Belli ki burası yitik bir ülke! Böylesi feci bir zillet! – Fikrikadim

Belli ki burası yitik bir ülke! Böylesi feci bir zillet!

Nuray Mert

Nuray Mert

Ak Parti 5. Olağan Kongresi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın listelere müdahalesi tartışmalarıyla gündeme oturdu.  Ahmed Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı arasında çekişme olduğu iddiaları… Abdullah Gül’ün ve ekibinin partiden tamamen tasfiye edildiği iddiaları başka bir mesel. Nuray Mert Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinden Erdoğan’ın Ak Parti üzerindeki artan hakimiyetinin asıl müsebbibinin parti içindeki bu kötü gidişattan rahatız olduğunu söyleyen ‘sorun var ve biz de rahatsızız ama şu, ama bu’ diyenlerin, mazeret üretenlerin payının herkesten daha fazla olduğu anlatıyor. Onları bir anlamda iki yüzlülükle eleştirirken ortada bir sorun görmeyenlerin ise en azından samimi olarak buna inandıklarını belirtiyor.

Artık ne noktada olduğumuzu görelim. Geçelim, demokrasiyi, hukuk devletini, özgürlükleri, burası ilkesel siyasetin en sıradan tezahürlerinin bile yok olduğu, dahası siyasal adabın, kuralın, teamülün hiçe sayıldığı bir yer. AK Parti Kongresi, her şeyden çok, bizi idare eden ve idareyi kimseye kaptırmamak için seçimleri bile tekrarlamaktan kaçınmayan bir parti ve zihniyetin, bu açılardan sergilendiği son sahne olması açısından önemliydi.
Öteden beri, siyasi umudunu AK Parti içinde karışıklık çıkmasına bağlayanlara son derece mesafeliyim, bunlar ister muhalif çevreler olsun, ister uygun koşullar oluştuğunda sahne alma hesabı yapan AK Partililer, benim için fark etmez. Benim için siyaset bu tür hesaplar üzerinden yapılmaz, açık tartışma, açık siyaset yolları üzerinden yapılır. Dahası, parti içinde ayrışma olacaksa, ilkeler, değerler üzerinden olmalı, kişisel iktidar hesapları üzerinden değil. İşte tam da bu nedenle, AK Parti üzerindeki Erdoğan hâkimiyetinin pekişmesinin gün yüzüne çıkmasına ne şaşırdım, ne vahlandım. Erdoğan’ın siyasetini sorunlu bulan varsa, çıkar açıkça ve efendice itiraz eder, yoksa kişiliğinin hiçe sayılmasına, talimat almaya devam etmeye mahkûm olur.

Kariyer hesapları
Aslında, bu durum diğer partiler için de geçerli, parti içi demokrasi işlemiyorsa, bu liderlerin dayatmasından ziyade, kariyer hesapları dayatmalara boyun eğmeye müsait siyaset erbabının çokluğundan dolayıdır. Erdoğan’ın fazladan otoriter bir lider olduğu doğru, ama söz konusu olan Erdoğan olsa bile, ‘baskın kişiliğinin’ nedenini çocukluk hikâyesinde aramaktan ziyade, şeyh uçuran müritlerde ve/veya etrafındakilerin kişilik yoksunluğunda aramak daha doğru. Ak Parti söz konusu olduğunda, bazı müşteki mensuplarının ‘davaya zarar vermemek için bazı şeylere katlanmak’ mazeretinin aslında hiçbir karşılığı yok. Memleket şu hale gelmiş, daha ne ‘dava’sı? ‘Ne var memleketin halinde?’ diyenler için sorun yok, onlara diyeceğimiz bir şey de yok, Allah selamet versin. Ama, artık kimse, ne kendini ne başkalarını ‘sorun var ve biz de rahatsızız ama şu, ama bu’ diye kandırmaya kalkmasın, bana sorarsanız onların bu gidişattaki payı herkesten daha fazla. Hiç olmazsa diğerleri ya samimi olarak sorun olmadığına inanıyorlar ya da farklı nedenlerle de olsa, mevcut tabloyu açıkça üstleniyorlar, kaçamak güreşme, kendini temize çıkarma yoluna gitmiyorlar.

Makbul mesajı
Tüm bunlar dışında, AK Parti kongresinin benim açımdan en çarpıcı olayı, geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesine ‘sefer düzenleyen’ bir gruba eşlik eden AK Parti milletvekilinin Divan üyesi yapılmak suretiyle taltif edilmesi oldu. Siyaset adabının dahi hiçe sayılmasından kastettiğim bu, bu arada ‘siyaset adabı’ tabirinin fazla nazik kaçtığının farkındayım. Geldiğimiz noktaya bakar mısınız, Türkiye’de çoğunluğun oylarını alan iktidar partisi, en azından ayıp olmasın diye bu şahsa, sözde de olsa bir kınama yapmadığı gibi, böyle birini taltif ederek her şeyden önce bir adapsızlık örneği veriyor. Veya daha kötüsü, onun üzerinden bir mesaj vermiş oluyor;‘hasımlarıma gözdağı veren, benim makbulümdür’ diyor, ‘AK Parti’nin karşısındaolan başına gelenlere katlanır, bundan sonra da ayağını böyle denk alsın’ diyor. Dahası var, muhtemelen, tüm bunları bildiği için kendini öne atan bu zat, Erdoğan’a hitaben ‘Seçimlerin sonuçları ne olursa olsun seni başkan yapacağız’ diye galeyana geliyor, getiriyor, ödülünü almakta gecikmiyor. AK Parti böylesi bir skandalı kaale bile almıyor, ‘Ne demek seçimlere rağmen?’ demek kimsenin aklından geçmiyor, sıkıysa geçsin. Zaten, parti sözcülerinden bir uzun adam, bu olayın mevzu edildiği bir basın toplantısında kem küm etmemiş miydi? Dahası, bilgelik iddiasında bir Başbakan, bu divanın önünde medeniyet, dava diye esip gürlemekte beis görmüyor. Yazık, çok yazık!
Fazla söze hacet yok, her şey apaçık ortada. Belli ki burası yitik bir ülke! Böylesi feci bir zillet! Belli ki çekecek daha çok çilemiz var.

Cumhuriyet

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun