

Ama tek isteğimiz yine de barış, diye ekliyor altını çize çize:

“Biliyorum bu çok zor. Ama biz yine de, sadece barış istiyoruz. Barış güzeldir. Biz yine ellerimizi kenetleyelim, barışı getirelim. Barıştan güzel hiçbir şey yoktur. Anaların yüreği daha fazla yanmasın. Analar diyor ki artık yeter.”

Taziye evinde aynı görüşü paylaşan çok aile var.

Image copyrightDIHA Image captionSalih Süne: “Annem daha bir gün önce ölen askerlere ağlamıştı. ‘Kimse ölmesin artık’ demişti.”

Kapısının önünde vurulan, cesedi önce komşusunun avlusunda buz dolu pet şişelerle çevrili halde, sonra da bir tavukçunun soğuk hava deposunda bekletilen yedi çocuk annesi, 53 yaşındaki Meryem Süne’nin oğlu Salih Süne’nin sesi konuşurken titriyor.

Süne, “Annem ellerimden, kollarımın arasından gitti. Daha bir gün önce ölen askerlere ağlamıştı. ‘Kimse ölmesin artık’ demişti. Biz barış istiyoruz. Kimse yaşamasın böyle bir acı. Asker de, polis de, gerilla da ölmesin artık. Kardeşlik istiyoruz biz.” diyor.

‘Kimsenin oğlu gitmesin’

Ramazan Nayci yanıma geliyor, o da derdini paylaşmak istiyor. 16 yaşındaki oğlu Mehmet Sait Nayci’nin nasıl vurulduğunu anlatıyor.

Çatışma sesleri çoğalınca korkup evden uzaklaşmak istediklerini, kaçarlarken Mehmet Sait’in arkadan sesini duyduğunu söylüyor.

“Mehmet Sait geride kalmıştı. ‘Ah babo!’ diye ses geldi. Gittim baktım yerdedir. Akşam 9’du. Sabah 3’e kadar orada kaldı. 6 saat sağ kaldı, yerde, yaralı. Sonra öldü. Marketin soğuk hava deposuna götürdük.” diyor.

Ramazan Nayci “Benim oğlum gitti artık. Kimsenin oğlu gitmesin. Ben barış istiyorum gene.” diye bitiriyor sözlerini.

Cizre’de tam olarak neler yaşandığının net bir tablosunu çıkarmak hala çok zor. Verilen bilgiler, rakamlar çelişkili…

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cizre’de sokağa çıkma yasağı süresince tek bir sivilin ölmediğini söylemiş, İçişleri Bakanı Selami Altınok ilk yaptığı açıklamada “Terör örgütünün kaybının 30-32 olduğunu değerlendiriyoruz” diye konuşmuş, bir sivilin hayatını kaybettiğini belirtmişti.

Konuştuğumuz ancak ismini gizli tutmak isteyen yerel bir yetkili “çatışmalarda vurularak ölen sivil sayısının 15, örgüt mensubu sayısının ise 32 olduğunu” ifade etti.

Şırnak Valisi Ali İhsan Su son yaptığı açıklamada “Terör örgütü kaybının 40-42 civarında olduğu değerlendirilmektedir” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi HDP ise Cizre’de sokağa çıkma yasağı sırasında 23 sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor.

Gençler Demirtaş’ın çağrısına ne diyor?

Cizre’de sokak aralarında gündüz dolaşırken çok sayıda hendek ve barikat görüyoruz. Ancak barikatların başında kimse yok.

Fotoğraf çekerken etrafımızı bir grup genç sarıyor. Bu barikatlar ne zaman kuruldu, kim duruyor bunların başında diye soruyoruz. Uzaklaşıyorlar.

Neden sonra içlerinden ikisi yanımıza gelip “Bizi takip edin” diyor ve yakınlardaki bir evin içine götürüyorlar.

Evde birkaç kasa molotof kokteyli, iki av tüfeği, havai fişekler, ses bombaları var. Fotoğraf çekmemize, görüntü almamıza izin vermiyorlar.

18-19 yaşlarındaki bu iki genç henüz YDG-H üyesi olmadıklarını ama olacaklarını söylüyor. YDG-H’nin Cizre’de asayişi sağladığını, hepsinin mahalleli gençler olduğunu belirtiyorlar.

HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın sözlerini hatırlatıyorum. Demirtaş, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Biz Kürt gençlerine savaşı, şiddeti önermiyoruz. Silaha gerek yok. Ateşkes olmalı. Söz siyasete bırakılmalı” diye konuşmuştu.

Biri “Biz de silah kullanmak istemiyoruz. Ben de öğrenciyim. Hep kalem kullanmak istiyorum. Ama kalemle kendimizi ne kadar savunabiliriz?” diyor.

“Ne yapacaksın peki ileride?” diye soruyoruz.

“Eğer başka arkadaşlarım da ölürse ne yapacağım? PKK’ye katılıp onların öcünü alacağım.” diye yanıt veriyor.

‘Halktan insanlarız’

Akşam çöktüğünde yakınlardaki barikatın başı kalabalıklaşıyor. Üzerinde Kürtçe “Yaşasın Kürdistan’ın Birliği” yazılı siyah tişörtler giymiş, yüzleri maskeli üç kişi ellerinde pompalı tüfeklerle kum torbalarından oluşan barikatta nöbet tutuyor. Yerde molotof kokteylleriyle dolu bir kasa, ses bombaları, havai fişekler duruyor.

Barikatın arkasında yüzleri açık, sivil giyimli gençler, çocuklar, az sayıda da yaşlı var.

Saat henüz geç olmamasına karşın sokak hayli sessiz. Yaklaşan bir motosiklet ya da arabanın sesi dahi, bir anda alarm durumuna geçilmesine yol açıyor.

Aralarından genç bir kadın, yüzünü gizlemek şartıyla kameralarımıza konuşmayı kabul ediyor.

YDG-H’nin mahalleli gençlerden oluştuğunu, “özsavunma” amacıyla bu barikatlarda beklediklerini söylüyor.

“Ben burada oturuyorum. Benim ailem de burada. Burada nöbet tutan gençlik de, insanlar da tamamen halktan insanlar. Özgürlüğümüzün kısıtlanmadığı son ana kadar, biz hiçbir şekilde karşılık vermeyiz. Çünkü savaşı isteyen biz değiliz. Savaşı isteyen onlar.” diyor güvenlik güçlerini kastederek…

“Peki neden elinizde silah var?” diye soruyorum.

“Toplara, bombalara, onların elindeki ağır silahlara karşı ne yapalım? Canlı kalkanlarımız da var. Ama onları da öldürüyorlar. Topa karşı taş mı atalım? Asıl silahlı olan karşı taraf, biz değiliz.” yanıtını veriyor.

Kısa bir süre sonra operasyon başlayacağı bilgisi aldıklarını, hemen oradan uzaklaşmamız gerektiğini söylüyorlar. Gerginlik giderek tırmanıyor. Mahalleden birkaç barikatı ve kontrol noktasını aşarak ayrılıyoruz.

Şırnak Valisi Ali İhsan Su, Cizre’de yaşananlarla ilgili olarak dün yeni bir açıklamada bulundu. Sokağa çıkma yasağı sırasında düzenlenen operasyonlarda 1150 kilogram patlayıcı ve 39 bomba düzeneğinin imha edildiğini, uzun namlulu silahlar ve mühimmat ele geçirildiğini açıkladı.

Konuştuğumuz yerel yetkililer, her an yeniden sokağa çıkma yasağı ilan edilebileceğinden, operasyonların süreceğinden söz ediyor.

Cizre’de hala temkinli bir sükunet havası hakim. Çocuklar enkaz yığınları arasında beş taş oynuyor.

Ancak edindiğimiz izlenim şu ki, birçok Cizreli yine operasyonlar olursa taş üstünde taş kalmamasından endişe ediyor.

BBC-Logo

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun