Türkler Tayland’ı neden patlattı? – Fikrikadim

Türkler Tayland’ı neden patlattı?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

17 Ağustos’ta Tayland’ın başkenti Bangkok’ta 20 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının Türkiye bağlantıları gittikçe karmaşıklaşıyor. Tayland polisi, Bangkok bombalamasıyla ilgili olarak üç Türk vatandaşı hakkında yakalama kararı çıkarttı. Bu kişilerden birisi Ahmet Bozoğlan. Bozoğlan, geçen Eylül ayında, Sulawesi adasında Doğu Endonezya Mücahitleri olarak bilinen grubun lideri Şeyh Ebu Wardah  Santoso ile görüşmeye çalıştıkları iddiasıyla Endonezya polisi tarafından gözaltına alınmış, Bozoğlan ve beraberindeki 3 Uygur Türkü 6 yıl hapse mahkûm edilmişti. Hükümlülere sahte Türk pasaportu taşıdıkları suçlaması da yapılmıştı. “Doğu Endonezya Mücahidleri” isimli örgütün lideri Santoso, Irak-Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) biat ettiğini açıklamıştı. Şeyh Ebu Wardah  Santoso, Endonzeyya’da en çok arananlar listesinin başında bulunuyor. Tayland Ulusal Polisi Sözcüsü Prawut Thavornsiri’nin bugün yaptığı açıklamaya göre, Emrah Davutoğlu isminde bir Türk vatandaşı hakkında da yakalama kararı var.

Bangkok’ta Erawan Budist Tapınağına yönelik bombalı saldırının faillerinin sahte de olsa Türkiye pasaportu taşımaları, Türkiye’nin Asya’daki İslamcı terör olaylarıyla ilişkilendirilmeye çalışıldığını gösteriyor. Mart 2014’te ülkedeki kauçuk tarlalarının bulunduğu dağlık güney bölgesi Songkhla’daki gizli kampta kendilerini ‘Türk’ olarak tanıtan 200 mültecinin yakalanmış ve çoğunluğu Çine iade edilmişti. Bangkok’ta Erawan Budist Tapınağına yönelik bombalı saldırının faillerinin Uygur kökenli olmasından yola çıkılarak, Çine iade edilen Uygur Türklerinin intikamının alındığı yorumları yapılıyor. Bana kalırsa Erawan Budist Tapınağına yönelik bombalı saldırının amacı, salt Çin’e iade edilen Uygur Türklerinin intikamının alınmasıyla sınırlı değil! Çünkü bu saldırı özünde Fundamentalist Budistlerin, Myanmar ve diğer Asya ülkelerinde Müslümanlara yönelik katliamlarına bir cevap niteliği taşıyor. Bu eylemin Doğu Türkistan İslami Hareketi ile Doğu Endonezya Mücahidleri örgütünün birleşik bir eylemi olduğu söylenebilir.

Çin yönetimi baskıcı politikalarını sürdürdükçe sadece kendi içindeki değil, komşu ülkelerde yaşayan Müslüman toplumların ve İslami örgütlerin nefretini yıldırım gibi üzerine çekiyor. Zira her an patlamaya hazır bomba konumundaki Kaşgar’ın, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Pakistan’a doğrudan sınırı var ve bu da  bölgedeki hassasiyeti daha çok arttırıyor. Çin Komünist Partisi 18. Merkez Komitesi’nin 3. Toplantısında verilmiş karara göre Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in başkanlığında Çin Devlet Güvenliği Komitesi oluşturuldu. Komitenin kurulma amacı, etnik ayrılıkçılık ve İslami aşırılığın oluşturduğu tehditlere karşı önlem almak. Şanghay İşbirliği Örgütü/Shanghai Cooperation Organization adını örgütün ilk toplandığı yerden, Şanghay’dan almakta. Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın 1996’da yılında oluşturdukları yapılanma Şanghay Beşlisi olarak anılıyordu. Bu örgüt 2001’de Özbekistan’ın katılımıyla üye sayısını altıya çıkarttı.

Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin; Güney Asya, Orta Asya ve Batı Asya gibi bölgelerde faaliyet gösterdiği ve çok sayıda uluslararası İslami örgütlerle işbirliği yaptığı biliniyor. ŞİÖ (Şanghay İşbirliği Örgütü) oluşturulurken, Orta Asya ve Uzakdoğu Asya’da bağımsızlık talebinde bulunan İslami örgütlerle mücadele etmek hedeflenmiş. Çin’in İslami hareketlere karşı mücadelenin yapılması için ŞİÖ nezdinde girişimde bulunduğu anlaşılıyor. ŞİÖ konsepti, her şeyden önce saldırgan milliyetçilik ve ayrılıkçılığın önlenmesi için oluşturulmuş. Her iki tehdit algısı da Türklere ve Asya’daki Müslüman halklara yönelik. Doğu Türkistan İslami Hareketi günümüzde sadece Çin’in güvenliğini değil, ŞİÖ üyesi Orta Asya ülkeleri ve Rusya’nın güvenliğini de tehdit ediyor(bkz: 18.02.2014/timetürk/Doğu Türkistan İslami Hareketi Şanghay İşbirliği Örgütü’nü tehdit ediyor!)

Asya Müslümanlarına yönelik katliamların sona erdirilmesi ve saldırgan Budist toplulukların durdurulması için Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin uzun süredir hazırlık yaptığı ve bu amaçla Mynmar’a gidecek birliklere silahlı eğitim verdirdiği söylenmekte. Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin; Güney Asya, Orta Asya ve Batı Asya gibi bölgelerde faaliyet gösterdiği ve çok sayıda uluslararası İslami örgütlerle işbirliği yaptığı zaten biliniyor. Türkiye’de bazı sivil toplum örgütlerin insani yardım amaçlı görüşmeler yaptığı bazı Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri, Doğu Türkistan İslam Hareketi’yle irtibatlı olabilir. Yalnızda sayılmazlar çünkü yurt dışındaki akraba Türk topluluklarının maruz bırakıldıkları katliam, işgal gibi fiili durumlarda Türkiye’den yardımlarına giden gönüllü savaşçılara rastlanabiliyor. (bkz: 14.03.2014/Timetürk/Myanmar Cihadında Türk Mücahitler)

Çin’de Doğu Türkistan İslami Hareketi ve Türkistan İslami Partisi, Uygur Türkleri arasında oldukça örgütlü bir yapıya sahip. Doğu Türkistan İslami Hareketi’nin yalnızca 1990 ve 2000 yılları arasında kısa bir süre varlığını sürdürdüğü ve lideri Hasan Mahsum’un Veziristan’da Pakistan ordusunun bir operasyonu sırasında öldürülmesinden sonra yok olduğu söyleniyor. Türkistan İslami Partisi ise 2005’te onun devamı niteliğinde bir örgütlenme olarak ortaya çıktı. Bu örgütün 200 ila 400 militanı olduğu ve Kuzey Veziristan’da Mir Ali yakınlarında üslendikleri düşünülüyor. Hareketin Pakistan Taliban’ı ve Özbekistan İslami Hareketi ile yakın ilişkileri olduğu biliniyor. Çin’in batısındaki Sincan Bölgesinde faaliyet gösteren silahlı “Doğu Türkistan İslam Hareketi”nin Suriye’deki Selefi gruplara katılarak birlikte savaştıkları söyleniyor. Çin istihbaratının Çin medyasına servis ettiği haberlerde, geçen mayıs ayından itibaren harekete bağlı silahlıların yanı sıra Doğu Türkistan ile Dayanışma Derneği üyelerinin el-Kaideye ve Suriye’de savaşan diğer örgütlere katılmak için Suriye’ye doğru yöneldiklerini belirtiliyor. Çin yönetimi, Uygur bölgesindeki silahlı güçlerin Çin’de saldırı düzenlemek için IŞİD’den eğitim almak üzere ülkeden ayrıldıklarını iddia ediyor. (bkz: 12 Aralık 2014 Fikrikadim/Müslüman Uygurlar Çin’in kızıl zindanlarında!)

Ancak her ne kadar yakalanan failler Uygur Türklerini potansiyel şüpheli yapıyorsa da, bölge ülkeleri arasındaki siyasi ve ekonomik rekabetin, bu saldırıda Uygur Türklerinin bir başka bölge ülkesinin istihbaratı tarafından kullanılmasına yol açmış olabileceği düşünülmelidir. Tayland’ın temel ihraç malları, otomatik veri işleme makineleri ve aksamları, değerli taşlar ve mücevherat, motorlu araçlar, parça ve aksamı, elektronik entegre devreleri, pirinç, demir, çelik ve ürünleri, kauçuk; temel ithal malları ise ham madde, makine ve aksamı, kimyasallar, elektrik devreleri ve paneller, gümüş ve altın, sebze ve elektrikli ev nden oluşuyor. Yıllık %7’ye varan büyüme oranıyla, gerek bölgesindeki diğer ülkelere kıyasla, gerek dünya ölçeğinde gelişmiş ekonomiler arasında yer alan Tayland ekonomisi, dünya sıralamasında 30.

Satın alma gücü paritesine göre yapılan hesaplamalarda Tayland, 24. sırada. Ülke ekonomisi tarıma dayalı olmaktan çıkıyor, sanayileşiyor ve hızla kalkınıyor. Tayland, Güneydoğu Asya’daki stratejik konumu, okur-yazar oranının yüksekliği, genç nüfusu, önemli doğal kaynakları, büyük iç pazarı, artan satın alma gücü, istikrarlı iç ve dış siyaseti ve ekonomik/mali politikaları sayesinde bölgede önemli bir ekonomik güç. Bu açıdan bakıldığında bölgedeki Endonezya, Malezya, Vietnam, Kamboçya,  Singapur, Hindistan ve Çin gibi ülkelerle bazı alanlarda rekabet edebilecek kapasitesi mevcut. Her ne kadar failler sahte Türkiye pasaportu taşısa da, Uygur Türkü ve Müslüman olsa da, Tayland devletini bölgede kendisine rakip gören bir başka bölgesel güç odağının cezalandırmak istemiş olabileceği, ihtimal dışı değil. Sizce Tayland’ı patlatan bu bölgesel güç Çin olabilir mi? Ne dersiniz?

Twitter:@ oc32oc39  

omurcelikdonmez@hotmail.com

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun