Yürekleri dağlayan Dağlıca kimin işi? – Fikrikadim

Yürekleri dağlayan Dağlıca kimin işi?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Bölgede yaşanan ve yabancı istihbarat örgütleri tarafından tırmandırılan terör olaylarının ve son olarak Türkiye’nin gündemine düşen ve yürekleri dağlayan Dağlıca faciasının sürpriz olmadığını biliyoruz. Kandil bombalanmadan önce Murat Karayılan komutasındaki en az beş yüz kişilik bir PKK’lı grubun ABD’li koalisyon güçleri komutanlığı tarafından Kerkük’e 10 km mesafedeki Leylan köyü civarındaki Kader Karem dağında konuşlandırıldığı söyleniyor. Kerkük’e 10 kilometre mesafedeki Leylan Köyü’nde Sihat Barzani’nin komuta ettiği 1. Savunma Gücü var. Peşmerge Ordusu 20 ile 30 bin arasında bir güçten oluşuyor. Sovyet tankları, zırhlı araçlar ve toplarla birlikte yeni dönemde alınan tank ve zırhlı araçları da var. Türk savaş uçakları Kandile vurmaya gittiklerinde Kandil’deki PKK savaş gücünü oluşturan birlikler çoktan başka bölgelere kaydırılmıştı. Bkz 24 Ağustos 2015/ Türkiye kiminle savaşıyor bilen var mı?

7 Haziran seçimleri sonrası konsept değişikliğine giden Alman ajanlar,  Kandil ‘de verdiği eğitimlere bir de ‘şehir savaşları’nı ekledi. Türk istihbaratı, örgütün özerklik çıkışıyla birlikte il ve ilçelerde kurduğu hendekli, el yapımı bombalı tuzakların arkasındaki güçleri tespit etmeye çalışırken, sınırda ilginç bir tezgâhla karşılaştı. İstihbarat raporlarına göre, PKK’lılara eğitim için Kandil ‘e gelen Alman istihbarat kurumu BND ajanları, bölgedeki Kaletuka kampını kendilerine merkez üs olarak belirledi. Şubat ayından beri bölgede üslenen ajanların hafta içi mesaisini Kaletuka’da harcayıp hafta sonlarını ise Süleymaniye kentinde geçirdikleri öğrenildi. Bkz 26 Ağustos 2015/Kandilde öldürülen Alman ajanlar!

İran İçişleri Bakanı Abdulrıza Rahmani Fazli’nin, asker kıyafeti giyerek İran-Irak sınırında yer alan Kandil dağlarına çıkmasına ne demeli? İranlı Bakan PKK’nın ana üs olarak kullandığı dağdaki fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı. Bu görüntüler İran medyasında Türkiye ile savaşan PKK’ya siyasi ve askeri yardımın yanı sıra psikolojik destek olarak nitelendi. Ayrıca Türk Ordusunun giremediği Kandile İran’ın girdiği ironisi yapıldı. Benden söylemesi bu mesaj sadece Türkiye’ye yönelik değildi. Barzani’ye de kendine çok güvenme bir PKK kıvılcımı yeter mesajı verildi. Bkz 27 Ağustos 2015/İran neden Barzani düşmanı oldu? Güneydoğu’da görev yapan bir üst düzey emniyet görevlisinin “güvenlik güçlerine yönelik seri suikast ve saldırılarla yönetime karşı isyan etmeleri sağlanmak isteniyor” dediği bazı mahfillerde konuşuluyormuş! Bkz 31 Ağustos 2015/İngilizler ve Fransızlar Türk Ordusunu kışkırtıyor mu?

Tüm bunlara bakılarak Dağlıca faciasının tesadüf olmadığı ve Türkiye dâhil bazı ülkelerin yaklaşmakta olan fırtınadan daha önce haberdar oldukları söylenebilir. Nitekim Amerika Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarının Türkiye’ye seyahat etmesine yönelik bir uyarı yayınladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İncirlik’ten IŞİD hedeflerine başlatılan hava saldırılarının ardından Adana’daki ABD Başkonsolosluğu’nda görevli personele de, ailelerini “ihtiyati tedbir” gerektiren durumların artmasından dolayı “gönüllü olarak” uzak yerlere gönderme yetkisi verildi. Bir başka gelişme ise İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Kürdistan Bölgesi siyasi partileriyle temaslarda bulunması.

Bölgede IŞİD ve PKK propagandası yaptıkları ve adı geçen terör örgütleriyle bağlantıları olduğu iddiasıyla Diyarbakır’da tutuklandıktan sonra Adana’daki cezaevine konulan ve mahkemece serbest bırakılan gazeteciler Philip Gingell Hanrahan ile Philip John Pendlebury sınır dışı edildi. Bilgisayarında, IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tarafından kullanıldığı iddia edilen kriptolu şifreleme sistemi bulunan Irak uyruklu Rasool ise halen tutuklu bulunuyor. Vice News ekibinin kaldığı otel odasında PKK’ya bağlı bulunan oluşumların kısaltmaları ve İngilizce açılımlarının yazılı bulunduğu ajanda bulunmuştu. Gazetecilerin PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H mensuplarının silahlı, el yapımı bomba ve molotofkokteyli hazırlarken görüntülerini çektiği tespit edilmişti.

Dağlıca faciasının detayları konusunda farklı bilgiler mevcut. Adeta bilgi kirliliği yaşanıyor. Genelkurmay kayıplar konusunda rakam vermeden, Yüksekova’da PKK’nın Dağlıca’daki taburda görevli askerleri hedef alan saldırısında hayatını kaybeden ve yaralanan askerler olduğunu açıkladı. Ancak saldırıyı gerçekleştiren terör örgütlerine yakın haber ajansları farklı bilgiler aktarıyor. Hakkari Dağlıca’daki çatışmaya ilişkin ANF ajansından geçilen haberde, 1’i yarbay 31 askerin şehit olduğu öne sürüldü.. HPG’den yapılan açıklamada “Bu çatışmalarda net olarak İlker Çelikcan adlı 1 Kurmay Yarbay olmak üzere 31 asker ölmüş, 6 asker de yaralanmıştır. Buradaki ölü ve yaralı sayısı daha fazladır ancak netleştirilememiştir. Güçlerimiz 1 asker cenazesini de emniyetli bir yerde saklamıştır. Bu çatışmalarda gerilla güçlerimizin herhangi bir kaybı olmamıştır.” bilgisi verildi.

Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’nun, Dağlıca saldırısında şehit sayısının belli olmamasıyla ilgili “Ya şehitlerin kimlikleri belirlenemiyor, ya da PKK tarafından kaçırıldılar” demesi dikkat çekici. Pamukoğlu sıradan bir isim değil, hem bölgeyi, hem örgütü hem de savaş taktiklerini iyi biliyor.  Farklı kaynaklardan elde ettiğim bilgilere göre; hain Dağlıca saldırısının kararı Kandil’de alındı. Ağır silahlar ile donatılan 300’e yakın PKK’lı, Dağlıca’ya indi. Dağlıca’da PKK’lılar, operasyona giden iki zırhlı araç geçerken tuzakladığı 400 kilo C-4’ü uzaktan kumanda ile patlattı. Hainler yağmurlu ve puslu havadan yararlandı. Hakkari Dağlıca’daki hain saldırıda Tabur Komutanı Yarbay İlker Çelikcan şehit düştü. Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Dağlıca bölgesinde düzenlenen mayınlı saldırıda şehit olan askerlerden bazılarının cenazelerinin, PKK’nın eline geçtiği iddia edildi. Ayrıca PKK’nın saldırı için bölgeye günler öncesinden katırlarla ağır silah taşıdığı öğrenildi. Saldırının ardından F-16’lar da PKK hedeflerini vurmaya başladı.

Kısacası, bölgedeki fitne kazanı aylar öncesinden kaynatılmaya başlandı. Türkiye yukarıda ismi geçen bazı ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından adeta ablukaya alındı. Terör örgütüne her türlü eğitim ve lojistik destek sağlayan bu istihbarat örgütleri, bizzat kendi ajanlarının deşifre edilmesini göze alarak bölgede operasyonlar düzenledi.  Türkiye istihbarat ve güvenlik güçleri kendi içlerinde başlatılan tasfiye hareketlerinden dolayı, bazı bilgileri, gerekli makamlara sansürleyerek intikal ettirdi. 12 Eylül darbesinden yıllar sonra gazetecilere geçmişe dönük bir değerlendirme yapan Süleyman Demirel; ‘MİT her gün size Afrika’da hangi kabile hangi kabileden kaç kişiyi öldürdü diye haber verir ama Ankara’da altınız oyulur, darbe hazırlanır haber vermez’ demişti. Sanırım durum biraz merhumun anlattıklarına benziyor. Devlet Bahçeli bölgede sıkıyönetim ilan edilmeli derken bana kalırsa kulağına gelen duyumlar üzerine hükümeti ikaz etmek istemişti.  Olabilir mi? Siz ne dersiniz?

Twitter:@ oc32oc39 

omurcelikdonmez@hotmail.com  

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun